Bütçe 23 yıl sonra ilk kez fazla verdi
Merkezi Yönetim Bütçesi, geçen yılın 11 ayında 3,4 milyar YTL açık verirken, bu yılın aynı döneminde 64 milyon YTL fazla verdi, böylece, bütçe uygulamalarında 23 yıl aradan sonra Ocak-Kasım dönemi itibariyle fazla verilerek önemli bir performans yakalandı.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın bütçe sunuş konuşması metninde yer alan verilere göre, Kasım ayında Merkezi Yönetim Bütçe giderleri 13,4 milyar, Merkezi Yönetim Bütçe gelirleri 17,2 milyar, faiz dışı fazla ise 7,1 milyar YTL olarak gerçekleşti. Kasım ayında bütçe 3,8 milyar YTL fazla verdi.
Ocak-Kasım döneminde ise Merkezi Yönetim Bütçe giderleri 157,7 milyar YTL, Merkezi Yönetim Bütçe gelirleri 157,8 milyar YTL oldu. Bu dönemde vergi gelirleri 125,9 milyar YTL, Merkezi Yönetim Bütçe fazlası 64 milyon YTL, faiz dışı fazla ise 44,1 milyar YTL olarak gerçekleşti.
FAİZ DIŞI FAZLA
Ocak-Kasım 2005 döneminde 38,1 milyar YTL olan faiz dışı fazla tutarı, bu yılın aynı döneminde yüzde 15,9 oranında bir artışla 44,1 milyar YTL olarak gerçekleşti.
Kasım ayı sonu itibariyle, 2005 yılında toplam faiz dışı fazlanın yüzde 97’si gerçekleştirilmişken, 2006 yılında yıl sonu toplam faiz dışı fazla hedefi aşılarak yüzde 136,8′ine ulaşıldı. Söz konusu dönemde, Merkezi Yönetim Bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2, merkezi yönetim bütçe gelirleri ise yüzde 17,1 oranında artış gösterdi.
İlk onbir aylık dönemde, toplam bütçe ödeneklerinin yüzde 90,5′i, faiz hariç bütçe ödeneklerinin ise yüzde 88,7’si kullanıldı.
Kasım sonu itibariyle Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerine bakıldığında, yılsonu bütçe hedefinin yüzde 98,4′ünün bu dönemde tahsil edildiği görülüyor. Geçen yılın aynı döneminde söz konusu oranın yüzde 88,2 olmuştu.
VERGİ GELİRLERİ
Bu dönemde, vergi tahsilatında geçen yılın ilk onbir aylık dönemine göre yüzde 16,4 oranında artış sağlandı. Bu artışla yıl sonu vergi geliri hedefinin yüzde 95,3′üne ulaşıldı.
Geçen yılın aynı döneminde toplam vergi gelirlerinin yüzde 90,5′i tahsil edilmişti.
2006 YIL SONU GERÇEKLEŞME TAHMİNLERİ
2006 yılı sonu itibariyle, Merkezi Yönetim Bütçe giderlerinin 175,2, Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 172,2, bütçe açığının 3, faiz dışı fazlanın ise 43,2 milyar YTL olarak tahmin ediliyor.
2006 yılı bütçesinde bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,6 olarak hedeflenmişken, gerçekleşmenin yaklaşık yüzde 0,5 olması bekleniyor.
Yıl sonu itibariyle faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 8,2 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu oran 2002 yılında yüzde 18,9 düzeyinde bulunuyordu.
Unakıtan: 2007 bütçesi seçim bütçesi değildir
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2007 bütçesinin seçim bütçesi değil, mali disipline uyan ve popülizme meydan vermeyen bir bütçe olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının görüşmelerine başlandı. Unakıtan, bütçeyi sunarken yaptığı konuşmada, 2007 bütçesinin, Hükümetin hazırladığı 5. bütçe olduğuna işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 5. yıl bütçesi yapıldığını bildirdi.
Bütçelerin mali yönleri yanında ekonomik ve sosyal yönlerinin de olduğunu ifade eden Unakıtan, geleceğe ilişkin öngörüleri içeren bütçelerin, ekonomide geleceğe yönelik beklentilerin de izlerini taşıdığını söyledi.
