Emniyet’in bütçesi ’torba’yla genişliyor
Hükümet, emniyet ve asayiş açısından ortaya çıkacak acil durumlar için, emniyetin kendi bütçelerinin yanısıra, her kentin İl Özel İdareleri Bütçesi’nden harcama yapabilmesini amaçlıyor.
Çeşitli alanlardaki yasaları değiştirerek, yeni düzenlemeler getiren “Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” dün TBMM Başkanlığı’na sunuldu. “Torba yasa” niteliğindeki tasarı, öğretim görevlilerinin atamalarına sınav zorunluluğu getirilmesinden, Milli Piyango’nun lisans süresinin uzatımına dek pek çok konuda değişiklik öngörüyor. Emniyet’e “ikinci bütçe” anlamına gelen İl Özel İdaresi kaynaklarının kullanılmasına olanak veren değişikliğe gerekçe olarak “kırsal kesimden kentlere yapılan göçün, asayiş sorunlarını arttırması” gösterildi.
Unakıtan: Faiz artışı bütçe dengelerini bozmaz
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bu yıl daha önceki yıllarda alınan borçaların faizlerinin ödendiğini belirterek, Hazine’nin şu andaki borçlanmasının, 2006 yılı bütçesini etkilemeyeceğini söyledi.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Umman Sultanlığı Ulusal Ekonomi Bakanı Ahmed Bin Abdalnabi Macki ile iki ülke arasındaki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması imza törenin ardıdan gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Unakıtan, faiz oranlarında yaşanan artışların bütçedeki faiz ödemeleri projeksiyonuna etkisiyle ilgili soruları yanıtladı. Unakıtan, bu yıl daha önceki yıllarda alınan borçaların faizlerinin ödendiğini vurguladı. Hazine’nin şu andaki borçlanmasının bir yıl sonrayı; 2007’yi ilgilendirdiğini belirten Unakıtan, bu nedenle artışlardan 2006 yılı bütçesinin etkilemeyeceğini söyledi.
2006 yılı için bir sıkıntı olmadığını belirten Unakıtan “2007 projeksiyonunu hazırlarken de eldeki verilere, datalara göre hareket ederiz. O bakımdan şu anda bizim bütçemiz bunlardan etkilenmez” dedi. Unakıtan, 2006 rakamalarının kesin olarak Hazine’yle yürütülecek çalışmanın ardından netleşeceğini belirterek “Arkadaşlarımız sürekli olarak çalışıyor ve bize şu anda bütçe olarak gelmiş değil. Fakat belki de yılın sonuna tekabül eden çok az bir miktar da gelirse o da bizim bütçemizin dengelerini bozucu mahiyette asla olmaz” dedi.
BÜTÇEDE DÜZELTME GEREKTİRECEK BİR DURUM YOK
Unakıtan, enflasyon, faiz ve petrol fiyatlarındaki artışa işaret edilerek makroekonomik hedeflerde bir revizyona gerek görülüp görülmediğine ilişkin olarak “Şu anda eldeki verilere göre bütçede herhangi bir düzenleme gerektirecek bir durum yok. Fakat bizim bütçeyle ilgili olarak çok sıkı önlemlerimiz var. Sıkı maliye politikamıza devam ediyoruz, bu konudaki disiplinimizi devam ettiriyoruz. Bunlara karşı bizim hükümet olarak yapacağımız mali disipline azami ölçüde dikkat etmektir. Gerekli tedbirler her zaman alınmıştır. Hükümetimiz bundan önceki ekononmik olaylarda da olduğu gibi gerek duyarsa her türlü tedbiri alır. Ama şu kısa dönemde tedbir alacak bir durum söz konusu değil. Fakat biz gerekli olan mali disipline fevkalade riayet ediyoruz” diye konuştu.
ANKA
2006 tablosu değişecek!
Dün ABD ekonomisindeki son gelişmeler konusunda, Harvard Üniversitesi’nden ünlü Martin Feldstein tarafından FT Gazetesi’nde yayınlanan geleceğe dönük analizleri gündeme getirmiştik. Feldstein, ABD cari dengesi ve dünya konusunda, sadece ABD’deki değişikliklerin yetmeyeceğini, dünya genelinde de uyumlu davranış sergilenmesi gerektiğini vurguluyor ve AB ekonomilerinin de önlemler alması gerektiğini belirtiyordu.
Dünyada aslında türbülans öncesinde 2006 için oldukça olumlu beklentiler vardı. Ancak tüm dünyada mayıs ayı ortasında başlamış olan türbülans tüm dünyada kötü ekonomik etkiler yapacak. Tabii ters etkiler gelişen ülkelerde daha kuvvetli olacak, gelişmiş ülkelerde ise daha az tahribat yapar (buna ’shit flows downhill’ etkisi adını veriyoruz, yani pislik yokuş aşağı akar). Ama 2006 yılına girilirken dünya ekonomisinin 2006 yılında gerçekten toparlanması bekleniyordu. Şimdi ise tahminler geri alınmak zorunda kalınacak.
Bu olguların Türkiye açısında önemli ters etkileri olacak. Bu nedenle de bizim kendi iç siyasetimizi ve iç ekonomimizi derhal toparlayacak adımlar atmamız gerekiyor. ‘IMF’e borç geri ödeyelim’ veya ‘IMF programından çıkalım’ gibi çocukça kabadaylıklar için hiç marjımız yok. Tersine programlarımıza çok sadık kalarak artan ülke risk algılamasını azaltmamız gerekiyor.
Elimizde, dünya piyasalarında türbülans başlamadan evvel yapılmış ve 19 Nisan tarihinde yayınlanmış IMF World Economic Outlook yayınındaki geleceğe dönük tahminler var. Ayrıca gene türbülans öncesi yapılmış, ama daha sonra, yani 23 Mayıs tarihinde yayınlanmış olan OECD Economic Outlook adlı rapordaki geleceğe dönük tahminler var. Bu raporlar türbülansın etkilerini içermeyen tahminler. Bu tahminler oldukça iyimser ve dünya genelinde petrol fiyatlarına rağmen hızlanma içeren tahminlerdi. Ama şimdi türbülans sonrası farklı bir yaklaşım gerekecek. Şimdi araştırmaların içeriğine dönelim.
IMF 2005 yılında dünya ekonomisinin genelinde yüzde 4.8 büyüme beklerken, 2006 yılında yüzde 4.9 ve 2007 yılında yüzde 4.7 büyüme bekliyordu.
Türkiye için daha önemli olan Avrupa ekonomisi genelinde de 2005 büyüme tahmini yüzde 1.3 ve 2006 yılında ise genişleme, yani yüzde 2 büyüme ve 2007 yılında ise 1.9 büyüme bekleniyordu.
