Bütçe Makaleleri

Kamu Bütçesi Ç.Ü.İİBF Maliye

2007-2009 Dönemi Yatırım Programı

Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) 2007-2009 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıkları Genelgesi ve Yatırım Programı Hazırlama Rehberi, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in imzasıyla yayımlanan genelge, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerini, özel bütçe kapsamındaki idareleri, düzenleyici ve denetleyici kurumları, sosyal güvenlik kurumlarını, kamu iktisadi teşebbüslerini, özelleştirme kapsamındaki kuruluşları, döner sermeyeli kuruluşları, İller Bankası’nı, fon idarelerini, dış finansmanla proje yürüten mahalli idareleri ve diğer kamu kuruluşlarını kapsıyor.

2007-2009 Dönemi Yatırım Programı Hazırlama Rehberine göre, bütün kamu kuruluşları, Orta Vadeli Programda yer alan amaç ve öncelikleri esas alarak, 2007 yılı programında yer almasını öngördükleri sektörel, hukuki ve kurumsal tedbir ve faaliyet önerilerini yatırım teklifleriyle birlikte gönderecekler.

Bütün yatırımcı kamu kuruluşları, yatırım tekliflerini, Orta Vadeli Programın (2007-2009) temel amaç ve öncelikleri, Orta Vadeli Mali Planda ve Yatırım Programı Hazırlama Rehberinde belirtilen yatırım teklif tavanları, öncelikler ve esaslarla uyumlu olarak hazırlayacaklar ve DPT Müsteşarlığına iletecekler. Yatırım teklif tavanları, cari fiyatlarla olmak üzere 2007-2009 dönemini kapsayan 3 yıl için verilecek. Kuruluşlar, yatırım proje stoklarının yürütülmesinde ileriki yıllara ait gösterge niteliğindeki teklif tavanlarını da dikkate alacaklar.

ÖNCELİKLER

2007-2009 döneminde Orta Vadeli Programda yer alan politikalara uygun şekilde kamu kesimi yatırımları, öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki alt yapıya yönlendirilecek. Kamu yatırımları, bölgesel kalkınma ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasında etkili bir araç olarak kullanılacak. Yatırım tahsislerinde mevcut bölgesel planlar ve programlar kapsamındaki illerin ve özellikle şehir merkezlerinin gelişmesine hız kazandırıcı ekonomik ve sosyal altyapı yatırımlarıyla insan kaynakları ve istihdam ağırlıklı projelere öncelik verilecek.

Yerel nitelikli proje tekliflerinin, uygulanmakta olan bölgesel planlar ve Avrupa Birliği destekli programlarla uyumlu olması gözetilecek. Kırsal kesimde kalkınmanın hızlandırılması amacıyla kamu yatırımları ve hizmetlerinin sunumunda, ilçe merkezleri ve belde belediyeleriyle diğer gelişme ve çevresine hizmet sunma kapasitesi bulunan merkezi yerleşim birimlerine öncelik verilmek suretiyle bu yerleşimlerin alt yapıları iyileştirilecek ve kaynakların etkin kullanımı sağlanacak.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği yönünde ortaya konulan plan ve programlarda yer alan politika ve önceliklerin hayata geçirilmesi için sürdürülen çalışmaların gerektirdiği yatırımlar hızlandırılacak.
Kamu al tyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesinde, özel sektör katılımını içeren modellerden azami oranda yararlanılacak.

2007-2009 dönemi kamu yatırım tahsislerinde eğitim, sağlık, teknolojik araştırma, ulaştırma, içme suyu ve e-devlet yatırımlarına öncelik verilecek. Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı, Zonguldak, Bartın, Karabük Bölgesel Gelişme Raporu ve Yeşilırmak Havza Geliştirme Projesi kapsamında, söz konusu planların amaç ve öncelikleri dahilindeki yatırımlarla AB destekli bölgesel programlar kapsamında yürütülen projelerle ilişkili yatırımlara öncelik verilecek.

ÖNCELİKLİ PROJELER

Proje bazında ise 2007 yılı içinde tamamlanarak ekonomiye kazandırılabilecek, uygulamasında önemli fiziki gerçekleşme sağlanmış, Yatırım Programında yer alan ve dış finansmanı sağlanan projelerden önemli oranda fiziki gerçekleşme sağlanmış projelere öncelik tanınacak.

