Bütçe Makaleleri

Kamu Bütçesi Ç.Ü.İİBF Maliye

Sağlık ve tarım ödemeleri sorun

BÜTÇE verileri, bu konudaki uzman kişi ve kuruluşların değerlendirmeleri, olumlu seyreden genel bütçe dengelerine karşın, bazı kalemlerdeki tehlikeli seyre giderek daha fazla dikkat çekmeye başladı.

Sosyal güvenlik harcamaları ve tarımsal destekleme alımlarındaki tehlikeli gidişattan aslında bir süredir söz ediliyor. Bunlardan sosyal güvenlikle ilgili, bu yıl olumlu bir seyir izleniyor. Ancak bu olumlu seyir, tümüyle yapılan sosyal güvenlik affından kaynaklanıyor.

Yani SSK ve Bağ-Kur prim affı nedeniyle, önemli ölçüde tahsilat artışı gerçekleşti. Dolayısıyla, sosyal güvenlik bu yılki bütçede dengeleri bozan değil aksine dengeleri iyileştiren bir rol aldı. Örneğin sürekli bütçeden transfer alan Bağ-Kur, prim affı tahsilatları nedeniyle, son 3 aydır bütçeden transfer yapma gereği duymadı.

Ancak herkes biliyor ki; bu durum sürdürülebilir bir durum değil. Hatta bizim kanaatimize göre; beklenenden çok daha çabuk geri dönüş başlayabilir. Yani prim affından yararlananlar, birkaç ödemeden sonra bu ödemeleri, “nasıl olsa yeni af çıkar” diye, düzenli yapmaktan her an vazgeçebilirler.

Geçmiş dönemden bildiğimiz bir şey var ki; aflar yeni af beklentileri doğurur. Bunun da ötesinde sosyal güvenlik primleri konusundaki deneyim, özel sektörün sıkıştığı zaman ilk aksattığı ödemelerden birinin sosyal güvenlik primleri olduğunu bize gösteriyor.

Aslında gelen mailler ve telefonlardan da görüyoruz ki; daha şimdiden sıkıntı başladı. Bazı işverenler “Nasıl olsa affa girdik, onun ödemelerini yapıyoruz” diye, cari yani normal zamanı gelen sosyal güvenlik prim ödemelerini yapmıyorlar. Bu nedenle yeniden Çalışma Bakanlığı’na başvurular olduğunu biliyoruz. Bakalım Bakanlık ne yapacak?

Yani sosyal güvenlikteki bu yılki olumlu gidişat sürdürülebilir bir durum değil. Önemli olan artık af olmayacağının çok iyi anlatılması ve özellikle kayıtdışının önlenmesi ile sistemin sağlıklı ve şeffaf bir finansman yapısına kavuşturulması.

Sosyal güvenlik reformu, zorla da olsa, yapıldı ama mühim olan uygulama. Hükümetin bu konuda ne kadar ısrarlı olacağını göreceğiz. Seçim dönemine girilmiş olması ise tehlike…

YAPILAMAYAN ZAMLARIN ETKİSİ

Seçim döneminin gelmesi, zaten sorun olmaya başlayan tarımsal destekleme alım ve finansmanının önümüzdeki dönem daha fazla sorun olacağını gösteriyor. Maliye ne kadar saklamaya çalışsa da, geçen yıl TMO’nun yüklü alımları sorun olmuş, Hazine’den görev zararı yazılacağı bilinerek, kredi verilmişti. Şimdi TMO fındık alım görevini de üzerine aldı. Fındığı yeni ürünlerin izlemesi bekleniyor ve dolayısıyla tarımsal destekleme bütçe için, bütçe içinde gösterilmediği takdirde de, kamu ve borç dengesi için çok büyük sorun olabilir.

Sağlıkla ilgili olarak ise çok detaya girmeye gerek yok, durum ortada. Sağlıkta, ilaç harcamalarında son birkaç yıldır, belki onlarca defa değişiklik yapıldı ama bir türlü dikiş tutmadı. Aksine sağlık harcamaları giderek büyümeye devam ediyor.

İşin kötüsü sağlık hizmetlerinden memnuniyetsizlik de her geçen gün artıyor. Dolayısıyla seçim yaklaştığında, yapılmaya çalışılan tasarruflardan da vazgeçilebilir. Bir talimatla her şey eski haline dönebilir ama fatura bu kez çok daha büyük olur. Yeşil kart harcamaları devasa biçimde büyüyor. Taşrada konuştuğumuz banka şubelerinin yöneticileri, her türlü hilenin yapıldığını ve varlıklı kişilerin bile, partiyle, belediyelerle ilişkileri nedeniyle çok rahatlıkla yeşil kart alabildiğini, açıkça söylüyorlar.