Bizim en endeksli olduğumuz ihracatımızın önemli bir kısmını yaptığımız Alman ekonomisinde ise 2005 büyümesi olan 0.9 sonrasında, 2006 yılında yüzde 1.3 değerine hızlanma ve 2007 yılında yüzde 1 büyüme bekleniyordu.
IMF tahminleri sonrasında gerçekleştirilen OECD tahminleri, bir dünya geneli reel büyüme tahmini vermiyor, bunun yerine OECD ekonomileri genelinde bir tahmin veriyor. OECD geneli zaten dünyanın bütün büyük sanayileşmiş ekonomilerini içerdiğinden gene de tüm dünya ekonomik beklentileri hakkında bir fikir verebilme kapasitesine sahip.
OECD tahminlerinde OECD ekonomileri geneli 2005 yılında 2.8 büyürken, 2006 yılında yüzde 3.1 ve 2007 yılında yüzde 2.9 büyüme bekleniyordu. Euro bölgesinde ise 2005 reel büyümesi yüzde 1.4 olarak hesaplanırken, 2006 yılında yüzde 2.2 ve 2007 yılında yüzde 2.9 büyüme beklentisi vardı. Alman ekonomisinde ise OECD 2005 yılındaki yüzde 1.1 büyümeden sonra, 2006 yılında yüzde 1.8 ve 2007 yılında ise 1.6 büyüme veriliyordu.
Lafı uzatmayalım. Türbülans öncesinde dünya genelinde 2006 yılında ekonomik iyimserlik vardı. Bu iyimserlik şimdi bir ölçüde tersine dönmek zorunda, her yerde fren çekilecek. Bu dünyanın her yerinde gerçekleşecek, borsalar battı diye değil, faiz daha da yükselecek ve kur dengeleri değişecek diye oluyor. Borsa sadece beklentilerin değişmesini gösteriyor! Mesela Avrupa ekonomileri dış ticarete fena halde endeksli olduklarından euronun değerlenmesi dış ticaretlerine kötü etki yapacak. İhracatları daralacak ve büyümeleri de yavaşlayacak ve sonuçta ithalatları da düşecek. Bu da bizi pozitif etkilemez, negatif etkiler, yani kur değişmelerinin etkisi bize pek yaramaz diye düşünüyoruz, çünkü dış alemde büyümenin yavaşlaması kur etkisini yeniyor.
Yani bizi kurtaracak olan şey kendi ekonomimizi kontrol altına almaktır. Bunun yolu da siyasi gerilimi azaltmaktan ve siyasetin yeniden ekonominin altına inmesinden geçiyor. Yapabileceğimiz en kötü şey erken seçimdir.
DENİZ GÖKÇE
Hükümet kemer sıkabilecek mi?
PİYASALARDA giderek daha yoğun bir şekilde, “Yurt dışında düzelme olursa, içerde aynı düzelmeyi yaşayabilir miyiz?” sorusu tartışılıyor.
Daha önce de tartışılıyordu ama son dönemde endişelerin çoğaldığını gözlüyoruz. Geçen hafta dışarıda yaşanan bir miktar iyileşmenin bize yansımaması, endişeleri artırdı. Bu hafta içinde de yurt dışında yine, bir miktar daha düzelme bekleniyor ama bu düzelmenin iç piyasaya yansıyacağı şüpheli.
Piyasalarda, yeni kur-faiz dengesinin nerede oluşacağı da tartışılmaya devam ediyor. Daha önce kurların 1.3 YTL, olmasa bile 1.4 YTL seviyesine ineceğini tahmin edenlerin sayısı bir hayli fazlaydı ama son günlerde yeni denge için daha çok 1.5 YTL rakamı konuşulmaya başladı.
Bununla birlikte faizlerin artık yüzde 16’ların altına inmesi de zor görülüyor.
Gerçek şu ki; dışarıda artan faizlerin, bir-iki yıl daha bu seviyelerinden aşağı inmesi çok zor. Tersine, bir müddet daha artışın devam etmesi, daha yukarılarda “yeni bir dünya dengesi” kurulması ihtimali bir hayli yüksek görülüyor.
O zaman, içerde faizlerin iki ay önceki seviyelerine inmesi de çok zor. İçeride reel faizler zaten yüksekti, daha da düşmesi gerekiyordu ama yeniden bir iniş trendi yakalamak için çok önemli gelişmelerin olması gerekecek.
İşte bu nedenle, Merkez Bankası’nın haziranda olmasa bile, temmuz ayında bir faiz artırımı yapmak zorunda kalacağı söyleniyor. Tabi burada belirleyici olan mayıs ve haziran ayı enflasyon rakamları olacak ama şimdiden bu rakamların yüksek çıkacağını tahmin edenlerin sayısı bir hayli fazla. Yani, o meşhur “beklentiler”, giderek daha fazla bozuluyor.
Buna rağmen enflasyon hedefi konusunda kesin bir şey söylemek için erken olduğunu söyleyenler var. Daha doğrusu, biraz da Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini koruma konusunda yapacağı hareketlerin belirginleşmesi bekleniyor.
Şurası bir gerçek ki; artık faiz harcaması artacak. Artacak bu harcamaya karşılık, dengeleri koruyabilmek için harcamalarda daha fazla tasarruf yapmak zorunda kalınacak. İşin püf noktası da burada: AKP Hükümeti siyasi olarak sıkışmaya başlamışken, ekonomik olarak da zor bir sürece giriyor. Daha doğrusu sıcak parayla balayı artık bitti. Şimdi mali disiplini daha da sıkılaştırmak zorunda. Buna karşılık yaklaşan seçimler var ve AKP tabanından, başta tarım kesimi olmak üzere ciddi popülist harcama, seçim ekonomisi talepleri yükselmeye başladı
İşte bu noktada, bırakın popülizmi, harcamaları kısma gereği ortaya çıkıyor.
Eskiden IMF ismi “kemer sıkma” ile birlikte kullanılırdı. İşte şimdi o kemer sıkma dönemi…
ÖNŞART TASARRUF
IMF Ankara’daki son toplantılarda, bizce şimdiye kadarki en radikal talebini yaptı ve “vergi gelirleri artsa bile harcamaların bütçe rakamlarının üzerine çıkmaması” şartını getirdi.
Hükümet ya çok zor durumda olduğu için bu şartı kabul etmek zorunda kaldı, ya da “Şimdi bu şartı koyalım, bir yolunu bulur deleriz, uygulamayız” diye düşündü…
İnsanın aklına, “sıkıştıkları an IMF’e rest çekip istedikleri kadar seçim harcaması mı yapmak istiyorlar acaba” sorusu da akla gelmiyor değil.