Başlatılmış bulunan diğer projelerle bağlantılı veya eş zamanlı olarak yürütülmesi ve tamamlanması gereken, afetlerin önlenmesi ve afet hasarlarının telafisine yönelik projeler, AB’ye üyelik yönünde ortaya konulan politika ve önceliklerin hayata geçirilmesi için sürdürülen çalışmaların gerektirdiği ve e-Dönüşüm Türkiye Projesi ile uyumlu bilgi ve iletişim teknolojisi projelerine ağırlık verilecek. 2007-2009 dönemi yatırım teklifleri, 2007 yılı fiyatlarıyla ve bin YTL bazında hazırlanacak. 2007 yılı kur değeri, gösterge niteliğinde olmak üzere yıllık ortalama 1 ABD Doları=1,47 YTL olarak kullanılacak.

Temmuz 20, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Orta vadeli mali plan

Bütçe hazırlık sürecini ve çok yıllı bütçeleme anlayışını yönlendiren ikinci önemli belge olan, 2007-2009 dönemini kapsayan Orta Vadeli Mali Plan (OVMP), Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Yüksek Planlama Kurulu (YPK) Kararı olarak yayımlanan OVMP, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleriyle birlikte hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeriyor.

Planda, Türkiye’de son yıllarda uygulamaya konulan önemli kamu mali yönetim reform girişimlerinin başında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun geldiği belirtilirken, bu kanunla, uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği (AB) uygulamalarıyla uyumlu bir kamu mali yönetimi ve kontrol sistemi kurulduğu, 2006 yılında da çok yıllı bütçelemeye geçildiği hatırlatıldı.

OVMP’nin kapsamına, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareleri giriyor. Bu idareler, Orta Vadeli Program (OVP) ile OVMP’de yer alan politika önceliklerini, makroekonomik göstergeleri ve ödenek tavanlarını esas almak suretiyle, çok yıllı bütçeleme anlayışına uygun olarak kendi kurumsal önceliklerini saptayacaklar ve bütçe tekliflerini 2007, 2008 ve 2009 yılları için hazırlayacaklar.

MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI

Bütçe ödenek teklif tavanlarının belirlenmesinde, OVMP’de öngörülen makroekonomik göstergeler esas alındı. Kamu idareleri de 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin bütçe ödenek tekliflerini hazırlarken, bu makroekonomik göstergeleri dikkate alacaklar.

Merkezi yönetim bütçe giderleri için ödenek teklif tavanları, 2007′de 189 milyar 877 milyon YTL, 2008′de 199 milyar YTL, 2009′da 205 milyar 732 milyon YTL olacak. Faiz dışı giderlerin tavanı, 2007′de 145 milyar 777 YTL, 2008′de 157 milyar 267 milyon YTL, 2009′da 167 milyar 82 milyon YTL olarak belirlendi.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlara ait ödenek teklif tavanları kapsama alınmadı.

2007-2009 döneminde, merkezi yönetim bütçe giderlerinin GSYİH’ya oranının azalan bir seyir izlemesi ve 2007, 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla yüzde 30,5, yüzde 28,6 ve yüzde 26,7 olarak gerçekleşmesi öngörüldü.

OVMP’ye göre, faiz giderlerinin payındaki azalmaya paralel olarak, 2008 yılından itibaren personel giderleri cari transferlerden sonra en büyük gider kalemi haline gelecek.

Sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası reformunun 2007 yılından itibaren uygulamaya konulacak olması nedeniyle, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinde önceki yıllara göre önemli bir artış meydana gelmesi bekleniyor.

VERGİ İDARESİNDE 2007 YILI YENİLİKLERİ

OVMP’ye göre, kayıt dışı ekonominin azaltılarak kayıtlı ekonomiye geçişin ve sermaye birikiminin artırılması amacıyla, uygulanmakta olan vergi oranlarının düşürülmesi politikasına 2007-2009 yıllarını kapsayan dönemde de devam edilecek.

Vergi gelirlerinin önemli bir kısmını ödeyen az sayıdaki büyük mükelleflerin uyumunu artırmak ve bu mükelleflerin ihtiyacına uygun hizmet vermek üzere, 2007 yılı başından itibaren “Büyük Mükellef Birimi” faaliyete geçirilecek.
Mükelleflere, telefonla arama imkanı sunularak bilgilendirme hizmeti vermek ve bu suretle gönüllü uyumu artırmak, ayrıca borç tahsilini hızlandırmak ve kolaylaştırmak amacıyla kurulacak “Çağrı Merkezi” 2007′de faaliyete geçirilecek.

Temmuz 15, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Faiz arttı, 400 milyon YTL ekstra vergi gelecek

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Londra’da Citigroup’un binasında düzenlediği basın toplantısında, “Faizlerin artışına bağlı olarak bütçe gelirlerimizde 400 milyon YTL’lik faiz vergisi artışı olacak” dedi. Unakıtan, yerli yatırımcıya dönük yüzde 10’luk stopajın indirilmesini pazartesi günü görüşeceğiz” dedi.