Türkiye Ekonomik Araştırmalar Vakfı (TEPAV) dün yayımladığı haziran sonu bütçe değerlendirmesinde sağlık harcamaları ve tarımdaki tehlikelere dikkat çekmiş. Bizce sosyal güvenlik de önümüzdeki dönem yeniden sorun olacak. Buna ek olarak elektrik zamlarında görülen aksama, bütçe ve KİT dengesi üzerinde giderek daha fazla tehlike yaratacak.

Görüldüğü gibi bütçe rakamları olumlu ama içine girdiğiniz zaman, popülist kaygıların etkilerini de görüyorsunuz. Popülizmin dozu önümüzdeki dönemde belirleyici olacak.

Erdal Sağlam

Ağustos 22, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Devletin her 100 liralık harcamasının 22 lirası personele gidiyor

Hükümetle memur sendikaları arasında toplu görüşmeler sürerken, devletin bu yılın ilk yedi aylık döneminde yaptığı her 100 YTL’lik harcamanın 22.2 YTL’lik kısmını personel ödemelerinin oluşturduğu belirlendi.

Maliye Bakanlığının verilerine göre merkezi yönetim bütçe harcamalarının 98.5 milyar YTL olduğu bu yıl ocak-temmuz döneminde personel ödemeleri ise 21.9 milyar YTL’lik bir büyüklük oluşturdu. Devlet ilk yedi aylık dönemde personeline ayda ortalama 3.1 milyar YTL ödedi.

Personel ödemeleri sadece memur ve sözleşmeli maaşlarından oluşmuyor. Ocak-temmuz dönemindeki ödemenin 18.7 milyar YTL ile büyük bölümü memurlara yapılan ödemelerden kaynaklandı. Memurlara bu dönemde temel maaş adı altında 9 milyar, zam ve tazminat olarak 6.8 milyar, ödenek adı altında 507 milyon, sosyal hak olarak 826 milyon, ek çalışma karşılığı olarak 1.6 milyar YTL verildi. Memurlara bu dönemde 29.1 milyon YTL’lik de ödül ve ikramiye ödendi.

Sözleşmeli personele yapılan ödemeler ise toplam 580 milyon YTL oldu. Bu tutarın da 468.7 milyon YTL’sini ücretler oluşturdu. Sözleşmelilere yapılan zam ve tazminat ödemeleri ise 36 milyon YTL oldu. Sözleşmeli personele 64.8 milyon YTL’lik de ödül verildi.

Devletin işçilere yaptığı ödemeler ise 1.6 milyar YTL olarak gerçekleşti. İşçilere ödemelerin de 1 milyarını sürekli işçilerin, 66 milyonunu ise geçici işçilerin ücretleri oluşturdu. 135 milyon YTL’de ihbar ve kıdem tazminatı ödemesi yapılan bu dönemde 268 milyon YTL’lik ikramiye, 102 milyon YTL’de sosyal hak adı altında ödeme gerçekleştirildi.

Merkezi yönetim bütçesinden kamu kuruluşlarında çalışan geçici personele bu dönemde toplam 322 milyon YTL ödendi.

Devlet bu yılın ilk yedi aylık döneminde bütçeden muhtarlara toplam 113.1 milyon YTL ücret ödedi. Geçici köy korucularına ödenen ücretlerin toplamı ise 166 milyon YTL’yi buldu. Er ve erbaşlara ise yedi ayda toplam 65.7 milyon YTL harçlık verildi. Bütçeden öğrencilere ödenen harçlıklar ise 14.7 milyon YTL olurken, yurt dışındaki öğrencilere ödenen aylıkların toplam tutarı da 17.5 milyon YTL oldu. Devlet hükümlü ve tutuklulara ise 466 bin YTL’lik üret ödedi.

MİLLET VEKİLLERİ

Personel ödemeleri içerisinde milletvekillerine yapılan ödemeler de yer alıyor. Bu yılın ilk yedi ayında milletvekillerine 14.6 milyon YTL’si zam ve tazminat, 29.6 milyon YTL’si de milletvekili ödeneği adı altında olmak üzere toplam 44.2 milyon YTL ödendi. Cumhurbaşkanının yedi aylık ödeneği ise 148 milyon YTL oldu.

Ağustos 22, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Bütçe performansı ve memur maaş zammı

ÖNCEKİ gün açıklanan Temmuz ayı bütçe rakamları olumluydu. Bu olumlu rakamlarla ABD’den gelen iyi haberler birleştiğinde, piyasalardaki olumlu hava iyice pompalandı.

Temmuz ayı sonu itibariyle, bütçenin faiz dışı fazlası yaklaşık 4 katrilyon lira oldu. Geçen yılla kıyaslandığında, bu oldukça olumlu bir iyileşme rakamı.