Umarız, hükümetin böyle bir niyeti yoktur da, yeniden “yarım kalan stand-by anlaşmaları” dönemine geri dönmeyiz. Aksi takdirde bütün çekilen bu sıkıntıların boşa gideceğini, eski istikrarsız dönemlere geri dönme tehlikesi bulunduğunu, umarız görüyorlardır.
Dediğimiz gibi; bu gidişatı önlemenin tek yolu var; ekonomik programa ve mali istikrara daha fazla sarılmak. Enflasyon hedefinden taviz verilmez ve bu arada yükselen kurlarla cari denge biraz düzeltilirse, yaşanan bu sıkıntı fırsata çevrilebilir.
Ancak bunun önkoşulu, tasarruf tan geçiyor. Hükümet harcamayı kısıp, büyümeyi biraz frenlemeyi, yani iç talebi kısmayı göze almak zorunda. Tabi bu arada Merkez Bankası’na müdahale etmekten de vazgeçmeli, faiz kararları üzerinde baskı oluşturmamalı…
Peki bunlar yapılabilir mi? Zor ama bizce yapılabilir.
Aksi takdirde hükümet, “zamanında seçimi” bulmadan, çok zor bir ortamda kendini buluverir.
Erdal Sağlam
Mali disiplin aspirin değildir
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan yanına MB Başkanı Durmuş Yılmaz, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı ve IMF Heyeti Başkanı Lorenzo Giorgianni’yi alarak bir basın toplantısı yaptı. Amaç malum, IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun temmuz ayı içerisinde toplanarak geciken 3. ve 4. gözden geçirmeleri onaylaması ve yaklaşık 1.9 milyar dolarlık krediyi serbest bırakması hakkında kamuoyunu aydınlatmak.
Piyasalar bu ara son derece tedirgin ve oynak olduğundan birçokları içerideki aksaklıklara dikkat çekiyor. Böyle olunca pek de sorunlu olmayan bir IMF’yle müzakere süreci bile büyütülüyor.
Son gözden geçirmede IMF’nin temel olarak mali disiplini ele aldığı anlaşılıyor. Babacan’ın yaptığı açıklamaya göre, ilk üç aylık mali performansta sorun yok. Ancak yapılan hesaplarda, yeni bir dizi önlem alınmazsa, yıl sonunda milli gelirin yüzde 0.8′ine tekabül edecek olan 4.5 milyar YTL’lik bir hedef şaşması görülüyor. Yani, böyle devam edilirse, faiz dışı fazla yüzde 6.5 değil, 5.7 olacak.
Açığın nedeni
IMF bunun nereden kaynaklandığını belirlemiş ve bu açığın kapanmasını istemiş. Sağlıktaki harcama hızlanması bu açığın üçte birini oluşturuyor. Özellikle faturalama ve ilaç giderlerinden tasarruf yapılarak bu kapatılacakmış. Geri kalanı da Babacan’a göre, kullanılmayan ödeneklerden.
Tabii yüzde 6.5 toplam kamu dengesine ilişkin bir veri. Babacan, oluşan açığın bütçeden çok bütçe dışı kamuda, örneğin enerji KİT’lerinde, ya da Toprak Mahsulleri Ofisi’nde belirdiğini belirtiyor. Bunu da artan enerji fiyatlarına bağlıyor. Yani siyasi iradede bir gevşeme olmadığına işaret etmek istedi.
Kısacası, konu mali disiplinden ödün verilmeme duyarlılığı. Birçokları karşı karşıya bulunduğumuz cari açığı aşırı ithalat talebine, yani ısınan iç talebe bağlıyor. Oysa, iç talepteki canlılık abartılmamalı. 2006 yılının ilk aylarında iç tüketim belli bir canlılık gösterse de, geçen yıla göre çok farklı bir yapıya girmiş değil. Üstelik, son kur dalgalanmalarının bir durgunluğa neden olacağı da anlaşılıyor.
Çözüm nerde?
Abartılacak bir mali disiplin gevşemesi söz konu değil. IMF her zaman döner dolaşır bütçe disiplinine takılır. Sanılır ki, her şeyin ilacı mali disiplin. Hani kimilerine göre aspirin her derde devadır ya. Aynen öyle.
Mali disiplin elbette yararlı olur. Büyüme frenlenebilir. İthalat talebi düşer. Enflasyonist baskı azalır. Ancak petrol fiyatlarının bu denli arttığı bir yapıda böylesi bir politika daha önemli bir tehlike olan durgunluğa da neden olabilir.
Üstelik cari açığı kapatmada etkisi sınırlı kalabilir. Çünkü petrol gibi, birçok emtianın fiyatını içeride uyguladığımız mali disiplinle düşüremeyiz.
Cari açık konusu sadece iç talebin bastırmasıyla, ya da TL’nin değer yitirmesiyle çözülemez.
Biri durgunluk riski yaratır, diğeri de enflasyonist eğilim. Yani hem ithalatın önü boş bırakılmamalıdır, ya da iç üretici kollanmalıdır, hem de ihracat teşvik edilmelidir. Yani en doğrusu bir alaşımdır. Fakat bu da yetmez. Üretimin uluslararası rekabetini engelleyen hangi etmenler varsa, bunların teker teker ele alınıp çözülmesi gerekir.
Kısacası, aspirin önerenlere güvenmeyin. Aspirin yararlıdır ama her hastalığı çözmez.
HURŞİT GÜNEŞ
IMF, ’çok harcadınız’ dedi tedbir paketi yola çıktı
IMF ile gözden geçirme çalışmaları tamamlandı. Harcamalar konusunda daha sıkı tedbirler alınması gerektiği uyarısında bulunan IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, toplam harcamaların hedeflerle uyumlu hale getirilmesinin bundan sonraki gözden geçirmelerin ön şartı olacağını kaydetti.
ULUSLARARASI Para Fonu (IMF) ile gözden geçirme çalışmaları, Niyet Mektubu taslağı üzerinde sağlanan anlaşma ile tamamlandı. IMF Türkiye Masası Şefi Giorgianni, bütçe hedeflerinin tutturulması için daha sıkı tedbirler alınması gerektiği uyarısında bulunurken Devlet Bakanı Babacan, sağlık harcamalarında yaşanan sapma nedeniyle tasarruf önlemi aldıklarını açıkladı.
TEDBİR PAKETİ: IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, toplam harcamaların hedeflerle uyumlu hale getirilmesinin bundan sonraki gözden geçirmelerin ön şartı olacağını kaydetti. Giorgianni, hükümetin harcamaları bütçe hedefine uygun tutmak için milli gelirin yüzde 0.8’i oranında tedbir paketi belirlediğini ifade etti.