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, Türkiye’nin geleceğinin parlak olduğunu, taviz verilmeden ekonomi politikalarının uygulanmasına devam edileceğini söyledi. Londra’da Citigroup’un binasında basın toplantısı düzenleyen Unakıtan, “Yüzde 6.5’luk faiz dışı fazla hedefine devam edilecek. Bütçe giderlerinde artış yapılmayacak, gelirlerdeki artışlardan tasarruf edilecek. Faizlerdeki artışa bağlı olarak faizden alınan vergilerde kabaca 400 milyon YTL artış olacak” diye konuştu.

STOPAJ PAZARTESİ GÖRÜŞÜLECEK:

Londra’da Türkiye’de yapılan özelleştirme uygulamalarına ve genel olarak Türk ekonomisine ilişkin büyük bir ilgi olduğunu belirten Unakıtan, özelleştirmede önümüzdeki dönemde büyük enerji dağıtımı şirketlerinin özelleştirmesine başlayacaklarını da belirtti. Unakıtan, bunun yanı sıra Tekel, Petkim ve Milli Piyango özelleştirmelerinin gündemde olduğunu anlattı. Unakıtan, bir süre önce yabancı yatırımcılar için sıfırlanan stopaj oranlarının yerli yatırımcılar için de büyük olasılıkla azaltılabileceğini söyleyerek, “Bu konu pazartesi günü Bakanlar Kurulu’nda ele alınacak” dedi

2008 ENFLASYON HEDEFİ YÜZDE 4:

Son zamanlarda enflasyonda bir miktar artış yaşandığını, ancak alınan tedbirlerle ülkenin enflasyon hedeflerinde bir değişiklik yapılmamasının sağlandığını da belirten Unakıtan, 2007-2008 yılları sonu itibariyle enflasyon hedefinin yüzde 4 olduğuna işaret etti. Kamu net borç stokunun da 2005 yılı sonu itibariyle yüzde 55.8’e geriletildiğini belirten Maliye Bakanı, bu rakamın geçmişte yüzde 90’lara kadar yükseldiğini hatırlattı. Borçların içindeki yabancı para oranının yüzde 48’lerden yüzde 15’lere düşürüldüğünü ve ülke riskinin azaltıldığını belirten Unakıtan, Türkiye’nin bütçe yapısının da düzeltildiğini, bütçe açıklarının geçen yıl yüzde 2’lere kadar indirildiğini anlattı. Bu yıl bütçenin 6’ncı ay sonu itibariyle 2.5 milyon YTL fazla verdiğini belirten Unakıtan, sürdürülebilir büyümenin sağlandığını söyledi.

İNGİLİZ HASTALARIN TERCİHİ:

Kemal Unakıtan, Türkiye’ye gelen yabancı sermayede Türkiye’de yabancıların mülk edinmesi ve sağlık turizmi gibi unsurların da rol oynadığına dikkat çekti. Avrupa’nın hastalarının artık doktor altyapısı kuvvetli Türkiye’ye tedaviye geldiklerini anlatırken Türkiye’de akredite olmuş hastanelerin bulunduğunu belirtti. Unakıtan, İngiltere’de bir göz ameliyatı için dört ay sıra bekleyen hastaların Türkiye’de aynı paraya uçak gidiş dönüş parası dahil sıra beklemeksizin aynı ameliyatı oldukları gibi üç gün de tatil yaptıklarını söyledi.

Merkez Bankası bağımsız erken seçim asla olmaz

MERKEZ Bankası’nın bağımsızlığı konusunda hassas bir tutum içinde olacaklarını, Türkiye’deki cari açık problemine kalıcı çözüm için üretimin iç pazardan ihracata kayması için gereli tedbirleri alacaklarını belirten Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, “Siyasi istikrara da dikkat edeceğiz. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Bu seçimin zamanında ve anayasal kurallar içinde yapılmasını sağlayacağız. Yine 2007 yılı sonunda genel seçimler var. Bu seçimler zamanında yapılacak ve Türkiye’de erken seçim asla olmayacaktır. Gündemimizde erken seçim gibi bir madde yok” dedi. Unakıtan, seçimler nedeniyle herhangi bir popülist politika da uygulamayacaklarını kaydetti.

Dalgada neyin etkili olduğunu ölçen alet yok

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, son ekonomik dalgalanmaların sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de etkili olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: “Bu dalgalanmanın Türkiye’de fazla hissedilmesinin içsel sebepleri de var. Kimisi bunu enflasyondaki yükselişe, kimisi Merkez Bankası başkanı seçimine, kimisi de cari açığa bağlıyor. Bunların hepsi etkili olmuştur. Ancak hangisinin ne kadar etkili olduğunu ölçen bir alet yok. Burada önemli olan hemen tedbir almaktı. Biz de Merkez Bankamız da bunu yaptık. Bu sadede de piyasalarda bir sakinlik söz konusu.”