Güçlü bütçelerin, güçlü ülkelerin işi olduğunu, bir bütçe ne kadar sağlam, öngörülebilir ve güvenilir ise ülkenin küresel ekonomi içindeki yerinin de o derece güçlü ve sağlam olduğunu vurgulayan Unakıtan, “Küresel rekabet yarışında ülkemizin layık olduğu yere gelebilmesi, etkin kaynak kullanımı ve mali disipline bağlıdır. Çünkü rekabet gücü, insan kaynakları da dahil olmak üzere etkin bir kaynak kullanımı anlamına gelir” diye konuştu.
“BÜTÇE, MİLLETİN SIRTINDA YÜKTÜ”
Unakıtan, bütçelerin iyi idare edilmesi zorunluluğuna dikkati çekerek, aksi halde bu durumun, ülke riskinin artmasına neden olacağını kaydetti.
“Kendilerinden önce iyi hazırlanmayan ve idare edilmeyen bütçeler yüzünden” Türkiye’nin krizlere girdiğini, bedelini yüksek faiz olarak ödediğini ve ödemeye de devam ettiğini belirten Unakıtan, “Yüksek bütçe açıkları ve kamu borç yükü, milletimize sıkıntılar yaşattı ve çok çile çektirdi. Toplanan vergiler, faizlere bile yetmedi” dedi.
Unakıtan, iktidarlarından önce bütçenin, milletin sırtında ağır bir yük olduğunu da ifade etti.
“FAKİRE, FUKARAYA SAHİP ÇIKAN BÜTÇE”
Göreve geldiklerinde yüzde 14,6 düzeyinde olan bütçe açığının GSMH’ye oranının, bugün yüzde 1′lerin altına düştüğünü anımsatan Unakıtan, borç dinamiklerinde çok süratli iyileşmeler sağlandığını belirtti.
Unakıtan, Hükümetlerinden önce bütçe giderlerinin, daima hedeflenenin üstünde, bütçe gelirlerinin ise hedeflenenin altında gerçekleştiğini, bütçe açığı hedeflerinin tutmadığını söyledi.
Hükümetleri döneminde ise bütçe açıklarının daima öngörülerinden daha iyi gerçekleştiğini dile getiren Unakıtan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bütçe de daha önce hazırladığımız bütçeler gibi istikrarın devamı, güvenilirliğin artırılması ve Türkiye’nin kalkınması için hazırlanmış bir bütçedir. Bu bütçe milletimizin refah düzeyinin daha da artırılması anlayışı üzerine hazırlanmış bir bütçedir. Fakire, fukaraya ve özürlüye sahip çıkan bir bütçedir. Ancak, seçim bütçesi asla değildir.”
“NE ÇEKTİYSE, BU ZİHNİYETTEN ÇEKTİ”
Bakan Unakıtan, hedeflerinin, gelişmiş ve güçlü bir Türkiye olduğunu ifade ederek, güçlü Türkiye’nin de güçlü bütçeye sahip olması gerektiğini söyledi.
“Bu bütçe, mali disipline riayet eden, popülizme meydan vermeyen bir bütçedir” diyen Unakıtan, “Türkiye bugüne kadar ne çektiyse, ‘O ne verdiyse ben daha fazlasını veririm’ diyen zihniyetten çekmiştir. Bu anlayışa kesinlikle
geçit vermeyen bir bütçedir” dedi. Unakıtan, 2007 bütçesinin, mali disiplin anlayışı içinde hazırlandığını belirtti.
“PETROL FİYATLARININ ARTMASI…”
Unakıtan, dünya ekonomisinde görülen büyüme eğilimi sonucunda uluslararası likidite koşullarının, yükselen piyasalar lehine geliştiğini, yatırımcıların bu piyasalardaki yatırım araçlarına olan ilgisinin arttığını anlattı.
Dünyada petrol fiyatlarının, büyük ölçüde petrol ihraç eden ülkelerin alacakları arz yönlü kararlara bağlı olduğunu belirten Unakıtan, “Elimizde olmayan sebeplerden dolayı petrol fiyatlarının artmasının, ekonomimizi de menfi olarak etkilemesi kaçınılmazdır” dedi.
Unakıtan, dünya genelinde emtia fiyatlarındaki yükseliş eğilimi sonrasında enflasyonist baskıların, kendini göstermeye başladığını kaydetti.