KARARLILIK SÜRECEK: Devlet Bakanı Babacan, IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni ile dün Hazine Müsteşarlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Babacan, gözden geçirme çalışmaları kapsamında, son ekonomik gelişmeler ve yapısal reformlarda kaydedilen ilerlemelerin ele alındığını belirterek, bu bağlamda makro ekonomik performans ile kamu maliyesi ve para politikası uygulamaları gerçekleşmeleri ve yıl sonu hedeflerin değerlendirildiğini ifade etti. Yapısal reform programı altında ise başta sosyal güvenlik, vergi ve bankacılık alanları olmak üzere yapısal konular üzerinde yoğunlaşıldığını anlatan Babacan, şöyle dedi: “Türkiye ekonomisi, uzun yıllar boyunca maruz kaldığı belirsizlik, istikrarsızlık ve güvensizlik ortamını artık geride bırakmıştır. Bugün gerek makro ve gerekse mikro düzeyde ulaşmış olduğumuz seviyeler, Türkiye’nin çok uzun zaman dilimi içersinde elde etmiş olduğu en iyi sonuçlardır. Hükümetimiz döneminde aynı zamanda Türkiye’nin daha sağlam bir zeminde, daha sağlıklı bir ekonomik yapıya kavuşması içinde önemli adımlar atılmıştır. Bu konudaki kararlılığımız bundan sonra da devam edecektir”.
BÜYÜME YÜZDE 6 CİVARI: Babacan, şöyle devam etti: “Henüz yıl sonu rakamı ifade etmek için çok erken olsa da bizim bütün birimlerimizin araştırma departmanların yaptığı çalışmalarda, bu yılki büyüme beklentisinde program hedefi olan yüzde 5’e göre yaklaşık bir puan kadar bir güçlenme görülmektedir. Bu gözden geçirme çalışmalarında, IMF heyetinin yaptığı analizler ile bizim yaptığımız analizler örtüşmüştür. Şu an itibarı ile baktığımız da bu yıl sonu için büyüme rakamı yüzde 6 civarında görülmektedir.”
Enflasyonda revizyon olmayacak
DEVLET Bakanı Ali Babacan, toplantıda, enflasyon konusuna da değindi. Babacan, her ne kadar Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandıktan sonra bazı piyasa analistçilerinin tahminlerinde, projeksiyonlarında yukarı doğru revizyonlar yapılmış ise de henüz Merkez Bankası’nın enflasyon beklentileriyle ilgili yapılmış bir revizesi bulunmadığını söyledi. Babacan, “Enerji fiyatlarındaki olumsuz gelişmelere rağmen, 2006 sonu için, hedeflediğimiz enflasyon oranı ve yine önceden duyurulan belirsizlik aralığı geçerlidir” dedi.
Düzeltme hareketi fırsata dönüşebilir
IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, tamamlanan gözden geçirme çalışmaları kapsamında, IMF yönetininin onayına bağlı olmak üzere, taslak bir niyet mektubu üzerinde anlaşıldığını bildirdi. Giorgianni, mektubun IMF yönetimi ve IMF İcra Direktörleri Kurulu tarafından kabul edilmesi halinde, programın 3 ve 4. gözden geçirmelerinin tamamlanmış olacağını, ayrıca yaklaşık 1,9 milyar dolar tutarında kaynağın serbest bırakılacağını vurguladı. Giorgianni piyasalardaki düzeltme hareketinin, varlık değerlerini dengeye getirebileceğini belirtirken, bu sırada uygulanacak akıllı politikalar sonucu, dalgalanmayla oluşan düzeltme hareketinin bir fırsata dönüştürülebileceğini vurguladı. Giorgianni, piyasalardaki bu dalgalanmadan çıkarılabilecek bir sonucun, dalgalı kurun önemini sergilediğini ve döviz cinsinden borçlanmaya fazla ağırlık verilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirti. Küresel mali ortamın, bundan böyle daha zorlu bir hale gelmekte olduğunu vurgulayan Giorgianni, yetkililerin, Türkiye ekonomisindeki beklentileri karşılayacağı yönündeki güvenlerinin tam olduğunu ifade etti.
Cari açık yüzde 7 civarı gerçekleşir
CARİ açığı da değerlendiren Ali Babacan, rekor düzeylere çıkan enerji fiyatlarıyla özel sektör yatırım ve tüketim talebindeki artışın, cari işlemler açığının son yıllardaki yükselmesinde etkili olduğunu söyledi. Bu husus ve yılın 3 ayındaki gelişmeler de dikkate alındığında, cari işlemler açığının programda yer alan tahminlere göre “bir miktar daha yüksek” çıkmasının beklendiğini bildiren Babacan, şöyle devam etti: “Zaten daha önceki açıklamalarımızda da vardı. Piyasa analizi yapanlar zaten kendi analizlerini yukarı doğru revize etmişlerdi. ’Bizim henüz resmi bir revizyonumuz yok’ demiştik, ancak bizim kendi yaptığımız son revizyonlara baktığımızda, bu gözden geçirme çalışmaları sırasındaki yapılan çalışmalara baktığımızda, cari açık rakamının yıl sonuna doğru yüzde 7 civarında gerçekleşeceğini görüyoruz.”
Sağlık harcamaları saptı, önlem alacağız
ALİ Babacan, yıl sonu itibarıyla sağlık harcamalarında 1,4 milyar YTL’lik sapma öngörüldüğünü ifade ederken, bu yüzden GSMH’nin yüzde 0,8’i kadar, 4,5 milyar YTL’lik tasarruf önlemi alınacağını açıkladı. Babacan, söz konusu tasarrufun yarısından çoğunun, bugüne kadar alınan tedbirlerle zaten sağlandığını, sağlık sektöründe de hizmet kalitesinden kesinlikle ödün verilmeden tasarruflar sağlanacağını kaydetti. Yatırımlardan kesilmesi gibi büyük önlemlere gerek görülmediğini ifade eden Babacan, harcanması mümkün olmayan kalemlerde kaydırmalar yapılacağını bildirdi. Babacan, sağlık sektöründe faturalama ve ilaç giderleri gibi bazı kalemlerden, hizmet kalitesinden ödün vermeden tasarruf sağlanması konusunda, sağlık bakanıyla mutabakata varıldığını sözlerine ekledi.
Doğrudan yabancı yatırımda çok ciddi artışlar var
ALİ Babacan 2006 yılında özellikle doğrudan yabancı yatırımlar ve uzun vadeli kredi kullanımlarında, programın yapıldığı tarihlerle mukayese edildiğinde çok ciddi bir artış görüldüğünü kaydetti. Babacan, yüzde 6 civarında bekledikleri faiz dışı fazlayı koydukları ödemeler dengesiyle ilgili projeksiyonlarda doğrudan yabancı yatırım, uzun vadeli krediler, ilk üç ayın gerçekleşmesine bakıldığında ve bunlar mukayese edildiğinde hem doğrudan yabancı sermaye girişinde hem de uzun vadeli kredi girişinde beklenenin çok çok ötesinde bir gerçekleşme olacağının belirlendiğini ifade etti.