Temmuz 14, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Veriler kötü değil!

Dünya kupası nedeni ile ekonomi analizlerini biraz askıya almıştık. Ancak son dönemlerde Türk ekonomisi ile ilgili birçok veri peş peşe yayınlanmakta. Bu verileri aktarmaya başlıyoruz.

Son verilere bakarak çok kötümser olmak da mümkün değil, sorunların çözüldüğünü düşünmek de! Ama dalgalanmanın etkilerinin sanıldığı kadar büyük olmayabileceği de gözüküyor gibi!

Önce krediler ile ilgili verilere bakalım. Piyasalardaki son türbülansa ve faizlerdeki yükselişe rağmen Merkez Bankası’nın 6 Temmuz’da ilan edilen son veri bültenine göre (30 Haziran verileri) tüketici kredileri haziran ayında nominal aylık bazda yüzde 5.6 artmış bulunuyor. Bu artışla toplam tüketici kredisi rakamı 42 miyar YTL’ye ulaşmış. Tüketici kredilerinin artışı haziran ortalarında biraz duraklamış, ancak 23-30 Haziran haftasında, haftalık bazda yüzde 1.1 artışla bu duraklamayı telafi etmiş duruma geldi. Geçen yıla göre baktığımızda ise tüketici kredileri toplamda nominal yüzde 118 artmış bulunuyor. En yüksek artış önceki aylarda olduğu gibi yine konut kredilerinde gerçekleşmiş bulunuyor. Faizlerdeki artışa rağmen konut kredileri haziran ayında yüzde 7 artarak 21 milyar YTL değerine ulaşmış bulunuyor. Benzer bir genişleme oranı da kredi kartı kullanımında görülmekte. Bu sayılar tüketici talebinde ve inşaat sektöründe haziran ayındaki kur ve faiz dalgalanmasına rağmen büyük bir düşüş olmadığına işaret ediyor. Gözle görülür düşüş sadece otomotiv sektöründe yaşanmış bulunuyor. Otomotiv kredilerinin büyüme hızı sadece yüzde 2 civarında.

Bir diğer olumlu veri de bütçe ile ilişkili. Bu hafta ilan edilen verilere göre Merkezi yönetim bütçesi denen büyüklük, yılın ilk yarısında, 1984 yılından beri ilk defa olmak üzere, fazla vermiş durumda. Bütçenin sayılarının detaylarını daha sonra aktaracağız ama şimdilik genel görüntüyü aktaralım. Faiz dışı fazlanın yıllık hedefi 32.3 milyar YTL. Bugüne kadar gerçekleşme 25.3 milyar YTL olmuş. Bütçenin toplam açığı ise yıllık hedef olarak 14 milyar YTL idi. Şu anda bütçe 2.4 milyar YTL fazla vermiş bulunuyor. Hükümet bütçedeki sıkı ve disiplinli mali tutum nedeni ile faiz dışı fazla hedefini de yüzde 6.5 değerinden yüzde 6.7 değerine yükselteceğini daha önce açıklamıştı.

Esas ilginç olan veriler ise sanayi sektörü reel büyüme rakamlarına ait. Bu yıl ilk çeyrekte yüzde 3.4 reel büyüme sergileyen sanayi üretimi, nisan ayında yüzde 7.3, mayıs ayında yüzde 9.0 reel artış sergilemiş bulunuyor. Bu piyasadaki tahminlerden oldukça büyük bir rakam. Geçen yıl birkaç ay sanayi büyümesinde reel sayıların düşük çıkması resesyon tahminlerine yol açmıştı. Benzer şekilde biz ocak ayında negatif sanayi büyümesi açıklandığı zaman, bunun uzun bayram tatili ve hava koşulları nedeni ile istatistiki bir sorun olduğunu belirttiğimizde kötümserleri inandıramamıştık. Ocak ayındaki geçici daralmaya rağmen yılın ilk beş ayında sanayi sektörü yüzde 5.4 büyümüş. Bu rakam geçen sene aynı dönemde kaydedilmiş olan yüzde 5.1’lik rakamın üzerinde bir reel büyüme sayısı! Analizlerimizde sürekli vurguladığımız tekstil ve hazır giyim sektöründe ise değişen bir şey yok. İlk beş ayda imalat sanayii içerisinde toplam yüzde 16 ağırlığa sahip olan bu iki sektör yüzde 6.7 oranında daha az üretim yapmış. Bu iki sektörü çıkardığımızda imalat sanayiinde üretim artışı yüzde 5.2’den yüzde 7.2’ye çıkıyor. Kurlardaki artışa rağmen tekstil sektörü mayıs ayında yüzde 2.4 reel daralma yaşamış bulunuyor. Kur artışlarının etkisini analiz etmek için oldukça erken olduğunu da düşünmekteyiz. İmalat sanayiindeki büyümenin lokomotifi olarak da yüzde 33 büyüyen makine ve teçhizat üretimi, yüzde 15 oranında büyüyen temel metal sanayii ve yüzde 44 büyüyen elektrikli makine ve cihazlar üretimi dikkati çekiyor, otomotiv sektörü ve gıda sektörü ise yüzde 10 büyümüş.