Bütçe performansında vergi tahsilatındaki artışın yanısıra, özellikle sosyal güvenlik açıklarına yapılan bütçe aktarımlarının azalmış olmasının, çok büyük payı var. Bağ-kur’a son 3 aydır bütçe transferi yapılmamış olması, bu olumlu gelişmede tabi ki çok önemli rol oynuyor.

IMF tanımlı olarak bakıldığında ise hesaplamalar; faiz dışı fazlanın, yaklaşık 3,5 katrilyon gibi, yine de olumlu bir rakama ulaştığını gösteriyor.

Dolayısıyla bu yılın bütçesinde, bu yılın yüzde 6.5 olarak belirlenen faiz dışı fazlasının gerçekleşmesinde, önemli bir sıkıntı olmayacağı da kendiliğinden anlaşılıyor.

Zaten IMF, bu olumlu gidişatı ve bir defalık iyileştirmeleri gördüğü için, harcamalara kısıt koydu ve faiz dışı fazlanın yüzde 6.7-6.8’e çıkması zaten bekleniyordu.

Buna rağmen piyasalar, bütçe rakamlarını çok olumlu karşıladılar.

Bu yılki sosyal güvenlik performansının önümüzdeki yıllarda gerçekleşmeyeceğini herkes biliyor ama piyasalardaki olumlu haber ihtiyacı, bunu kayda geçirmelerini bile engelliyor.

Piyasaların çok fazla üzerinde durmadığı diğer gelişmeler ise memur maaş zamlarının getireceği yük ve ardından gelecek yeni tarımsal destekleme alım yükleri…

Maliye, her zaman olduğu gibi, memura yapılacak fazla zamma karşı. Maliyeciler memurlarla sürdürülen zam görüşmelerinde, geçen yılki enflasyon farkının kamuoyuna yansıyan rakamın da altında kaldığını söylüyorlar ama bu rakamı vermeye de razı gözüküyorlar. Ancak bu zam farkının Temmuz ayından itibaren ödenmesi konusunda çok ısrarlılar.

Bana karşılık memur sendikacıları bu yıl Ocak ayından, olmadı Nisan ayından itibaren, bu farkın ödenmesini istiyorlar. Ancak bununla da yetinmiyorlar, zammın en az yüzde 10 olması gerektiğini söyleyip, asgari memur maaşı belirlenmesi konusunda direniyorlar.

Şu kadarını söyleyelim; Maliyecilerin hesaplamalarına göre; Temmuz ayından itibaren verilecek geçen yılki enflasyon farkının toplam faturası 500 trilyon lira. Maliyeciler bu paranın bile olmadığını, bir yerlerden bulmaları gerekeceğini söylüyorlar.Yani Ocak ayından geçerli olursa bulunması gereken ek paranın miktarı, otomatik olarak 1 katrilyona çıkıyor.

KENDİNE ZAM YAPAN 25 BÜROKRAT

Bu hesapla yapılacak yüzde 5-6’lık bir zammın faturasının; Temmuz’dan geçerli olursa 1 katrilyon, Ocak’tan geçerli olursa 2 katrilyonu bulacağı, kaba bir hesapla bulunabilir.

Biz şahsen, Hükümetin, sıkıntı çıkmaması için yine ortayol bulmaya çalışacağını ve gelecek zam yükünün en azından 1 katrilyon lirayı bulacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu rakam bir yerlerden bulunmaya çalışılacak ve IMF’le önümüzdeki ay müzakere edilecek.

Gelecek IMF Heyetiyle, fındık başta olmak üzere yeni destekleme alım yüklerinin de konuşulmak zorunda kalınacağını düşünüyoruz.

Bu arada memurlarla zam görüşmelerinde, sendikacılar haklı olarak Maliyecilere “kendilerine yaptıkları gizli zammı” sormuşlar. Referans’dan Hacer Boyacıoğlu’nun ortaya çıkardığı “bürokrasinin müthiş kalem oyunları”ndan birine daha imza atan Maliyeciler ise bu yöndeki sorulara “Biz zammı hakettik” yanıtı vermişler. Yani “siz haketmediniz” mi demek istiyorlar?

Bunun da ötesine geçmişler, “Bizim zammımız ekonomik dengeleri etkilemez çünkü sadece 25 kişinin maaşını artırıyor” demişler. Yani demek istiyorlar ki; “Biz suyun başındaki 25 kişi kendi maaşlarımızı artırdık, ama sizin maaşını artırmıyoruz”

Biz çoğunluk iktidarı döneminde bürokrasinin zayıf olacağını, hele hele sürekli bürokrasiden yakınan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığında, bürokratların böyle bir şeye cesaret edemeyeceklerini sanırdık. Demek ki Başbakan göreve getirdiği 25 bürokrattan yakınıyormuş.