IMF uyardı: Daha sıkı tedbirler alınmalı
IMF ile gözden geçirme çalışmaları, Niyet Mektubu taslağı üzerinde sağlanan anlaşma ile tamamlandı. IMF Türkiye Masası Şefi Giorgianni, bütçe hedeflerinin tutturulması için daha sıkı tedbirler alınması gerektiği uyarısında bulunurken Devlet Bakanı Babacan, sağlık harcamalarında yaşanan sapma nedeniyle tasarruf önlemi aldıklarını açıkladı.
Devlet Bakanı Babacan, IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni ile bugün Hazine Müsteşarlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.
Babacan, gözden geçirme çalışmaları kapsamında, son ekonomik gelişmeler ve yapısal reformlarda kaydedilen ilerlemelerin ele alındığını belirterek, bu bağlamda makro ekonomik performans ile kamu maliyesi ve para politikası uygulamaları gerçekleşmeleri ve yıl sonu hedeflerin değerlendirildiğini ifade etti.
Yapısal reform programı altında ise başta sosyal güvenlik, vergi ve bankacılık alanları olmak üzere yapısal konular üzerinde yoğunlaşıldığını anlatan Babacan, şöyle dedi: “Türkiye ekonomisi, uzun yıllar boyunca maruz kaldığı
| “SAĞLIK HARCAMALARI SAPTI TASARRUF ÖNLEMİ ALINACAK” |
| Devlet Bakanı Ali Babacan, yıl sonu itibarıyla sağlık harcamalarında 1,4 milyar YTL’lik sapma öngörüldüğünü ifade ederken, bu yüzden GSMH’nin yüzde 0,8′i kadar, 4,5 milyar YTL’lik tasarruf önlemi alınacağını açıkladı. Babacan, söz konusu tasarrufun yarısından çoğunun, bugüne kadar alınan tedbirlerle zaten sağlandığını, sağlık sektöründe de hizmet kalitesinden kesinlikle ödün verilmeden tasarruflar sağlanacağını kaydetti. Yatırımlardan kesilmesi gibi büyük önlemlere gerek görülmediğini ifade eden Babacan, harcanması mümkün olmayan kalemlerde kaydırmalar yapılacağını bildirdi. Babacan, sağlık sektöründe faturalama ve ilaç giderleri gibi bazı kalemlerden, hizmet kalitesinden ödün vermeden tasarruf sağlanması konusunda, sağlık bakanıyla mutabakata varıldığını sözlerine ekledi. |
belirsizlik, istikrarsızlık ve güvensizlik ortamını artık geride bırakmıştır. Bugün gerek makro ve gerekse mikro düzeyde ulaşmış olduğumuz seviyeler, Türkiye’nin çok uzun zaman dilimi içersinde elde etmiş olduğu en iyi sonuçlardır.
Hükümetimiz döneminde aynı zamanda Türkiye’nin daha sağlam bir zeminde, daha sağlıklı bir ekonomik yapıya kavuşması içinde önemli adımlar atılmıştır. Bu konudaki kararlılığımız bundan sonra da devam edecektir”.
“BU YIL SONU İÇİN BÜYÜME RAKAMI YÜZDE 6 CİVARINDA GÖRÜLMEKTEDİR”
2005 yılı sonu itibarı ile Türkiye’nin, tarihinde ilk kez 16 çeyrek üst üste büyüme performansı gösterdiğini, 2005 yılı büyüme oranının da beklentilerin çok üzerinde (yüzde 7,6 seviyesinde) gerçekleştiğini anlatan Babacan, “Bu güçlü büyüme performansı ışığında 2006 yılı büyüme hızının da bu yılın programını ilk yaptığımız tarih ile mukayese edecek olursak hedefin üzerinde gerçekleşeceği beklenmektedir” dedi.
Babacan, şöyle devam etti: “Henüz yıl sonu rakamı ifade etmek için çok erken olsa da bizim bütün birimlerimizin araştırma departmanların yapmış olduğu çalışmalarda, bu yılki büyüme beklentisinde program hedefi olan yüzde 5′e göre yaklaşık bir puan kadar bir güçlenme görülmektedir. Bu gözden geçirme çalışmalarında, IMF heyetinin yaptığı analizler ile bizim yaptığımız analizler örtüşmüştür. Yani şu an itibarı ile baktığımız da bu yıl sonu için büyüme rakamı yüzde 6 civarında görülmektedir. Ama tekrar ediyorum, yılın ilk üç ayına bakıp da yıl sonu projeksiyonu yapmak için erken. Ama bizim şu anda gördüğümüz fotoğraftaki durum bu.”
Bakan Babacan, ‘özel yatırım ve tüketim harcamalarının 2006 yılında da büyümenin temel itici gücü olacak’ gibi göründüğüne işaret ederek, özellikle yatırımlar, özel sektör yatırımlarının çok güçlü devam ettiğini, yine özel tüketim harcamalarının da yüksek seyrettiğini bildirdi.
“ENFLASYONDA REVİZYON YOK”
Bakan Babacan, toplantıda, enflasyon konusuna da değindi. Babacan, her ne kadar Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandıktan sonra bazı piyasa analistçilerinin tahminlerinde, projeksiyonlarında yukarı doğru revizyonlar yapılmış ise de henüz Merkez Bankası’nın enflasyon beklentileriyle ilgili yapılmış bir revizesi bulunmadığını söyledi. Merkez Bankası’nın Haziran ayı sonunda çıkaracağı raporda enflasyonla ilgili revizyonların ne olacağının bildirileceğini ifade eden Babacan, “Son dönemlerde enerji fiyatlarındaki olumsuz gelişmelere rağmen, 2006 sonu için, hedeflediğimiz enflasyon oranı ve yine önceden duyurulan belirsizlik aralığı geçerlidir” diye konuştu.
“CARİ AÇIK, BİR MİKTAR DAHA YÜKSEK ÇIKABİLİR”
Cari açığı da değerlendiren Babacan, rekor düzeylere çıkan enerji fiyatlarıyla özel sektör yatırım ve tüketim talebindeki artışın, cari işlemler açığının son yıllardaki yükselmesinde etkili olduğunu söyledi.