Dünya piyasalarına yayılan aşırı likiditenin çekilmeye başlamasının etkisiyle, Mayıs ayının ortalarında yükselen piyasalardaki menkul kıymet fiyatlarında ve borsa fiyat endekslerinde ani düşüşler yaşandığını bildiren Unakıtan, şöyle devam etti:
“2007 yılı için, küresel ekonomide 2006′daki olumlu görünümün bir miktar tersine döneceğine dair işaretler vardır. Bundan sonraki dönemde küresel likidite koşullarının nasıl bir seyir izleyeceği konusu bütünüyle küresel büyüme sürecine bağlıdır. AB, Japonya ve Çin gibi ülkelerden gelmesi muhtemel yüksek büyüme hızları bu süreci doğrudan etkiler niteliktedir. Böyle bir gelişme, belli başlı ekonomilerin enflasyon ile mücadele amacıyla sıkı para politikası uygulamasına neden olabilecektir.”
KÜRESEL EKONOMİDEKİ GELİŞMELER…
Küresel piyasaların algılamaları ve risk öngörüsünün çok çabuk değişebildiğine işaret eden Unakıtan, küresel ekonomideki gelişmeleri çok yakından takip etmeleri gerektiğini belirtti.
Unakıtan, 2007′de ekonomik büyümenin, gelişmiş ekonomiler için yüzde 2,7, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler için yüzde 7,2 ve dünya ekonomisi için yüzde 4,9 seviyelerinde gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini bildirdi.
“TAVİZ VERMEYECEĞİZ”
Türkiye’nin, sürekli istikrarın sağlandığı örnek bir ülke konumuna gelmesinin son derece elzem olduğunu dile getiren Unakıtan, toplumsal hayatın her alanında gerçekleştirdikleri yapısal reformların, istikrarın kalıcı hale getirilmesi doğrultusunda atılan önemli adımlar olduğunu belirtti.
İstikrarı, “içindeyken değerinin çok fazla bilinmediği, ancak kaybedilince değeri anlaşılan bir kavram” olarak tanımlayan Unakıtan, “Onun için son 4 yıldır yaşadığımız istikrarın kıymetini bilelim ve onu gözümüz gibi koruyalım” dedi. Unakıtan, şunları kaydetti:
“İktidara geldiğimiz günden bugüne kadar yüce milletimizin desteği ile sağladığımız istikrar ortamının sürdürülebilir olduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kararlılıkla uyguladığımız politikalarımızdan asla taviz vermeyeceğimizin altını çizmek istiyorum.
Türkiye ekonomisi, tarihinde ilk kez 19 çeyrek aralıksız büyüyerek yeni bir rekora daha imza atmıştır. 2006 yıl sonu itibariyle de yüzde 5′lik büyüme hedefini aşacağız. 2007 yılında büyümenin temel dinamikleri özel tüketim ve yatırım harcamaları olacaktır. Bu da gösteriyor ki üretim, istihdam ve ihracat artışlarıyla birlikte ülkemiz ekonomisi sağlam temeller üzerinde yoluna devam etmektedir. 2002′de 2 bin 598 dolar olan kişi başına gelir, 2007′de 5 bin 550 dolara ulaşacaktır. Bu, bir zenginleşmedir. Satın alma gücü paritesine göre ise kişi başına milli gelirimiz 2007 yılında 9 bin 662 dolar seviyesine ulaşacaktır. Bu rakamlar, milletimizin satın alma gücünün ve refah seviyesinin arttığını göstermektedir.”
ENFLASYON
Unakıtan, enflasyonun, tavizsiz sürdürülen mali disiplin sonucunda, 2002 yılı başındaki yüzde 73,2 seviyesinden tek haneli rakamlara indiğini anımsattı. Unakıtan, enflasyonda 2006 yılının ilk yedi ayında arz yönlü unsurlar ve dışsal koşullardan kaynaklanan bir artış eğilimi gözlendiğine işaret ederek, bu dönemde enflasyonu olumsuz yönde etkileyen diğer bir unsurun da ham petrol fiyatlarında, yılın ilk çeyreğinden itibaren gerçekleşen artışlar olduğunu söyledi.
Unakıtan, enflasyona karşı yürütülen kararlı politikaların devam edeceğini ifade ederek, “Bunun, uzun ve zorlu bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Alınan tedbirler ve son dönemde uluslararası likidite koşullarındaki olumlu seyir nedeniyle 2007 yılında enflasyondaki düşüş sürecinin devam etmesi beklenmektedir” dedi.