Ya da bu bürokratlar zamlarına ses çıkarılmadığı için, her istenileni sorgulamadan yapıyor…

Erdal Sağlam

Ağustos 19, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | 2 Yorum

Türkiye kamu harcamalarına az kaynak ayırıyor

KESK tarafından yapılan araştırmada, Türkiye’nin kamu harcamalarına son derece az kaynak ayırdığı, buna bağlı olarak kamu alanında ciddi bir istihdam eksikliği yaşandığı belirtildi.

KESK Araştırma Merkezinin (KESK-AR) araştırmasında, kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) içindeki payının OECD ülkelerinde ortalama yüzde 41 olduğu ifade edildi.
Türkiye’de konsolide bütçe için 2005′te yüzde 30.8 olarak belirlenen bu oranının 2006′da yüzde 29′a düştüğüne işaret edilen araştırmada, 2006 yılında faiz hariç kamu harcamalarının oranının yüzde 20 civarında olduğuna, askeri harcamalar da düşüldüğünde bu oranın yüzde 17′ye kadar gerilediğine dikkat çekildi. Araştırmada, bu konudaki OECD ortalamasının yüzde 34 olduğu kaydedildi.
“Türkiye kamu harcamalarına son derece az kaynak ayırıyor” tespitine yer verilen araştırmada, kamu harcamalarına ayrılan payın az olmasının, kamu hizmetlerinin yetersiz düzeyde kalmasına neden olduğu dile getirildi.
Araştırmada, kamu harcamalarının GSYİH payının İsveç’te yüzde 58, Danimarka’da yüzde 56, Fransa’da yüzde 52, Avusturya’da yüzde 51, Belçika ve Finlandiya’da yüzde 50, Almanya’da yüzde 49, Norveç ve Macaristan’da yüzde 48, Hollanda’da yüzde 47, Yunanistan’da yüzde 45, İngiltere’de yüzde 41, İspanya’da yüzde 38 olduğu belirtildi.

-“KAMU EMEKÇİSİNİN İŞ YÜKÜ FAZLA”-

Araştırmada ayrıca, Türkiye’de kamu alanında ciddi bir istihdam eksikliği yaşandığı belirtildi.
OECD verilerine göre, Türkiye’deki kamu emekçisi sayısının toplam istihdam ve nüfusa göre oranının oldukça alt sıralarda kaldığına dikkat çekilen araştırmada, kamu emekçilerinin toplam istihdam içindeki payının Kanada’da yüzde 17.5, Almanya’da yüzde 12.3, İspanya’da yüzde 15.2, Finlandiya’da 24.3, Fransa’da 21.3, İrlanda’da 14.6, ABD’de 14.6, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 15.4, Macaristan’da yüzde 21.4, İtalya’da yüzde 15.2, Türkiye’de ise yüzde 9.1 olduğu bilgisine yer verildi.
Araştırmada, Türkiye’de bir kamu emekçisinin Kanadalı kamu emekçisine göre 2.5, Finlandiyalı kamu emekçisine göre 3.3, Fransalı kamu emekçisine göre 2.6, Macaristanlı kamu emekçisine göre 2.4, Çek Cumhuriyeti kamu emekçisine göre 2.2, ABD’li kamu emekçisine göre 2.3 kat daha fazla kişiye hizmet verdiği kaydedildi.

-“KAMU EMEKÇİLERİ AÇLIĞA MAHKUM EDİLİYOR”-

KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de kamu harcamalarını azaltmaya yönelik yıllardır sürdürülen politikaların kamu emekçilerini açlığa, halkı yetersiz kamu hizmetlerine mahkum ettiğini savundu.
Kamu hizmetlerinin genişletilmesinin, adaletli bir vergi sistemi, kayıtdışı ile etkin mücadele ve bütçedeki faiz harcamalarının sınırlandırılması ile mümkün olduğunu anlatan Tombul, şunları kaydetti:
“Hükümet, böyle bir tercih yapmak yerine, bütçeyi baskı altında tutmakta, kamu hizmetlerinin niteliksizleşmesi, personele duyulan ihtiyacın kronikleşmesi ve yatırımların durması pahasına gerekli tedbirleri almamaktadır. AKP kendisini iktidara taşıyan rant çevrelerine, uluslararası tekellere ve tefeci örgütlere sırtını dönmektense, yoksul halk kitlelerine sırtını dönmeyi tercih etmektedir. Hükümeti bu politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

Ağustos 19, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Temmuz ayı bütçesi

Temmuz ayında genel bütçenin faiz dışı harcamalarındaki artış hızı bu yıl ilk defa geçen yılın altına düşmüş. Mayıs ayından itibaren harcamalarda frene basılmasının etkisi hissediliyor. Ancak, buna rağmen, ilk yedi ayda yapılan harcamaların hedeflenen yıl sonu harcamasına oranı hâlâ son iki yılda gerçekleşenlerden daha yüksek. Bu durum, IMF’ye verilen bütçede faiz dışı harcama hedefini aşmama taahhüdünün tutması için sene sonuna kadar harcamaları sıkmak gerektiğini ortaya koyuyor.