Bu husus ve yılın 3 ayındaki gelişmeler de dikkate alındığında, cari işlemler açığının programda yer alan tahminlere göre “bir miktar daha yüksek” çıkmasının beklendiğini bildiren Babacan, şöyle devam etti: “Zaten daha önceki açıklamalarımızda da vardı. Piyasa analizi yapanlar zaten kendi analizlerini yukarı doğru revize etmişlerdi. (Bizim henüz resmi bir revizyonumuz yok) demiştik, ancak bizim kendi yaptığımız son revizyonlara baktığımızda, bu gözden geçirme çalışmaları sırasındaki yapılan çalışmalara baktığımızda, cari açık rakamının yıl sonuna doğru yüzde
| GIORGIANNI’NİN ÇOCUĞU OLDU |
| Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni’nin yeni çocuğu olduğunu söyledi. Lorenzo Giorgianni geçen yıl, Rıza Moghadam’dan Türkiye Masası Şefliğini devralmıştı. |
7 civarında gerçekleşeceğini görüyoruz. Ama yine yılın ilk 3-4 ayına bakıp da yıl sonu için kesin şeyler söylemek zor. Bunlar sadece bugün baktığımızda gördüğümüz fotoğraf. Zaman içinde yıl sonu yaklaştıkça farklı değerlendirmeler olabilir, ama cari açıkta bu yılı yüzde 7 gibi bir rakamla kapatacağımız görülüyor.”
“DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDA CİDDİ ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”
Babacan bu arada, 2006 yılında özellikle doğrudan yabancı yatırımlar ve uzun vadeli kredi kullanımlarında, programın yapıldığı tarihlerle mukayese edildiğinde çok ciddi bir artış görüldüğünü kaydetti.
Bakan Babacan, yüzde 6 civarında bekledikleri faiz dışı fazlayı koydukları ödemeler dengesiyle ilgili projeksiyonlarda doğrudan yabancı yatırım, uzun vadeli krediler, ilk üç ayın gerçekleşmesine bakıldığında ve bunlar mukayese edildiğinde hem doğrudan yabancı sermaye girişinde hem de uzun vadeli kredi girişinde beklenenin çok çok ötesinde bir gerçekleşme olacağının belirlendiğini ifade etti. Babacan, 2006 yılındaki uluslararası rezervlerin ilk başta öngörülenden çok daha yüksek bir noktada kapanacağının tahminleri arasında yer aldığını da bildirdi.
CARİ AÇIĞIN FİNANSMANI
Ekonomik istikrar ve yabancı yatırımların önünü açmaya yönelik attıkları adımların etkisinin, 2005′teki doğrudan yabancı yatırımlarda net bir şekilde görüldüğünü anlatan Babacan, “Yıllardır potansiyelin çok altında seyreden yabancı yatırımların seyrinde 2005 yılında yaklaşık 9.7 milyar dolara yükselmiştir” dedi. Babacan, özelleştirme alanında kazanılan ivmenin de sürdüğünü ve Haziran ayı içinde gerçekleştirilmesi planlanan Yatırım Danışma Konseyi Toplantısı ve kullanıma yeni açılan doğrudan yatırımcılara yönelik portalın bu ivmeyi destekleyecek adımlar olduğuna işaret etti.
“1,9 MİLYAR DOLAR TUTARINDA KAYNAK SERBEST BIRAKILACAK”
IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, tamamlanan gözden geçirme çalışmaları kapsamında, IMF yönetininin onayına bağlı olmak üzere, taslak bir niyet mektubu üzerinde anlaşıldığını bildirdi. Giorgianni, mektubun IMF yönetimi ve IMF İcra Direktörleri Kurulu tarafından kabul edilmesi halinde, programın 3 ve 4. gözden geçirmelerinin tamamlanmış olacağını, ayrıca yaklaşık 1,9 milyar dolar tutarında kaynağın serbest bırakılacağını vurguladı.
“EKONOMİDE OLUMLU PERFORMANS SÜRÜYOR”
Türkiye ekonomisinin olumlu performansını sürdürdüğünü, ekonominin geleceğine ilişkin gelişmelerin cesaret verici olduğuni ifade eden Giorgianni, büyüme ve yatırımların canlı olduğunu, tarım dışı istihdamın arttığını kaydetti.
Doğrudan yabancı sermaye girişinde son dönemde görülen artışın olumlu olduğunu, enflasyondaki düşüş süreci devam etmekle birlikte, petrol fiyatlarındaki artıştan kısmen etkilendiğini belirten Giorgianni, yakın zamana kadar Türk mali sektörünün güçlü bir performans sergilediğini anlattı. Son iki hafta içinde ekonomide ciddi bir düzeltme yaşandığına işaret eden Giorgianni, son dalgalanmanın genel olarak küresel nitelikli olduğunu belirtti.
“SIKI, PARA POLİTİKASI DAHA İHTİYATLI UYGULANMALI”
Hükümet tarafından alınan, GSMH’nin yüzde 0,8′i düzeyindeki tedbirlerin etkin şekilde uygulanması halinde, yüzde 6,5′lik faiz dışı fazla hedefine ulaşmanın mümkün olacağına işaret eden Giorgianni, uygulanacak akıllı politikalar sonucu, piyasalarda dalgalanmayla oluşan düzeltme hareketinin de bir fırsata dönüştürülebileceğini belirtti.
Giorgianni, görüşmelerde, “Cari Açığın daraltılması, ekonomik büyümenin sürdürülmesi ve enlasyonu düşürme politikalarının devam ettirilmesi” konularında uzlaşmanın sağlandığını belirtti. Giorgianni, “para politikasında, önümüzdeki aylarda, güçlendirilmiş mali politikalarla da desteklenen ihtiyatlı bir yaklaşıma ihtiyaç bulunmakta” dedi.
Giorgianni bu yıla ilişkin olarak, genel faiz dışı fazlada yüzde 6,5′ten az olmayacak bir politika, bütçe sınırları içinde kalacak faiz dışı harcamalar ve Sosyal Güvenlik Sistemi’ndeki açığın, GSMH’nin yüzde 4,5′ini aşmayacak bir disiplin gerektiğini kaydetti.
Harcamaların bütçe sınırlarını aşmamasının, vergi gelirlerindeki artış çerçevesinde özel bir önemi bulunduğunu belirten Giorgianni, elde edilecek ek gelirlerin, iç talebin daha da desteklenmemesi ve cari açığın kontrol altında tutulmasına dönük tasarruf edilmesi gerektiğini vurguladı. Geçen yıl sonlarında, sağlık ve yatırım harcamalarının program hedeflerinin üstüne çıkıldığını hatırlatan Giorgianni, bu kalemlerde, program hedeflerinin yakalanabilmesi için bazı tedbirler gerekeceğini ifade etti.