Dün geç saatte ilan edilen cari denge sayılarını ise daha detaylı bir analiz getirebilmek için yarına bıraktık! Rakamları incelemeye devam edeceğiz.

DENİZ GÖKÇE

Temmuz 12, 2006 Yazan: butce | AKŞAM, AKŞAM-2006, AKŞAM-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Bütçe 22 yıl sonra ilk kez fazla verdi

Merkezi Yönetim Bütçesi, bu yılın ilk yarısında 2 milyar 423 milyon YTL fazla verdi. Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı bütçe uygulama sonuçlarına göre, 6 aylık dönem itibariyle 1984 yılından bu yana ilk defa bütçe fazlası elde edildi. Bu dönem içinde faiz dışı fazla 25 milyar 298 milyon YTL oldu.

Bütçe giderleri 81 milyar 598 milyon YTL, bütçe gelirleri de 84 milyar 21 milyon YTL olarak gerçekleşti. Maliye Bakanlığı’nın, Haziran ayı ile Ocak-Haziran dönemine ilişkin bütçe uygulama sonuçları açıklamasına göre Haziran ayında bütçe harcamaları da 13 milyar 66 milyon YTL oldu. Haziranda bütçe gelirleri 15 milyar 184 milyon YTL olurken, denge 2 milyar 118 milyon YTL fazla şeklinde oluştu. Merkezi Yönetim Bütçesinden yılın ilk yarısında yapılan 81 milyar 598 milyon YTL’lik harcamanın 18 milyar 525 milyon YTL’sini personel giderleri, 2 milyar 385 milyon YTL’sini sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri, 6 milyar 786 milyon YTL’sini mal ve hizmet alımları, 24 milyar 913 milyon YTL’sini de cari transferler oluşturdu. İlk yarıda bütçeden 22 milyar 876 milyon YTL’lik de faiz ödemesi yapıldı.

faiz dışı fazla HEDEFİ: Maliye Bakanlığı, bu yılın ilk yarısında 25.298 milyar YTL ile Faiz Dışı Fazla’da (FDF) yıl sonu hedefinin yüzde 78.4’ünün yakalandığını açıkladı. Geçen yıl ilk altı aylık dönemde bu oran yüzde 55.3 düzeyinde bulunuyordu. Bu yıl bütçede FDF 32.264 milyar YTL, açık ise 13.996 milyar YTL olarak hedeflenmişti.

Temmuz 10, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Bütçe 22 yıl sonra fazla verdi

Bu yılın ilk yarısında bütçe 2 milyar 423 milyon YTL fazla verdi. 6 aylık dönem itibariyle 1984 yılından bu yana ilk defa bütçe fazlası elde edildi.

Maliye Bakanlığı, bu yılın Haziran ayı ile Ocak-Haziran dönemine ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, Haziran ayında bütçe harcamaları 13 milyar 66 milyon YTL, bütçe gelirleri 15 milyar 184 milyon YTL oldu. Sonuçta Haziran ayında 2 milyar 118 milyon YTL bütçe fazlası hesaplandı. Faiz dışı fazla tutarı ise 4 milyar 931 milyon YTL oldu.

6 AYLIK SONUÇLAR

Merkezi Yönetim Bütçesinden yılın ilk yarısında yapılan toplam harcama tutarı da 81 milyar 598 milyon YTL’ye ulaştı. Bunun 18 milyar 525 milyon YTL’sini personel giderleri, 2 milyar 385 milyon YTL’sni sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri, 6 milyar 786 milyon YTL’sini mal ve hizmet alımları, 24 milyar 913 milyon YTL’sini de cari transferler oluşturdu. İlk yarıda bütçeden 22 milyar 876 milyon YTL faiz ödemesi yapıldı. Diğer harcamalar da sermaye giderleri, sermaye transfeleri ve borç verme kalemlerinden meydana geldi.