Yedek ödenekler
Peki bu mümkün mü? Hükümetin yapacağını söylediklerine, bir de yapılması gerekenleri ilave ettiğimizde oldukça zor.

Temmuz ayı itibariyle personel giderleri geçen yıla göre yüzde 16 artmış. Yedi aylık harcamanın yıl sonu ödeneğine oranı yüzde 61.2. Hükümetin, çeşitli meslek guruplarına bütçede öngörülmeyen maaş artışları vermesi sonucunda ödeneklere sığmak zaten zorlaşmış.

Yıl sonuna kadar kamuda çalışan personele ancak ayda ortalama 2.5 milyar YTL ödeme yapılırsa ödeneğe sığılıyor. Oysa ilk yedi ayda personel gideri zaten ayda ortalama 2.8 milyar YTL. Bir de buna ikinci yarıda memura ödeneceği taahhüt edilen ek enflasyon farkını ilave edin. Burada ödeneklerin aşılacağı açık.

Cari transferler kaleminin artış hızında, sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerdeki gerilemeye bağlı önemli bir düşüş var. Buna rağmen bu kalemde de ilk yedi aydaki harcama oranı hâlâ son iki yılın üstünde. Yıl sonuna doğru sosyal güvenlik kurumlarına af kapsamında gelen prim tahsilatı azalacak.

Fındıkta görev zararı
TMO’ya verilen fındık alma görevinin getireceği görev zararı da bu kalemden ödenecek. Zaten bu kaleme, çiftçilere doğrudan gelir desteği ödemeleri için, diğer harcamalardan kesinti yapılarak aktarılmıştı. Burada da harcamalar ödenekleri aşar.

Sermaye transferleri kaleminde ise ağırlıklı olarak KİT’lere sermaye ödemeleri var. Enerji KİT’lerine zam yaptırmayıp zararları BOTAŞ’a yükleme politikası iflas etti. Yıl sonuna kadar ya elektrik üreten kuruluşlara bütçeden sermaye verip BOTAŞ’a olan borçlarını ödetmek, ya da elektriğe ve gaza yüksek bir zam yapmak gerekiyor. Aksi takdirde personel maaşını borçlanarak ödediği söylenen BOTAŞ, gaz bedelini ödeyemez.
Dolayısıyla bu kalemden yapılan harcamaların da yıl ödeneğine sığması çok zor.
Peki, bu ödenek aşımları, mal ve hizmet alımları ve yatırım kalemlerinde yapılacak tasarruflarla kapatılabilir mi? Kurdaki son gerileme bu kalemlerde bir miktar rahatlama yaratır. Ama bu, yukarıdaki delikleri yamamaya yetmez.

Bütçenin iç talebi programlandığı gibi kısması zor. Yeniden coşan küresel piyasalar Merkez Bankası’nın faiz artırımlarını da zora soktu. Enflasyonla mücadelede işimiz yine değerli YTL’ye kaldı.

Temmuz genel bütçe faiz dışı harcamaları (%) Harcama Artışı 2005 2006 Yıl Sonuna Oran 2004 2005 2006
Faiz Hariç Harcama 24.7 20.2 41.7 51.9 55.7
Personel giderleri 12.6 16.4 52.0 58.5 61,2
Sosyal güv.kur. devlet primi 19.2 11.8 45.2 53.9 55.6
Mal ve hizmet alımları 42.4 59.7 25.7 36.7 52.0
Cari transferler 24.1 11.1 44,1 54,8 57,8
Sermaye giderleri 95,0 11.6 18.9 36.8 36.4
Sermaye transferleri 142.4 93.4 20.8 50.5 70.3
Borç verme -1.6 108.4 50.4 49.6 56.2

FAİK ÖZTRAK

Ağustos 18, 2006 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2006, MİLLİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Şirketini kapatan özel tiyatroya yardım sürecek

Tiyatrolara devlet desteğini ortadan kaldıran uygulamanın faili, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun ’bütçelerden yardım’ı düzenleyen maddesi çıktı. IMF-Dünya Bankası’nın isteğiyle değiştirilen bu madde, şirketleşmiş tiyatrolara yardımı yasaklıyor. Maliyeciler, “Tiyatrolar ya şirketlerini kapatacak, ya da yasa değişecek” diyor.

ÖZEL tiyatroların 20 yılı aşkın süredir yararlandığı devlet desteğinin kesilmesinin perde arkasından, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası’nın isteğiyle hazırlanan bir yasa çıktı. Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “bütçelerden yardım yapılması” başlığını taşıyan 29. maddesinin, özel tiyatroları dışarıda bıraktığı anlaşılınca, yasaya aykırı olmasın diye, ilgili yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Sözkonusu yasa 2003 yılında çıkarılmasına rağmen, büyük bir bölümü bu yılın başında yürürlüğe girdi. Bu nedenle de tiyatrolara devlet yardımına ilişkin yönetmeliği yürürlükten kaldıran Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, bu değişikliğin Maliye Bakanlığı’ndan kaynaklandığını söylemişlerdi.