PİYASALARDAKİ DALGALANMA DÜZELTME HAREKETİDİR
Türk mali piyasalarında, son iki haftada meydana gelen gelişmelerin bir “düzeltme hareketi” olduğunu belirten Giorgianni, sadece Türkiye’nin değil, tüm gelişmekte olan piyasaların bu dalgalanmadan etkilendiğini söyledi.
Piyasalardaki dalgalanmanın, ağırlıklı olarak küresel nitelikli likidite sıkışmasından kaynaklandığının altını çizen Giorgianni, Türkiye’deki gelişmelerde, iç faktörlerin de etkili olduğunu ifade etti. Cari İşlemler Düzeyi yüksek olan Türkiye gibi ülkelerdeki para piyasalarındaki düşüşün daha etkili olduğunu belirten Giorgianni, bu düzeltme hareketinin, varlık değerlerindeki aşırı yüksekliği dengelediği ölçüde memmuniyet verici olduğunu kaydetti.
A.A.
Sağlık harcaması patladı IMF hemen huzursuz oldu
Ekonomi yönetimi, Stand-by düzenlemesinin gözden geçirme çalışmaları için Ankara’da bulunan Uluslararası Para Fonu (IMF) Heyetinin de, “Bütçe dengelerini bozar” dediği sağlık harcamalarındaki artışın kontrol altına alınması için harekete geçti.
Sağlık harcamalarındaki artış, IMF heyetinin özellikle Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve bürokratlarla yaptığı görüşmelerin öncelikli konusu oldu. Sağlık harcamalarındaki artışın çok yüksek boyutlara ulaştığına işaret eden IMF yetkilileri, “Bu durum, bütçe dengelerini bozar. Bütçede 600-700 milyon YTL tutarında bir sapmaya yol açar” görüşünü dile getirdi. Sağlık harcamalarındaki yüksek artışın, sosyal güvenlik kurumlarını da olumsuz etkilediğini ve açıkların büyümesine yol açtığını kaydeden IMF yetkilileri, harcamalardaki artışın önüne geçilmesi için önlem alınması gerektiğini vurguladılar.
YEŞİL KART PATLADI:
Maliye Bakanlığı verilerine göre, sağlık harcamaları, yılın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 251.5 artış gösterdi. 2005 yılının ocak-nisan döneminde 774.6 milyon YTL olan toplam sağlık giderleri, bu yıl aynı dönemde 1 milyar 948 milyon YTL’ye çıktı. Alt kalemler itibarıyla en yüksek artış da, yeşil kartlıların sağlık giderlerinde ortaya çıktı. 2005 yılının ilk 4 ayında 306.5 milyon YTL olan yeşil kartlılar için bütçeden çıkan para, bu yıl 1 milyar 211 milyon YTL’ye ulaştı. Böylece yeşil kartlıların sağlık harcamalarındaki artış yüzde 395.3’ü buldu. 2005’in ilk 4 ayında 227.2 milyon YTL olan ilaç giderleri, bu yıl 274.6 milyon YTL, 2005’de 240.9 milyon YTL olan tedavi ve sağlık malzemesi giderleri de, bu yıl 461.9 milyon YTL olarak gerçekleşti. Gözden geçirme çalışmalarında, IMF de yeşil kartlıların sağlık giderlerindeki artışa özel olarak dikkat çekti ve bu konuya çözüm bulunmasını istedi.
Kuyrukların bitmesi harcamaları artırdı
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, sağlık harcamalarında kısıtlama olamayacağını, sadece bazı tedbirler alınabileceğini ifade etti. Kendilerinin de bu tedbirleri aldıklarını kaydeden Unakıtan, şöyle devam etti: “Sağlık harcamalarında 4 aylık artışın, bundan sonra aynen devam edeceğini söylemek söz konusu değil. Hastanelerde kuyruklar kalktı, ilaca ulaşım çok kolaylaştı. Böyle olunca da harcamalarda artış oluyor. Yılın ilk ayında hastanelerin birikmiş alacakları bekliyordu, onlar ödendi. Bundan sonraki aylarda bu kadar artış olmayacaktır. Herkesin üzerinde titizlikle durduğu sağlık harcamalarında hiçkimse (ne olacak) demesin. Maliye Bakanlığı, hepsinden daha çok üzerinde duruyor.”
Sağlık harcamalarına fren
Ekonomi yönetimi, Stand-by düzenlemesinin gözden geçirme çalışmaları için Ankara’da bulunan Uluslararası Para Fonu (IMF) Heyetinin de, “Bütçe dengelerini bozar” dediği sağlık harcamalarındaki artışın kontrol altına alınması için harekete geçti.
Sağlık harcamalarındaki artış, IMF heyetinin özellikle Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve bürokratlarla yaptığı görüşmelerin öncelikli konusu oldu. Sağlık harcamalarındaki artışın çok yüksek boyutlara ulaştığına işaret eden IMF yetkilileri, “Bu durum, bütçe dengelerini bozar. Bütçede 600-700 milyon YTL tutarında bir sapmaya yol açar” görüşünü dile getirdi.
Sağlık harcamalarındaki yüksek artışın, sosyal güvenlik kurumlarını da olumsuz etkilediğini ve açıkların büyümesine yol açtığını kaydeden IMF yetkilileri, harcamalardaki artışın önüne geçilmesi için önlem alınması gerektiğini vurguladılar.
EKONOMİ YÖNETİMİ TOPLANDI
Bu gelişme üzerine Maliye ve Sağlık Bakanlıkları ile Hazine ve DPT Müsteşarlığı bürokratları, dün Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan başkanlığında bir araya geldi.
Toplantıda sağlık harcamalarının kontrol altına alınmasına dönük çeşitli önlemler ele alındı. Bir üst düzey bürokrat, toplantıda 3-4 değişik alternatif üzerinde durduklarını belirterek, A.A’ya şu değerlendirmede bulundu: “Teknik çalışmalar devam edecek ve kesinleştirdiğimiz alternatifleri 1-2 gün içinde Bakanlarımıza sunacağız. Öyle olağanüstü bir şey olmayacak ama harcamaları kontrol altına almaya yönelik bazı tedbirlere ihtiyaç var. Onlar uygulamaya konulacak. Diğer yandan IMF’ye de söyledik, harcamalarda ilk 4 ayda kaydedilen artışa bakarak, (Sağlık giderleri bundan sonra da böyle devam edecek) denilmemeli. Biz, bazı harcamaları çeşitli nedenlerle öne çekmiştik. Artış, biraz da bundan kaynaklandı. Ancak yine de önümüzdeki dönemde, bu harcamalar kontrol altında olacak.”
Bu arada, ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı alternatiflerden en önemlisini sağlık hizmetlerindeki paket fiyat uygulaması oluşturacak. Yapılan görüşmelerde, 2002 yılında başlatılan paket fiyatın kapsam dışındaki tedavi hizmetlerini de içine alarak iyice yaygınlaştırılması, böylece sağlık harcamalarının disipline edilmesi kararlaştırıldı.