6 aylık bütçe harcamalarının alt kalemleri arasında 19 milyar 469 milyon YTL ile iç borç faiz ödemesi ilk sırada yer aldı. Ardından gelen Sosyal Güvenlik Kurumlarına yapılan transferler de 12 milyar 931 milyon YTL’yi buldu. Bunun, 2 milyar 937 milyon YTL’si Emekli Sandığına görev zararı olarak ödendi. Tarımsal destekleme için bütçeden 2 milyar 504 milyon YTL kaynak aktarılan dönemde, mahalli idare ve fon payları 6 milyar 288 milyon YTL oldu.

BÜTÇE GELİRLERİ

Ocak-Haziran döneminde toplam bütçe geliri ise 84 milyar 21 milyon YTL’ye ulaştı. Bunun 61 milyar 975 milyon YTL’sini vergi gelirleri oluşturdu. Bütçeye, vergi dışı gelirlerden 15 milyar 253 milyon YTL, sermaye gelirlerinden 170 milyon YTL, özel gelirler ile bağış ve yardımlardan 371 milyon YTL, özel bütçeli idarelerin öz gelirlerinden 1 milyar 461 milyon YTL, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirlerinden 791 milyon YTL sağlandı. Böylece ilk yarıda Merkezi Yönetim Bütçesi, 2 milyar 423 milyon YTL fazla verdi.

ALTI AYLIK RAKAMLARDA 1984′DEN BU YANA İLK FAZLA

Maliye Bakanlığı’nın açıklamasında, 6 aylık dönem itibariyle 1984′den bu yana ilk defa bütçe fazlası verildiği belirtildi.
Ocak-Haziran döneminde bütçe giderlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,8, bütçe gelirlerinin ise yüzde 22,8 oranında arttığı kaydedilen açıklamada, Haziran sonu itibarıyla yılsonu faiz dışı fazla hedefinin yüzde 78,4′üne ulaşıldığı ifade edildi. Açıklamada, 6 aylık dönemde, toplam bütçe ödeneklerinin yüzde 46,8′inin, faiz hariç bütçe ödeneklerinin yüzde 45,9′unun kullanıldığı ifade edilirken, 2005′in ilk yarısında bu oranların sırasıyla yüzde 45,1 ve yüzde 42,6 olduğu kaydedildi.

Bu arada altı ayda toplam bütçe ödeneklerinin yüzde 46,8′i, faiz hariç bütçe ödeneklerinin ise yüzde 45,9′unun kullandığı belirtildi. Bu oranların geçen yılın Ocak-Haziran döneminde sırasıyla yüzde 45,1 ve yüzde 42,6 olduğu dikkate alındığında, bütçe giderlerinin geçen yıla oranla daha hızlı gerçekleştiği ifade edilen açıklamada, bunda “yeşil kart giderleri, SSK’ya yapılan transferler ve sermaye transferleri ile KİT’lere sermaye desteği amaçlı yapılan transferlerin” büyük ölçüde etkili olduğu belirtildi, “Ancak bu durum ek ödenek ihtiyacı doğurmayacak ve toplam bütçe ödenekleri içinde kalınacaktır” denildi.

Para piyasalarındaki gelişmelerin, bütçe gider ve gelirleri üzerindeki muhtemel etkilerinin de düzenli olarak analiz edildiği kaydedilen açıklamada, “bütçe giderlerinde ilave ödenek gerektirecek ya da bütçe gelirlerinde hedeften sapma yaratacak herhangi bir sonuç beklenmediği” ifade edildi.

Temmuz 10, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

Hangi rakam doğru?

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim Çanakçı’dan önceki gün bir e-posta aldım. Aynen yayımlıyoruz. Duyarlılık gösterip bilgi yolladığı için teşekkür ederiz. Ancak rakamları tüm okurlarla paylaşmakta yarar var.

“Sayın Güneş,

Cumartesi günü yaptığımız toplantıda gündeme gelen faiz dışı harcamaların artış oranına ilişkin tabloları ekte iletiyorum. Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde de yer alan ekli tablolarda 2006 yılı ocak-mayıs dönemi 2005 yılı ile aynı kapsamda (Merkezi Yönetim Bütçesi) karşılaştırmalı olarak verilmektedir. Faiz dışı harcamalarda ilk beş aylık artış yüzde 25.4. Yüksek artışın temel nedeni, özellikle tarımsal destekleme ve yatırım harcamalarının öne çekilmesi ile sağlık harcamalarında ilk aylara yığılan ödemelerdir.

Bilgi ve değerlendirmelerinize sunarım. Selam ve saygılarımla,

İbrahim ÇANAKÇI”

1) Bütçede ilk 5 ayda “toplam” harcamaların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 kadar arttığı görülüyor. Gelirlerdeki artışın yüzde 35′i bulduğu düşünülürse, bu gayet olumlu.
2) Toplam bütçe harcamalarındaki elde edilen bu tasarruf daha çok bütçenin üçte birini oluşturan faiz harcamalarının hiç artmamasıyla elde edilmiş.
3) 2005 yılının ilk beş ayındaki faiz dışı harcamaları 34.448 milyon YTL. Aynı kalem 2006 yılında 48.470 milyon YTL’ye çıkmış. Buradaki artış oranı yüzde 41′i buluyor.
4) Ancak Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün verdiği karşılaştırmalı bilgilere göre, faiz dışı harcamalar geçen yılın ilk 5 ayında 38.639 milyon YTL’yi bulmuş. Bu durumda artış oranı yüzde 25 olarak gözüküyor.

Şimdi hangisinin doğru olduğu merak konusu. Bize göre ilk rakam daha doğru gözüküyor. Çanakçı yüzde 25′lik artışı destekleme ve yatırım harcamalarının öne çekilmesine bağlıyor. Oysa bu, yılın ilk bir iki ayı için geçerli. Tarımsal destekleme alımlarında bu yılın ilk beş ayındaki artış geçen yıla göre yüzde 17. Bu artışı çıkarsak bile faiz dışı harcamalardaki artış oranı yüzde 24.5′e düşüyor. Yani değişen bir şey olmuyor.
Gelelim Çanakçı’nın ikinci tezi olan yatırım harcamalarına. Gerçekten yatırım harcamalarında bu yıl yüzde 29′luk bir artış gözleniyor. Ancak meblağ çok küçük. Bu nedenle 2006′da yatırımlar aynı düzeyde kalsa bile toplam faiz dışı harcamalar yüzde 24.1 artmış olacak.

Konunun özü şudur: Hükümet her konuda (özellikle de kamu borcu, enflasyon ve cari açıka karşı) çare olarak mali disipline bel bağlamış görünüyor. Sık sık bu başarı vurgulanıyor. Ancak mali disiplinde her şey güllük gülistanlık değil. Harcamalara dikkat etmekte yarar var.

s.gif

HURŞİT GÜNEŞ

Temmuz 7, 2006 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2006, MİLLİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok

ATO: Kur arttı 33,8 milyar dolarlık ek yük getirdi

Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) hazırladığı “Borç Dalgası” raporuna göre, dolardaki artış Türkiye’ye 33,8 milyar dolarlık ek yük getirdi.

ATO’nun, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve BDDK’dan derlediği verilere göre hazırladığı rapora ilişkin açıklamasına göre, döviz kurundaki yükselme, kamunun iç ve dış borç yükünü artırırken, özel sektörü de vurdu.
2005 yılı başında 1,350 YTL olan dolar kurunun 29 Haziran 2006 tarihi itibariyle 1,610 YTL’ye yükselmesi Türkiye’nin iç ve dış borçlarına 33,8 milyar dolarlık ek yük getirdi. Bu yükün 13,9 milyar doları özel sektör borçlarından kaynaklanıyor.

KAMUNUN BORÇ YÜKÜ ARTTI

Rapora göre, 2005 yılı sonu itibariyle toplam 170,1 milyar dolar dış borç stoğunun yüzde 40′ı kamu kesimine, yüzde 9′u Merkez Bankası’na, yüzde 18′i banka kesimine, yüzde 33′ü bankacılık dışı özel sektöre ait. Türkiye’nin 83,2 milyar dolarlık kamu dış borcu, dolar kurundaki yüzde 16,1′lik artış, bu borçların 13,3 milyar dolar yükselmesine neden oldu.

Dolardaki artış 2005 yılı sonu itibariyle 244,7 milyar YTL olan iç borcun da artışına yol açtı. Nakit ve nakit dışı borçlardan oluşan iç borç stoğunun yüzde 41′i sabit faizli borçlardan oluşuyor. Bu borçlar döviz ve faiz yükselişinden etkilenmezken geriye kalan yüzde 59′luk bölüm son dönem ekonomide yaşanan çalkantılar nedeniyle artış gösterdi.
Rapora göre, iç borcun yüzde 42’si değişken faizli, yüzde 14′ü döviz cinsinden, yüzde 3′ü de dövize endeksli. İç borcun yüzde 17′lik bölümünü oluşturan 41,6 milyar YTL’si dövizdeki dalgalanmadan etkilenerek 6,6 milyar dolar artış gösterdi. Bu artışla birlikte kamunun toplam borç yükü 19,9 milyar dolar arttı.

ÖZEL SEKTÖRÜN DURUMU

Rapora göre, düşük kur ve düşük enflasyon yanında faiz oranlarının diğer ülkelere göre yüksek olması nedeniyle son iki yılda hızla dış borçlanmaya yönelen özel sektör, tedirgin bekleyişte. Doların 2 bin YTL’ye çıkmasından endişe eden ve dolar borcu şirket yöneticileri uyuyamıyor.
Düşük kur ve düşük enflasyonun yanında yüksek seyreden faiz oranları, pek çok şirketi dış borçlanmaya sevk etti. Son iki yıl içindeki borçlanma rekor seviyelere ulaştı. Bankacılık ve bankacılık dışı özel sektörün geçen yıl yurtdışından aldığı kredi tutarı 19 milyar doları geçti.
2001 krizinin ardından dünyada yaşanan gelişmeler, ekonomide yaşanan sanal refahın Türkiye’ye sermaye girişini hızlandırması, buna bağlı olarak dış borçlanmanın kolaylaşması, Türkiye’de döviz bolluğu yarattı. Kurun ve enflasyonun düşük seyretmesi de üstüne eklenince, pek çok banka ve özel sektör şirketi yurtdışından borçlandı.
2002 yılında borç stoğunun yüzde 29,1′i özel sektöre ait iken, bu oran hızla artarak 2005′te yüzde 51′e yükseldi. Bu da kur riskinin özel sektör üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor.
2001 kriziyle birlikte bankacılık dışı özel sektörün dış borç imkanları iyice daralmış, maliyeti de yükselmişti. Son üç yılda esen olumlu hava ile birlikte bu kesim ciddi bir borçlanma sürecine girdi.
2005 yılı sonu itibariyle özel sektör dış borcunun yüzde 35,3′ünü oluşturan 30,7 milyar dolar bankalara, yüzde 64,7’sini oluşturan 56,2 milyar dolar da bankacılık dışı özel sektöre ait. Bankacılık sektörü döviz sepetinin yüzde 16,1 değer kazanmasıyla, 4,9 milyar dolar ek yük altına girerken, bankacılık dışı özel sektörün borçları 9 milyar dolar daha arttı. Özel sektörün toplam borç yükü ise 13,9 milyar dolar oldu.
Rapora göre, pek çok banka, dışarıdan düşük maliyetle temin ettiği kredileri içeride daha yüksek faizle devlete ve özel sektöre pazarladı. Bu nedenle bankacılık sektörü 2005 yılında altın yılını yaşadı. Bankalar, kişilere 16 Haziran 2006 tarihi itibariyle toplam 60,4 milyar YTL bireysel kredi verdi. Ticari krediler ise Nisan 2006 itibariyle itibariyle toplam 134,2 milyar YTL oldu.

ATO BAŞKANI AYGÜN: MİLLETÇE MIŞIL MIŞIL UYUYORDUK, ŞİMDİ GÜNDÜZ GÖZÜYLE KABUS GÖRÜYORUZ

Borç rakamlarını değerlendiren ATO Başkanı Sinan Aygün, dolardaki dalgalanmayla kamunun toplam borç yükünün artış göstermesinin yanı sıra, özel sektörün de beklenmedik bir “borç şokuna” girdiğini kaydetti. Aygün, “Milletçe mışıl mışıl uyuyorduk, şimdi gündüz gözüyle kabus görüyoruz” dedi.

Aylardan beridir cari açığın yüksekliğine ve sıcak para ile finanse edilmesinin yanlışlığına dikkat çektiklerini belirten Aygün, kuru baskı altına alan büyüme modelinin sistemde sismik gerilim yarattığına dikkat çekti. “Fay kırıldı, zemberek boşaldı, zincir kırıldı, çuvala saklanan mızrak yerinden fırladı” diyen Aygün, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bu sonuç, IMF’nin ne kadar kör olduğunun, Türkiye’de 3. kez tescilidir. Bu ekonomik modelin zaaflarını, açıklarını görmek için ekonomist olmaya gerek yok. 2001 krizi de aynı körlükten ortaya çıkmadı mı? Global dalga, dış şoklar falan hepsi yalan. Türkiye ekonomisini bu kadar sarsmasının nedeni dip dalgadır. Dünya dalgadan
yüzde 5 etkilendi, Türkiye yüzde 16. Aradaki farkı hükümet ile IMF bölüşsün. Şimdi ne olacak? Döviz fiyatını gerçekçi olmayan rakamda tutabilmek için Merkez Bankası yüksek faiz politikası uygulayacak, piyasadan YTL toplayacak, bütçe dengesi tutturulabilmek için de harcamalar kısılacak. Bunun anlamı ekonomide resesyondur. İşsizliktir. Fakirliktir. Bunun sonu daha çok borçlanmaktır, vatandaşa daha acı reçetedir. Yazık oldu, Türkiye 5 yıl kaybetti.”

Temmuz 1, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-TEMMUZ | | Henüz Yorum Yok