POLİTİKA DEĞİL, YASA DEĞİŞTİ: Maliye Bakanlığı kaynakları Hürriyet’e “Kesinlikle bir politika değişikliği yok. Özel tiyatrolara devlet desteğinin bilinçli olarak durdurulması sözkonusu değil” savunmasını getirdiler. “Eğer böyleyse Kültür Bakanlığı, yönetmeliği kaldırırken neden sizi adres gösterdi?” sorumuza ise yetkililer, şu açıklamayı getirdi: “Yasanın 29. maddesi, bütçeden kimlere yardım yapılacağını tek tek saymış. Bunların arasında şirketler yer almıyor. Özel tiyatrolarımızın çoğu da şirket biçiminde kurulduğu için, madde kapsamı dışında kalmışlar. Madde böyleyken, (tiyatronun özel konumu var) diyerek yardım aktarılması, şirketlere yardım anlamına gelir. Bu da suistimallere yol açabilir. Konusu tiyatro olmayan bütün şirketlere talep hakkı doğurabilir.”

KASIT YOK, ATLAMA VAR: “Bu madde yazılırken özel tiyatrolar atlanmış mı?” sorusuna ise yetkililer açık bir yanıt vermezken, soruna yol açan eksikliğin, tasarlanmış, bilinçli bir politika değişikliği anlamına gelmediğini söylemekle yetindi. Tiyatro dünyasında büyük tepkiye yol açan yardımın kesilmesine yol açan yasanın bu yıl yürürlüğe giren sözkonusu maddesi şöyle: “Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir. Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

ÇÖZÜM İÇİN İKİ FORMÜL: Maliye yetkilileri, sorunun çözümü için “Ya yasa maddesi değiştirilecek ya da tiyatrolarımız statülerini yeniden gözden geçirerek, bu madde kapsamında değerlendirilmeyi mümkün kılan bir yapılanma değişikliği içinde olacaklar” dediler.

2005’te 1.5 milyon YTL verilmişti

ÖZEL tiyatrolara her yıl kendisine ayrılan bütçe ödeneğinden devlet yardımı aktaran Kültür Bakanlığı, geçen yıl toplam 1 milyon 579 bin YTL dağıttı. Başvuran 152 özel tiyatronun 158 projesi değerlendirildi ve 2005 yılında 90 tiyatronun 90 projesine destek sağlandı.

Maliyeciyken tiyatro yapıp yardım almıştık

CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, 2006 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda geçen yıl 21 Kasım 2005’de yaptığı konuşmada, özel tiyatroların mümkün olduğu kadar çok yardım alması gerektiğini savunmuş ve çarpıcı bir anekdot aktarmıştı: “Bir tarihte, bürokraside görev yaparken, bir özel tiyatro kurmuştuk memurlardan. Maliye Tiyatrosu’na o fasıldan yardım aldığımı hatırlarım. Hatta, o sayede, o tiyatro Dünya 20. Amatör Tiyatrolar Festivaline gitmişti. Monaco’ya Türkiye’yi temsilen ’Midas’ın Kulakları’ oyunuyla. Yani, o yardım kalemini oldukça geniş tutmak lazım Sayın Bakanım. Eğer, bu konuda, bu bütçede bir önerge vermek gerekiyorsa, bunu verelim, iktidar-muhalefet bunu destekleyelim, bu kalemi artıralım Sayın Bakanım, özel tiyatrolara, gerçekten, devletten yardım gerekiyor şu dönemde.”

Koç: Elimde olsa 6 milyon YTL veririm

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Atilla Koç, özel tiyatrolardan devlet desteğinin kaldırılmasına ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girmesi sonrasında, “Yüzde 80’imiz kapanır ” diyen tiyatroculara, “1 trilyon 750 milyar desteğin çekilmesiyle tiyatro batmaz. Bu destek ancak reklamlarına gider ” yanıtını verdi. Koç, Kültür ve Turizm Bakanı olduktan sonra tiyatroculara verilen desteği yüzde 80 oranında artırdığını dile getirerek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Elimde olsa desteğimi daha da artırırım. Bunu 5-6 trilyona çıkarmayı ben de çok isterim. Durumun düzeltilmesi için de Maliye Bakanlığı ile görüşme halindeyiz. Tiyatroculara destek vermek için elimizden geleni yapacağız. Maliye Bakanlığı da 5018 sayılı kanuna göre böyle düşünmeye mecburuz diyor.”