YEŞİL KARTLILAR DÜŞÜNDÜRÜYOR
Öte yandan Maliye Bakanlığı verilerine göre, sağlık harcamaları, yılın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 251,5 artış gösterdi. 2005 yılının Ocak-Nisan döneminde 774,6 milyon YTL olan toplam sağlık giderleri, bu yıl aynı dönemde 1 milyar 948,2 milyon YTL’ye çıktı. Alt kalemler itibarıyla en yüksek artış da, yeşil kartlıların sağlık giderlerinde ortaya çıktı. 2005 yılının ilk 4 ayında 306,5 milyon YTL olan yeşil kartlılar için bütçeden çıkan para, bu yıl 1 milyar 211,7 milyon YTL’ye ulaştı. Böylece yeşil kartlıların sağlık harcamalarındaki artış yüzde 395,3′ü buldu.
2005′in ilk 4 ayında 227,2 milyon YTL olan ilaç giderleri, bu yıl 274,6 milyon YTL, 2005′de 240,9 milyon YTL olan tedavi ve sağlık malzemesi giderleri de, bu yıl 461,9 milyon YTL olarak gerçekleşti. Gözden geçirme çalışmalarında, IMF de yeşil kartlıların sağlık giderlerindeki artışa özel olarak dikkat çekti ve bu konuya çözüm bulunmasını istedi.
SAĞLIK HARCAMALARI
2004 ve 2005′in ilk 4 aylık döneminde sağlık harcamalarındaki gelişme şöyle oldu:
| Sağlık giderleri | 2005 (Bin YTL) |
2006 (Bin YTL) |
ArtışOranı |
| İlaç | 227.241 | 274.593 | 20,8 |
| Tedavi ve Sağlık Mlz. | 240.909 | 461.873 | 91,7 |
| Yeşil Kart | 306.482 | 1.211.721 | 395,3 |
| Toplam Sağlık Giderleri | 774.631 | 1.948.187 | 251,5 |
A.A.
Mali Disiplini de gevşetmeyin
Geçen hafta dünyada mali piyasalarda oldukça sert hareketler yaşandı. Örneğin Avrupa borsaları 2004 Ağustos ayından buna en sert düşüşü gördü. Gerek enerji, gerek emtia fiyatlarındaki artışların enflasyon endişelerini güçlendirmesinin, bu gelişmelerin arkasındaki neden olduğu söyleniyor.
Trend bozuldu
Diğer taraftan dünyanın önemli merkez bankalarının bundan böyle politikalarını gelecek verilere göre belirleyeceklerini açıklamaları da kısa vadede belirsizliği artırıyor. Küresel piyasalarda iyileşme trendinin bozulduğu dikkati çekiyor.
Bizde de son bir aydır süren dalgalanmanın geçen hafta oldukça hızlandığını gördük. Ancak bizdeki aşağı yönlü hareket hem daha erken başladı, hem de daha sert oldu. Bu durum bize benzeyen ekonomilerden ayrıştığımızı gösteriyor.
Yani dışarıdan gelen etkilerin yanında bizde iç faktörlerin de bozulan güven ortamına katkıda bulunduğu anlaşılıyor. Bunda seçimlerin yaklaşması, kutsallar üzerinden siyasetin yarattığı gerginlikler, Merkez Bankası’na başkan atama sürecindeki hataların rolü var.
Gevşeme var
Ancak başta kredi patlamasıyla desteklenen iç talep canlanması, artan cari açık ve son fiyat artışlarıyla artık göze batan ısınma, makroekonomik temellerdeki bozulmayı açıkça ortaya çıkardı. Bu ise yukarıdaki risklerin algılanmasını güçlendiren gerçek kırılganlık kaynakları.
Geçen hafta açıklanan bütçe rakamları genel bütçe bazında faiz dışı harcamalarda önemli bir hızlanma, faiz dışı dengede de bir düşüş olduğunu gösteriyor. Yani mali disiplinde de bir gevşeme var.
İdeolojik gerekçeler
Geçmişte, makroekonomik temellerdeki bozulmanın altını çizenler Dünyadaki paradigma değişikliğini algılamamakla veya yanlış beklentileri körükleyerek ekonomiye zarar vermekle suçlandı.
Oysa esas zarar bu bozulmayı “ideolojik” gerekçelerle görmeyip kırılganlık artışlarını alkışlayanlar tarafından verildi.
Bu süreçte ekonomide kısa vadeli yatırım yapan yabancılar çok kazandı, yerliler ise borçlandı.
Genellikle kredi patlamalarından sonra yumuşak iniş kolay olmuyor. Ekonominin bozulan dengelerini düzeltmek için gereken tedbirlerin yanında, dışarıda da havaların bulutlanmaya başladığı şu günlerde işler çığırından çıkmadan zayıflayan güveni artırmak ve artan enflasyonist beklentileri geri çevirmek için normal şartlarda gerekenin ötesinde şok yaratacak ek önlemleri hızla almak gerekiyor.
Tersine gidiş
Mali disiplinin güçlendirilmesi güven kaybını giderecek tedbirlerin başında geliyor.
Ancak diğer alanlarda olduğu gibi burada da hem rakamlar, hem de açıklanan niyetler tam tersine bir gidiş olduğunu ortaya koyuyor.
| OCAK-NİSAN GENEL BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ Artış % |
|||||
| (Bin YTL.) | 2004 | 2005 | 2006 | 2005 | 2006 |
| Faiz Hariç Harcama | 24.317.401 | 29.328.837 | 38.960.854 | 20,6 | 32,8 |
| Personel Giderleri | 8.768.094 | 9.650.143 | 11.086.839 | 10,1 | 14,9 |
| Sosyal Güv.Kur. Devlet Primi | 1.056.209 | 1.277.596 | 1.445.420 | 21,0 | 13,1 |
| Mal ve Hizmet Alımları | 1.327.145 | 1.955.408 | 3.639.904 | 47,3 | 86,1 |
| Cari Transferler | 12.286.649 | 14.725.841 | 19.428.095 | 19,9 | 31,9 |
| Sermaye Giderleri | 289.011 | 868.943 | 1.377.414 | 200,7 | 58,5 |
| Sermaye Transferleri | 14.446 | 370.328 | 692.072 | 2463,5 | 86,9 |
| Borç Verme | 538.227 | 480.576 | 1.291.110 | -10,7 | 168,7 |
| Yedek Ödenekler | 37.620 | 2 | 0 | ||
| Faiz Dışı Denge | 10.098.758 | 11.094.481 | 10.718.203 | 9,9 | -3,4 |
FAİK ÖZTRAK