Çiğdem Toker

Ağustos 17, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Bütçe temmuzda 2 milyar YTL açık verdi

Mayıs ve haziranda fazla veren merkezi yönetim bütçesi temmuzda 2 milyar YTL düzeyinde açık verirken yılın ilk yerdi aylık döneminde ise bütçe 454.7 milyon YTL’lik fazlayla sonuçlandı. Yılın ilk yedi aylık döneminde 29.1 milyar YTL’ye kadar yükselen faiz dışı bütçe fazlası ise yıllık hedefin yüzde 90′ı kadar bir büyüklük oluşturdu.

Maliye Bakanlığının verilerine göre temmuzda merkezi yönetim bütçe harcamaları 16 milyar 897 milyon YTL’ye kadar yükseldi. Bütçe harcamalarının 11 milyar 134 milyon YTL’lik bölümünü faiz dışı, 5 milyar 761 milyon YTL’lik kısmını ise faiz harcamaları meydana getirdi. Temmuzda merkezi yönetim bütçe gelirleri ise 14 milyar 928 milyon YTL olarak gerçekleşti. 11 milyar 894 milyon YTL’lik vergi geliri tahsilatı yapılan temmuzda vergi dışı gelirler 2 milyar 593 milyon YTL oldu. Özel bütçeli idarelerin 205 milyon YTL, düzenleme ve denetleme kurumlarının ise 156 milyon YTL’lik gelir sağladığı temmuzda bütçe 1 milyar 968 milyon YTL açık verdi. Faiz dışı bütçe fazlası ise 3 milyar 794 milyon YTL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi bu yıl ocak ayında 2 milyar 15 milyon YTL fazla verdikten sonra, şubatta 2 milyar 503 milyon YTL, martta 560 milyon, nisanda ise 2 milyar 977 milyon YTL açıkla sonuçlanmış, mayısta 4 milyar 331 milyon, haziranda da 2 milyar 188 milyon YTL fazla vermişti.

OCAK-TEMMUZ DÖNEMİ

Merkezi yönetim bütçe harcamaları ocak-temmuz döneminde ise 98 milyar 495 milyon YTL ile yıllık hedefin yüzde 56.5′i kadar bir büyüklük oluşturdu. Bütçe harcamalarının 21 milyar 874 milyon YTL’si personel, 2 milyar 775 milyon YTL’si sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri, 8 milyar 686 milyon YTL’si mal ve hizmet alımları, 28 milyar 487 milyon YTL’si cari transfer, 4 milyar 155 milyon YTL’si yatırım, 1 milyar 834 milyon YTL’si sermaye transferi, 2 milyar 516 milyon YTL’si ise borç verme kalemlerinden oluştu. Toplam faiz dışı harcamaların 69 milyar 857 milyon YTL olduğu bu dönemde, faiz ödemeleri ise 28 milyar 637 milyon YTL düzeyinde gerçekleşti.

Ocak-temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe gelirleri ise 98 milyar 950 milyon YTL olarak gerçekleşti. Merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 77 milyar 896 milyon YTL’sini vergi gelirleri oluşturdu. Yılın ilk yedi aylık döneminde merkezi yönetim bütçe gelirleri hedefinin yüzde 61.7’si vergi gelirleri hedefinin ise yüzde 58.9′una ulaşıldı. 17 milyar 845 milyon YTL’lik vergi dışı gelir elde edilen bu dönemde sermaye gelirleri 199 milyon, özel gelirler ve alınan bağışlar 422 milyon, özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 1 milyar 666 milyon, düzenleme ve denetleme kurumlarının gelirleri ise 947 milyon YTL oldu.

Bütçe bu dönemde 454 milyon YTL fazla verirken faiz dışı bütçe fazlası ise 29 milyar 92 milyar YTL oldu. Bu yıl bütçede 32 milyar 263 milyon YTL’lik faiz dışı fazla verilmesi hedeflenmişti. Yılın ilk yedi aylık dönemindeki gerçekleşme ise hedefin yüzde 90′ı kadar bir büyüklük meydana getirdi.

Merkezi yönetim bütçe gerçekleşme tahminlerini geçen ay değiştiren Maliye Bakanlığı faiz dışı bütçe fazlası tahminini 37 milyar 57 milyon YTL’ye yükseltirken, bütçe açığı tahminini de 13 milyar 996 milyon YTL’den 9 milyar 203 milyon YTL’ye indirmişti.

Ağustos 16, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

ATO: Bütçe ödemeler ertelenerek denkleştirildi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, 1984’ten bu yana bütçenin ilk defa bu yılın ilk yarısında fazla vermesinin, “matematiksel” değil, “tamamen duygusal” olduğunu ileri sürerek “Bütçe, ödemeler ertelenerek, paranın üzerine yatarak denkleştirildi” dedi.

Aygün yaptığı yazılı açıklamada, bütçe dengesini pozitife çevirmenin en kolay yolunun vergileri artırmak ya da harcamaları kısmak olduğunu söyledi. Bu basit kuralın, ilk altı aylık dönemde etkin bir şekilde kullanıldığını dile getiren Aygün, “Tüccarın, müteahhidin, çiftçinin, üniversite hastanelerinin, ihracatçının, ilacın parasını ödemezsen, bu bütçe elbet fazla verir” diye konuştu. Aygün, şunları söyledi:

“Devlet, tüccardan, yükleniciden aldığı mal ve hizmetlerin parasını ödemiyor, üniversite hastanelerinin alacaklarını bekletiyor. Diğer yandan, tarımsal destek ödemeleri, ihracatçının KDV iadelerini süründürülüyor. Devlet, bütçeyi fazla çıkaracağım diye bir yandan alacağı olanların sırtına biniyor, diğer yandan akaryakıta yılbaşından beri 16 kez zam yaparak vergi gelirlerini artırıyor. Dünyanın en pahalı akaryakıtı satılan bir ülkede bütçe açık verir mi?“

“SAĞLIKTAN KISILDI”

Sağlıkta hizmet başına ödeme sisteminden vaka başına ödeme sistemine geçilmesinin bütçeye fazla verdirme planının bir parçası olduğunu kaydeden Aygün, duble yol yapımı için ödenek isteyenlerin geri çevrilmesi ve özellikle alt yapı yatırımları için talep edilen ödeneklerin verilmemesini de “ne olursa olsun bütçe fazla versin” mantığının bir sonucu olduğunu dile getirdi.

“BORÇ NİYE ARTIYOR”

Bütçe gerçekleşmelerinin gerçekleri yansıtması ve yüzde 6.7 faiz dışı fazlanın gerçekleşmesi halinde, 2005 sonunda 244.8 milyar YTL olan borcun, haziran sonu itibarıyla 249 milyar YTL’ye çıkmasının hiçbir şekilde açıklanamayacağını anlatan Aygün, “Türkiye 2001 yılından beri sürekli büyüyor, sürekli faiz dışı fazla veriyor. Buna göre borçların düşmesi lazım. Ancak borçlar sürekli artıyor. Devletler, ayağını yorganına göre uzatsın diye bütçe yapar. Bütçe fazla verip, borç hala artıyorsa, ya bu bütçe yalan, ya faiz dışı fazla yalan, ya borçlar yalan, ya da biri bizi işletiyor” dedi.

Ağustos 5, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

’47 milyon YTL’yi bulun’ talimatı

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) 47 milyon YTL’lik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle durdurduğu ödeme gücü olmayanlara verilen “zorunlu avukatlık” bedelinin “başka bir kalemden” sağlanması için bürokratlara talimat verdi.

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü de kaynağın, bütçenin bir başka tertibinden aktarılması için çalışma başlattı. Çalışmanın çabuk sonuçlanması durumunda, ödeneğin, Başbakan Erdoğan ile Baroların 10 Ağustos’taki randevusundan önce de çıkabileceği belirtildi.

Çiğdem Toker 

Ağustos 4, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Gelirin gideri karşılama şampiyonu Kocaeli oldu

MERKEZİ Yönetim Bütçesi, yılın ilk yarısı itibarıyle 1984’den bu yana ilk defa fazla verdi. Maliye Bakanlığı, Kamu mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca, Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri ve Beklentiler Raporu’nun ilkini açıkladı. Haziran sonu itibarıyle, 32 milyar 264 milyon YTL olarak belirlenen 2006 yılı faiz dışı fazla hedefinin yüzde 78.4’üne ulaşıldı. Rapora göre, yılın ilk yarısında gelirlerin giderleri karşılama oranı açısından Kocaeli yüzde 1626 ile ilk sırada yer aldı. Bu ilimizi yüzde 1045 ile İstanbul, yüzde 441 ile İzmir, yüzde 300 ile Tekirdağ ve yüzde 239 ile Bursa izledi. Gelirlerinin, giderlerini karşılama oranı en düşük il yüzde 7.5 ile Hakkari olurken, Tunceli yüzde 12.8, Bingöl yüzde 13.2, Bitlis yüzde 14.5, Muş da yüzde 17.1’lik oranlar ile bütçeleri en fazla açık veren iller olarak sıralandı. İlk 6 ayda, Adıyaman, Aksaray, Amasya, Edirne, Kocaeli, Kütahya ve Zonguldak’da gelirlerin, giderleri karşılama oranının azaldığı görüldü. Ocak-haziran döneminde, en çok gelir tahsilatı 31 milyar 502 milyon YTL ile İstanbul’da yapıldı. Ankara 11 milyar 170 milyon YTL, Kocaeli 9 milyar 167 milyon YTL, İzmir 6 milyar 925 milyon YTL, Bursa ise 1 milyar 735 milyon YTL ile İstanbul’un ardında sıralandı.

Ağustos 2, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok