Seçime, geçime bakmayız mali disiplini sürdürürüz
Seçimlerin yaklaşması nedeniyle vergiler konusunda taviz beklentisinin arttığını söyleyen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, “İster seçim gelsin, ister seçim gitsin hiç fark etmez. Biz aynı mali disipline devam edeceğiz” dedi.
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, “İster seçim gelsin, ister seçim gitsin hiç fark etmez. Biz aynı mali disipline devam edeceğiz” dedi. Unakıtan, İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Mezunları Derneği tarafından düzenlenen “Türkiye VIII. Vergi Kongresi”nin “AB Giriş Sürecinde Türk Vergi Sisteminin ve Vergi Denetiminin Sorgulanması” konulu oturumuna katıldı. Son zamanlarda Türkiye’nin gerçekleştirdiği en büyük yeniliğin AB ile müzakerelere başlaması olduğunu belirten Kemal Unakıtan, Türkiye’nin artık vergi de dahil her konuda AB kriterlerine göre yaşamaya başlayacağı görüşünü dile getirdi.
TAVİZ BEKLEMEYİN: Unakıtan, konuşması sırasında, seçimlerin yaklaşması nedeniyle “Vergiler konusunda bir taviz verilir mi?” sorusunun gündeme getirildiğini anımsatarak, “Benden böyle bir taviz beklemeyiniz. İster seçim gelsin, ister seçim gitsin hiç fark etmez. Biz aynı mali disipline devam edeceğiz” dedi. Değişik bir uygulama yaptıklarını da kaydeden Bakan Unakıtan, şöyle konuştu: “Bütün kimlik numaraları haziran ayından itibaren vergi numarası oluyor. Çünkü yıllardır bunun çalışması yapıldı, çalışmaları da bitti. Artık herkesin kimlik numarası vergi numarası olacak. Bundan sonra daha değişik sorular soracağız, ’Kardeşim gel bakalım. 30 yaşına gelmişsin, şimdiye kadar ne kazanıyorsun, ne yedin ne içtin, nerden kazandın, bir hesabını ver bakalım’ diyeceğiz. Soracağız.”
YÜRÜYÜŞÜ DEĞİŞİR: Unakıtan, “Ben hep söylüyorum, benim bütçe iyi olduğu zaman Dışişleri Bakanı’nın yürüyüşü değişir. Bu, böyle…” dedi. Büyüme ve istihdam politikalarını destekleyici, kayıtdışılığı azaltıcı bir vergi sisteminin gerekliliğine dikkat çeken Unakıtan, sık sık vergi mevzuatının değiştirilmesinin yerli ve yabancı yatırımcıların planlarını altüst ettiğini anlattı. Kemal Unakıtan, vergide mevzuat, idare ve denetleme konularında yapısal sorunların giderilmesi için çalıştıklarını, bir gecede kayıtdışılığın önlenmesinin mümkün olamayacağını belirterek, “Kayıtdışılık yüzde 29’lara indi. Niyetimiz bunu sürekli indirerek, 10 sene içinde çağdaş ülkeler seviyesine gelmek” dedi. Unakıtan, vergi oranlarında değişiklikler de yaptıklarını anlatarak, Türkiye’nin şu an OECD ülkeleri içinde en düşük toplam vergi yüküne sahip 5 ülke içinde yer aldığını söyledi. Unakıtan, şunları kaydetti: “Türkiye’de eskiden vergi yükü, yani kurumların elde ettiği vergiler ve onların kárlarının dağıtımından gelen vergiler, toplam vergiler yüzde 65 idi, OECD ortalaması yüzde 50 idi… Şimdi biz hem Kurumlar Vergisi’nde, hem Gelir Vergisi’nde düşme sağladık. Bu oran şimdi yüzde 34’e düştü. Avrupa ortalaması yüzde 44…” Bunun, kayıtdışını önleme bakımından faydalı olduğunu görüşünü aktaran Unakıtan, “Ama illa kayıtdışını önlemek için vergi düşürülecek fikrine asla katılmıyorum. Bunun hesabını kitabını iyi yapmak lazım. Bize diyorlar ki; ’Düşür vergileri, kayıtdışı kalksın’, yok öyle bir şey. Kayıtdışıyla ilgili ne tedbir gerekiyorsa alacağız” diye konuştu.
Ödediğimiz faize acıyorum
BÜTÇEDEKİ en büyük gider kaleminin faiz olduğunu belirten Kemal Unakıtan, şunları kaydetti: “Yıllardan beri biz milyarlarca dolar faiz ödüyoruz. Bu, milletten topladığımız vergilerle ödeniyor. Yazık, günah… Ben doğrusu acıyorum, bazen rakamlara bakıyorum, eskiden bunlar Türkiye’de hiç yokmuş. Bu Türk milleti böyle faizler falan ödemiyormuş. Son senelerin getirdiği bu yükler, ’vergi alma borç al’ felsefesi, Türkiye’ye çok ağıra mal olmuş. Onun için biz kendi kaynaklarımızla ayakta kalmaya muktediriz ve kimseye de ihtiyacımız yok. Kimseye muhtaç değiliz. Yalnız, biz kendi kaynaklarımızı harekete geçirelim, bu kadar… Ha bunun neticesinde ne olacak? İnanın bunun neticesinde Türkiye’nin çehresi çok değişecek.”
Sosyal güvenlik reformundan kim haberdar?
Nihayet, Meclis’ten Sosyal Güvenlik Reformu Yasası geçti. Geçti de, çoğu kimse reformun ne olduğunu doğru dürüst anlayamadı. Reform, kısaca sosyal güvenlikte tek tip bir düzen sağlıyor. Doğrusu da bu. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur gibi çok başlılık ve farklı standartların olması, sistemi daha önce yamalı bir bohça haline getiriyordu.
Yeni reform prim ödeme gün sayısını 9 bine yükseltirken, aylık bağlama oranı ve emekli aylığı düşüyor, 2041 yılında son alınan ücretin yüzde 50’sine düşüyor. Emeklilik yaşı da 65′e çıkıyor. Gerçi bu geçiş kademeli, 2048′de son buluyor.
Kısacası, reform etkisini zaman içinde gösterecek. Hem ödenen emeklilik düşecek, hem de katkı payları artacak. Böylece, sosyal güvenlikteki açık iki taraftan kapanmış olacak.
Açık, milli gelirin % 5′i
Sosyal güvenlik açığı ülkemizde milli gelirin yüzde 5′ine ulaşıyor. Bu az bir açık değil elbette. Ancak bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Sosyal güvenliğin bütçe tarafından fonlanması yanlış mıdır?
Çünkü kimileri her bireyin kendi emekliliğini düşünmesini ve yatırım yapmasını doğru bulurken, kimileri de devletin çalışan adına kesinti yaparak emekliliğimi sağlamasını istiyor. Hatta kimileri de, devlet topladığı vergilerden de bu açığı kapatabilir, diyor.
Eğer bunlardan ikincisi geçerliyse, yani arada devlet varsa, toplanan parayla ödenen paranın eşitlenmesi gerekir. Tabii zaman içinde emekli sayısı, çalışan sayısına yaklaşmazsa.
İkincisi, emeklilik aylıklarının aşırı yükseltilmesi çalışanların daha fazla kesinti ödemesi demektir. Ya da devlet bunu, yapacağı başka bir harcamadan kesecektir.
Ele alınan reformla gelir-gider dengesi eşitlenmeye çalışılıyor. Ancak gözden kaçmaması gereken bir konu var. Bu halihazırda kümeste olanların ödediğini ve aldığını eşitliyor. Oysa hem sigortalı sayısı az, hem de ülkemizde gereksiz sayıda kişi sosyal güvenlikten yararlanıyor.
Üstelik, sosyal güvenlik kapsamı bu yasayla genişliyor da. Örneğin, evlenme yardımları artıyor, erkek çocuklar da emeklinin maaşından yararlanabiliyor. İşsiz kalanların primlerini devlet yatırıyor. Ülkede bir yıldan uzun yaşayan herkes sağlık sigortası kapsamına giriyor.
Sigorta teşvik edilmiyor
Sigortanın kapsamı genişlerken, kayıt dışı olarak çalışan ve sosyal güvenlik sisteminin gelir tarafında büyük gedik yaratan etmen ortadan kalkmıyor. Asıl sorun da burada. Ülkemizde sigortasız çalışan sayısı çok fazla. Çünkü sigorta öylesine bir yük getiriyor ki, brüt ücret işveren için külfetli hale geliyor. Devlet de bu primleri sosyal güvenlik açığı büsbütün büyür diye düşüremiyor.
Ancak ekonomi büyürken ve istihdam düzeyi yükselirken, sosyal güvenlik katkı primleri düşürülebilir. Böylece artan sigortalı sayısı, emeklileri finanse edebilir. Hesap meselesi tabii.
Öte yandan, bu bir uzun vadeli reform olduğuna göre, bir gerçek göz ardı edilmemeli: 30 yıl sonra ortalama ömür ülkemizde yükselecek. O zaman bu reform yine etkisiz hale gelebilir.
Çünkü daha uzun süre emekli maaşı ödenir. Özetle, milli gelirin yüzde 5′ine ulaşan açık kısa vadede kapanmadığı gibi, uzun vadede de kapanmayabilir.
Dikkatimi çeken bir olay, sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP’nin bu reformla ilgili kayda değer bir çıkışının olmamasıydı. Genel kurulu terk etmelerini anladık da, meydanları neden terk ettiler?
HURŞİT GÜNEŞ
Prof. Mundell: Türkiye bütçeyi dengeleyebilir
İş Yatırım’ın davetiyle Türkiye’ye gelen Mundell, bu yıl 4. gerçekleştirilen “Geniş Açı” toplantısına katılarak, “Cari Açık ve Değerli Türk Lirası” konulu konuşma yaptı.
Mundell, Türkiye’de kurun değerinin daha fazla artmadığını, bunun iyi haber olduğunu belirterek, “Kötü haber; para arzında bir artış oluyor, bu da dezenflasyon oranını düşürüyor. Bu yüzden de enflasyonu yüzde 8′den yüzde 6′ya ya da yüzde 4′e düşüremeyebilirsiniz. Böyle bir risk var” diye konuştu.
Çin’deki sabit kur rejiminin ülke ekonomisine sağladığı katkılara değinen Mundell, IMF’in Çin’de dalgalı kur rejimine geçilmesini istediğini, bunun yapılması halinde para biriminin değerleneceğini, bunun çok kötü olacağını, işsizliğin artacağını anlattı.
Mundell, “Hükümet, IMF’in oyun planının ne olduğunu sormalı. Gazetede IMF’in Türkiye’de cari açıktan şikayet ettiğini okudum. IMF, ‘Lira dalgalandırılmalı, Hükümet müdahale etmemeli’ demiş. IMF’in Türkiye için oyun planı nedir, ben bilmiyorum. IMF’e bunu sormak lazım. Benim anlayabildiğim kadarıyla bir model yok” dedi.
Asya ülkelerinin bütçelerini dengeleyebildiğini ifade eden Mundell, “Türkiye de aslında bütçeyi dengeleyebilir. Bunun için Hükümetin bir süre bir açığa razı olması gerekiyor” görüşünü dile getirdi.
Enflasyon hedeflemesi yapmak için Hükümetin bütçeyi dengelemesi gerektiğini, enflasyon hedeflemesinin ülkelere özgürlük vermediğini belirten Mundell, şunları kaydetti:
“Enflasyon hedeflemesi konusunda gerçekten ciddiyseniz esnek kur rejimi size ekstra bir özgürlük vermez. Ne zaman bir özgürlüğünüz olur? Eğer parasal istikrar hedefine ulaşamazsanız o zaman bir özgürlük kazanırsınız.
‘Türkiye kuru sabitlesin’ demiyorum. Çünkü ilk önce bütçeyi kontrol altına almanız lazım. Türkiye’de avro mu, dolar mı, ikisi bir arada mı kullanılacak? Gelecekte avronun dolara karşı değer kazanacağını düşünebilirsiniz.”
BORCUN GSMH’YE ORANI
Mundell, bir ülkenin cari açığı olabileceğini, ancak öncelikle bu ülkenin net borç veren ülke olması gerektiğini vurgulayarak, “ABD borç taşıyabilir. Türkiye’de borçluluk oranı yüzde 50, 60′tır. Türkiye’nin böyle borcu olmasaydı o zaman bütçe açığı sürdürülebilirdi. Dış borçtan söz ediyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin, AB’ye girmek, borcun GSMH’ye oranı ve enflasyon konusunda bir şey yapmak istiyorsa, bunu zamanında yapması gerektiğini belirten Mundell, “Türkiye aslında bu stabilizasyonu 2007-2008′de değil, 2009-2010′da yapsa daha iyi olur. Bu noktada borcun GSMH’ye oranı yüzde 50′den yüzde 35′e düşmüş olabilir ve bu geleceğiniz için daha iyi olabilir” şeklinde konuştu.
Cari bütçe açığını düşürme yöntemlerinden birinin faiz dışı fazlayı artırmak olduğunu, açık azalırsa o zaman bütçe durumunun iyileşeceğini ifade eden Mundell, faiz dışı fazlanın bir politika aracı olarak düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.
Mundell, katılımcıların, enflasyon ve faiz oranlarına ilişkin soruları üzerine de “Şimdi dolar-avro kurunu unutun. Siz bir Avrupa ülkesi olsaydınız şöyle bir enflasyon politikanız olurdu; Avrupa’daki enflasyon oranı sizde olurdu. Hükümetin tek yapması gereken de etkili bir vergi sistemi kurmak ve bütçe dengesini korumaktı” dedi.
A.A.
Türkiye KKTC’ye 534 milyon YTL yardım yaptı
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 2005 yılı içinde 534 milyon 167 bin 775 YTL yardım yaptı.
Türkiye, 2006 yılında ise KKTC’ye, 804 milyon 339 bin 674,56 YTL’lik yardım yapılmasını planlıyor. Bu miktarın 263 milyon 260 bin 922 YTL’lik bölümü, 570 altyapı projesinde kullanılacak.
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti’nin Nisan ayında yayımlanan, “2005 yılında Türkiye Cumhuriyeti Bütçesi’nden KKTC’ye yapılan yardımlar” isimli kitabın önsözünde, Büyükelçi ve Yardım Heyeti Başkanı Aydan Karahan’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden 2005 yılında KKTC’ye toplam 934 milyon 771 bin 124 YTL yardım yapılması planlandı.
Yıl içinde söz konusu miktarın 155 milyon YTL’lik kısmı iptal edildi ve geriye kullanılabilecek 779 milyon 771 bin 124 YTL kaldı.
“2005 yılı içinde söz konusu tutardan 534 milyon 167 bin 775 YTL’nin kullanılabildiğini ve 242 milyon 412 bin 37 YTL’nin 2006 yılına devrettiğini” bildiren Karahan, 2004 yılında da aynı şekilde 362 milyon 552 bin 427 YTL’nin 2005 yılına devrettiğine işaret etti. Karahan, yazısında şunları kaydetti: “Görüldüğü üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nce her yıl daha fazlası ile finansman ayrılmasına rağmen, projelerin zamanında hazırlanmaması, ihalelerde yaşanan gecikmeler, kabul edilebilir projeler sunulmaması gibi çeşitli nedenlerle, ayrılan ödenekler harcanmaktadır. Bu konuda 2006 yılında gerekli önlemlerin zamanında alınabileceğini ümit etmekteyiz.”
2006 YILI YARDIMLARI
Türkiye, 2006 yılında ise KKTC’ye 804 milyon 339 bin 674,56 YTL’lik yardım yapılmasını planlıyor. Bu miktarın 263 milyon 260 bin 922 YTL’lik bölümü 570 altyapı projesinde kullanılacak. “2006 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC işbirliğiyle gerçekleştirilmesi planlanan yatırımlar” isimli kitabın önsözünde Büyükelçi Aydan Karahan’ın verdiği bilgiye göre, bu dönemde Türkiye, KKTC’ye 804 milyon 339 bin 674 YTL 56 YKr’lik yardım bütçesi ayırdı.
“2006 Mali Yılında Türkiye Bütçe Kaynaklarından Finanse Edilecek KKTC Projelerine İlişkin Protokol” kurallarına göre projelerden bazıları Ankara, bazıları ise Lefkoşa kaynaklı olacak. Ankara kaynaklı projelerin ihalesi ve istihkak ödemeleri Ankara’da Türkiye mevzuatına göre yapılacak. Lefkoşa kaynaklı projeler ise KKTC tarafından kendi mevzuatına göre yürütülecek.
2006 yılı yatırım projelerinden bazıları ve ayrılan ödenekler şöyle: “Yeni Baraj, Ana İsale Hatları ve Diğer Su Etüt Proje ve Yatırımları Projesi 25 milyon YTL; KKTC Karayolları Master Plan Uygulama Projesi 14 milyon YTL; ODTÜ Güzelyurt Kampusu Giderlerine Katkı Projesi 32 milyon YTL; Televizyon ve Radyo Yayıncılığının Geliştirilmesi ve Katkı Projesi 500 bin YTL; Tanıtma, Enformasyon ve Tören Giderlerine Katkı Projesi 1 milyon 750 bin YTL; Askeri Birliklerin Yerleşim Projesi 3 milyon 830 bin YTL; Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) Yatırımlarına Katkı Projesi 3 milyon YTL; Milli Mücadele Müzesinin Geliştirilmesi Projesi 1 milyon 500 bin YTL; Hizmet Binaları Yapım, Geliştirme ve Tamamlama Projesi 2 milyon 250 bin YTL; Kamu Hizmetlerinin Otomasyonu Projesi 2 milyon 710 bin YTL; Az Gelişmiş Yörelerin Sosyal ve Ekonomik Rehabilitasyonu ve Katkı Projesi 1 milyon 850 bin YTL; Turizmin Geliştirilmesi ve Turistik Bölgelerde Altyapı Çalışmalarına Katkı Projesi 15 milyon 500 bin YTL; İçme Suları, İsale Hatları, Şebeke ve Türbin Yenileme ve Dere Islahı Projesi 10 milyon 250 bin YTL; Yolların Yapım, Bakım ve Onarımları Projesi 19 milyon YTL; Lefke Avrupa Üniversitesi’nin (LAÜ) Geliştirilmesi Projesi 8 milyon YTL; Ercan Havalimanı’nın Geliştirilmesi Projesi 5 milyon 150 bin YTL; Elektrik Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı Projesi 33 bin YTL; Gazimağusa Devlet Hastanesi İnşaatı Projesi 10 milyon YTL; Sağlık Hizmetlerinin Geliştirilmesi Projesi 5 milyon 600 bin YTL.”
A.A.
Ödeme kolaylığı SSK ve Bağ-Kur’un açıklarını büyüttü
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü Hasan Gül, yılın ilk üç aylık döneminde sosyal güvenlik kuruluşlarına bütçeden yapılan transferin yüzde 40.7 oranında artmasının, sadece bu kuruluşların finansman açığından değil emeklilere yapılan vergi iadesi ödemeleri, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin döner sermayelerine yapılan avans ödemeleri, SSK ve Bağ-Kur prim borçlarına getirilen ödeme kolaylığı gibi nedelerden kaynaklandığını söyledi.
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü Hasan Gül, Muhasebat Genel Müdürü Ömer Duman, Gelir İdaresi Başkanlığı Daire Başkanı Yüksel Karaca ve Bütçe ve Maliye Kotrol Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Abdülkadir Göktaş basınla bilgilendirme toplantısında biraraya geldi.
Hasan Gül, yılın ilk üç aylık döneminde sosyal güvenlik kuruluşlarına bütçeden yapılan ödemelerin yüzde 40.7 oranında artarak 8.1 milyon YTL’ye ulaştığının anımsatılması üzerine, bu artışın üç temel nedenden kaynaklandığını, tamamının sosyal güvenlik kuruluşlarının açığına bağlanamayacağını söyledi. Gül, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin borçlarını ödemekte sıkıntı çekmeleri üzerine, bu kuruluşların döner sermayelerine avans olarak ödenek aktardıklarını belirterek, bunu sosyal güvenlik kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirdiklerini anlattı. Gül, bu yolla yaklaşık 2 milyar YTL’lik ödemede bulunduklarını belirtirken, bu ödemenin daha sonra gelecek faturalardan mahsup edileceğini kaydetti. Gül, “Döner sermayelere doğrudan avans verilemeyeği için ödeneği sosyal güvenlik kuruluşlarına döner sermayelere avans vermesi için aktardık” dedi.
Gül, sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarını artıran bir diğer nedenin ise SSK ve Bağ-Kur prim alacaklarının yeniden yapılandırmasını sağlayan yasal düzenlemeden kaynaklandığını söyledi. Gül, söz konusu yasa dolayısıyla prim gelirlerinde azalmalar yaşandığını bu nedenle sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferleri artırdıklarını dile getirdi. Gül, prim borçlarının yeniden yapılandırmasına ilişkin yasa kapsamında başvurular bittikten sonra bu konuda daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabileceğini söyledi.
Emeklilere vergi iadesi ödemelerinin kaldırılmasının ardından ek ödemenin gündeme gelmesinin de sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarını artıran bir unsur olduğunu kaydeden Gül, “Bu aslında sosyal güvenlik kuruluşlarının bir açığı değildir. Sosyal güvenlik kurumları üzerinden ödeteceğimiz için programda olmayan bir aktarımda bulunduk” dedi. Gül, vergi iadesinden kaynaklanan ödemelerin mart ayında ve geriye dönük olarak yapılmasının, dolayısıyla mart ayında yüksek bir kaynak aktarımının söz konusu olduğunu belirtirken, “Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıkları konusunda hedeften çok fazla bir sapma yok. Bu kuruluşlara hedefin üzerinde bir aktarım söz konusu değil” diye konuştu.
“RAKAMLARDA REVİZYONA İHTİYAÇ YOK”
IMF’nin memur maaşlarına yapılan ek zamma ilişkin eleştirilerinin ardından yapılan görüşmeler hakkında da bilgi veren Gül, personel için her yıl bütçede ek personel ödeneği bulunduğunu ve yıl içinde personel harcamalarındaki eksikliklerin burdan giderilebileceğini kaydetti. 2006 yılında memur maaşlarına yapılan zammın bütçeye toplam yükünün 2 milyar YTL olduğunu, bunun 1.2 milyar YTL’sinin bütçede karşılığı bulunduğunu anlatan Gül, geriye kalan 800 milyon YTL’nin ise ek ders ve diğer düzenlemelerden kaynaklanan ek yük olduğunu anımsattı. Gül, bu ek yükü karşılayabilecek ödeneğin ise bütçede bulunduğunu söyledi. Bu konudaki düzenlemeleri IMF’ye anlattıklarını kaydeden Gül, “Bu konuda herhangi birşey yok şu anda, prim ödeme kolaylığından sonra yeniden bakılacak, ama 170 milyar YTL’lik bütçe büyüklüğü içinde 100-200 milyon YTL tartışılan bir rakam” dedi. Gül, IMF’yle yapılan görüşmelerde “şu aşamada rakamlarda revizyona ihtiyaç olmayacağı yönünde” bir görüşe varıldığını aktardı.
“TOPLAM KAMUDA FDF 2005’TE YÜZDE 6.5’E YAKIN BEKLENİYOR”
Gül, 2005 yılında kamu kesiminde elde edilen faiz dışı fazlanın, GSMH oranının yüzde 6.5’e yakın olmasının beklendiğini kaydetti. Konsolide kamu sektörü feaiz dışı fazlasına ilişkin kesin sonuçların gelecek aylarda ortaya çıkacağını anımsatan Gül, “Faiz rışı fazlanın yüzde 6.5’lik hedefe yakın bir rakam olması bekleniyor. Ancak şu anda bir kesinlik yok. Birtakım tahminler yapılıyor ve yüzde 6.5’in gerçekleşeceği gözüküyor” diye konuştu.
OCAKTA BÜTÇEDEKİ FAZLA ESKİ SİSTEME GÖRE 1.5 MİLYAR YTL
Muhasebat Genel Müdürü Ömer Duman ise bütçe sisteminde yapılan düzenleme konusunda bilgi verdi. 2006 yılı ocak ayında mahalli idarelere bir defa pay aktardıklarını ve bunu 2005 yılı Aralık ayı hesaplarında görüldüğünü anlatan Duman, “Yıllık ödenek kaydında ya da aktarımda bir aksama yok. 2006’da mahalli idarelere ocakta bir ödenek öngörmemiştik” diye konuştu. Duman, bütçenin ocak ayında verdiği 2.6 milyar YTL’lik fazlanın eski bütçe sistemine göre 1.5 milyar YTL olduğunu kaydetti.
“BÜTÇE FAZLA VERECEK İDDİAMIZ YOK”
Hasan Gül ise bütçede 14 milyar YTL’ye yakın bir açık tahmini bulunduğunu belirterek, “Bütçe açığının 14 kimlard YTL değil daha az olmasını umuyoruz, ancak bu yıl bütçe fazla verecek diye bir iddiamız yok” diye konuştu.
İlk üç ayda bütçe performansı
2006 yılının birinci çeyreğine ilişkin merkezi yönetim bütçe rakamları belli oldu. Önce vatandaş olarak denetim hakkımızı etkin kullanabilmenin gereği olan saydamlıkla ilgili hususlara değinmek istiyorum.
Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü 2005 yılının ilk üç ayına ilişkin harcama rakamlarını yeni tanıma uygun olarak web sayfasında yayımladı. Böylece harcamaları geçen yılla karşılaştırabilmek mümkün hale geldi. Bu olumlu uygulamanın ilk üç ayla sınırlı kalmayacağını umuyorum.
Hazine Müsteşarlığı IMF ile yapılan programdaki tanıma uygun bütçe ve toplam kamu dengesi rakamlarını üç aydır yayımlamıyor. Bundan vazgeçildiyse bu çok önemli bir eksiklik olur.
Telekom geliri!
Özel bütçeli idarelerin öz gelirleri ile düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirlerine ilişkin geçen yılın verileri hâlâ eksik. Son olarak vergi dışı normal gelirler içinde Telekom özelleştirme gelirleri başlığı altında gösterilmesi gereken 1.5 milyar YTL’lik tahsilatın ocak ayında diğer vergi dışı gelirler altında adeta saklanmasının gerekçesini anlayamadım.
Elimizdeki verilerle yapabildiğimiz merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri tablosu aşağıda.
| Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri (Ocak-Mart) | ||||
| (Milyar YTL) | 2005 | 2006 | 3 Aylık Artış (%) | Yıllık Artış Hedefi (%) |
| Harcamalar | 33.5 | 39.4 | 17.6 | 10.6 |
| 1-Faiz Hariç Harcama | 21.5 | 28.1 | 30.5 | 14.4 |
| - Sosyal Güvenlik Hazine Yardımları | 5.8 | 8.1 | 40.7 | 0.1 |
| 2-Faiz Harcamaları | 11.9 | 11.3 | -5.5 | 1.3 |
| Gelirler | 30.5 | 38.3 | 25.5 | |
| 1-Genel Bütçe Gelirleri | 30.5 | 37.8 | 23.7 | 7.3 |
| Vergi Gelirleri | 25.9 | 31.3 | 20.8 | 10.5 |
| 2-Özel Bütçeli Üdarelerin Öz Gelirleri | … | 0.5 | ||
| 3-Düzen. ve Denet. Kurumların Gelirleri | … | 0.1 | ||
| Bütçe Dengesi | … | -1.0 | ||
| Faiz Dışı Denge | … | 10.2 | ||
| Faiz Dışı Denge (IMF Tanımlı) | 7.6 | |||
| TÜFE Endeks | 343.8 | 371.6 | 8.1 | |
Tablodan, ilk üç ayda faiz hariç harcamaların enflasyonun çok üstünde bir hızla arttığı görülüyor. Ayrıca harcama artışları tüm yıl için öngörülenin de çok üstünde. İlk üç aydaki gelişmeler harcamalara oldukça hızlı başlandığını ortaya koyuyor. Alt detaylara da bakıldığında personel giderleri dışındaki tüm harcamalarda geçen yıla göre çok yüksek artışlar var.
Sosyal güvenlik kurumlarına (SGK) yapılan transferlerdeki yüzde 41 oranındaki artış yılın tamamı için öngörülen artışın çok üstünde. Bu kalemde başlangıç ödeneklerine bu yıl da sığılamayacağı açıkça görünüyor. Diğer taraftan IMF ile yapılan anlaşmada ilk üç ayda SGK açıklarının 6.1 milyar YTL’yi aşmaması performans kriteriydi. Bu kurumların açıkları karşılığında bütçeden yapılan transferlerin 8.1 milyar YTL’ye ulaşması bu kriterin muhtemelen tutturulamadığını gösteriyor.
SGK açıkları
İlk üç ayda faiz giderleri geçen yıla göre geriliyor. Bu yıl da faiz giderlerinin öngörülenden düşük olacağı anlaşılıyor.
Genel bütçe gelirlerindeki artış, enflasyonun ve yılın tamamı için hedeflenen artışın oldukça üstünde. Ancak ilk üç ayda faiz dışı harcamaların gelirlerden çok daha hızlı artması yıl sonu faiz dışı denge hedefi bakımından riskli bir durum yaratıyor.
İlk üç ayda ulaşılan 10.2 milyar YTL tutarındaki faiz dışı fazla ise yıl sonu hedefinin yaklaşık üçte birinin ilk üç ayda gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Bu rahatlatıcı.
Banka temettüleri ile faiz ve özelleştirme gelirlerini bundan düşerek elde ettiğimiz IMF tanımlı fazla ise 7.6 milyar YTL oluyor. Toplam kamu faiz dışı dengesi için konan üç aylık performans kriteri de 7.6 milyar YTL. KİT açıkları sürpriz yapmazsa bu kriter tutturulabilir.
Sonuç olarak, bütçe uygulaması ilk bakışta göründüğü kadar parlak olmasa da, ilk üç ayda SGK açıkları dışındaki hedefler tutturulabilir. Ancak yılın geri kalan bölümünde başta SGK transferleri olmak üzere, harcama artışlarına dikkat etmek gerekiyor.
FAŞK ÖZTRAK
Bütçede 3 aylık açık 1.1 milyar YTL oldu
MERKEZİ yönetim bütçesi martta 561 milyon YTL açık verirken, yılın ilk üç aylık dönemindeki bütçe açığı 1 milyar 50 milyon YTL düzeyinde oldu. Martta 1 milyar 697 milyon YTL’lik faiz dışı fazla verildi. Yılın ilk çeyreğindeki faiz dışı bütçe fazlası ise 10 milyar 202 milyon YTL’yle yıllık hedefin yüzde 31.7’si kadar bir büyüklük oluşturdu. Maliye Bakanlığı, mart ayı ve ocak-mart dönemine ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Buna göre, martta bütçe harcamaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 oranında artarak 12 milyar 460 milyon YTL’ye yükseldi. Bütçe gelirleri ise 11 milyar 889 milyon YTL olarak gerçekleşti. Marttaki harcamaların 2 milyar 258 milyon YTL’sini faiz giderleri, 10 milyar 202 milyon YTL’sini ise faiz dışı giderler oluşturdu. Bütçe gelirlerinin ise 9 milyar 938 milyon YTL’si vergi, 1 miyar 540 milyon YTL’si vergi dışı, 250 milyonu özel bütçe gelirlerinden kaynaklandı. Vergi gelirleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12.4 oranında büyüme kaydetti.
ÜÇ AYLIK SONUÇLAR Bütçe harcamaları ocak-mart dönemine geçen yılın eş dönemine göre, yüzde 17.6 artarak 39 milyar 375 milyon YTL’ye yükseldi. Maliye Bakanlığı, harcamalardaki artışın harcama programına uygun geliştiğini bildirdi. 2005 yılının ilk üç ayında yüzde 21.3 olan harcamaların toplam bütçe ödeneklerine oranı bu yıl yüzde 22.6 olarak gerçekleşti. Bu dönemde gelirleri ise 38 milyar 325 milyon YTL olarak gerçekleyen bütçe 1 milyar 50 milyon YTL açık verdi. Bütçe açığı geçen yılın aynı dönemindeki 2 milyar 996 milyon YTL’ye göre yüzde 65 oranında azalırken 13 milyar 996 milyon YTL olan yıl sonu hedefinin ise yüzde 7.5’i kadar bir büyüklük oluşturdu.
2006 farklı bir yıl olabilir
TÜRKİYE ekonomisi 2005 yılında yüzde 7.6 ile tahminlerin ve hedefin üzerinde büyüdü. Cari işlemler açığı 23 milyar dolarla tahminlerin de hedefin de üzerinde gerçekleşti. Hedefi tutan en önemli makro ekonomik değişkenler enflasyon ve bütçe dengesi oldu.
Bu yıl için ekonomik büyüme yine yüzde 5 hedefleniyor. Cari işlemler açığındaki hedef geçen yılki gerçekleşmenin altında tespit edildi. Yıl sonu enflasyonu yüzde 5 hedeflenirken, bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 3’ün altında hedeflendi.
Bu yıl gerçekleşmeler ne olur?
RİSK ALGILAMASI
Ekonomik büyümenin arkasındaki en önemli etkenlerden biri yabancı mali sermaye girişi ve buna bağlı olarak gerçekleşen döviz kurlarındaki istikrardır. Son dört yıldır Türkiye ekonomisi dış denge kısıdı olmadan yaşamıştır. Dolayısıyla, bundan sonra hedeflenen doğrultuda ekonomik büyümenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyüme düzeyinin gerektirdiği cari işlemler açığının verilip verilmeyeceği ile yakından ilgilidir.
Gelişmiş ülke merkez bankaları son derece sorumlu davranarak faiz artışlarını mali piyasaları alıştırarak gerçekleştiriyorlar. Zaman içinde faiz artışlarını giderek hazmeden piyasalar faiz kararlarına radikal tepkiler vermiyorlar. Dolayısıyla, artan dünya faizlerinde sermaye akımları birden bire tersine çevrilmiyor. Ama, önümüzdeki dönemde gelişmekte olan piyasalara yönelen sermaye akımında bir daralma gözlenebilecektir. Genel beklenti bu yöndedir.
Uluslararası piyasalarda risk algılaması değişmektedir. Daralan marjlar yetersizleşmektedir. Her şeyden önemlisi, gündemdeki birçok gelişmekte olan ülkede seçimler nedeniyle “siyasi risk” artmış görünmektedir. Bu nedenlerle de, gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak uluslararası likiditede bir azalma beklemek gerekir.
Sermaye akımlarındaki tedrici azalma Türkiye gibi ülkelere “yumuşak iniş” fırsatı verecektir. Bu açıdan, ekonomik büyüme üzerinde dışarıdan kaynaklanan belli bir kısıt yaşanabilecektir. Kaldı ki, bu yıl turizm gelirlerinde bir düşme olasılığı karşısında, aynı ekonomik büyüme düzeyinde Türkiye’nin cari işlemler açığı geçen yıllardan daha fazla olabilecektir.
DEĞİŞİK BİR YIL
Enflasyon hedeflemesinde zor bir yıl söz konusudur. Yüzde 5 civarında bir enflasyonun bu yıl sonunda tutturulmasının bilinen zorlukları yanında, para politikasına yönelik güvenin giderek kaybolabileceği olasılığı işleri daha da zorlaştırmaktadır. Bu durum karşısında, geçmiş yılların aksine, enflasyon hedefinin tutturulması büyümenin hedeflenenden daha düşük olmasına neden olabilecektir.
Son dört yıldır enflasyon ve bütçe dengesi hedefleri tutturulurken, ekonomik büyüme ve cari işlemler açığı hedefleri ciddi bir biçimde aşılmıştır. Sergilenen ekonomik performans ileriye dönük bir risk yaratsa da, enflasyon hedefinin tutturulması yanında ekonomik büyümenin kesintisiz bir biçimde göreli olarak yüksek olmasına alkış tutulmuştur. Bu yılki dengeler biraz farklı olacak gibi görünmektedir.
Yılın ilk üç ayına yönelik gelişmeler bu beklentileri doğrular niteliktedir.
Ercan Kumcu
Bütçe Martta 561 milyon YTL açık verdi
Merkezi yönetim bütçesi martta 561 milyon YTL açık verirken, yılın ilk üç aylık dönemindeki bütçe açığı 1 milyar 50 milyon YTL’de kaldı. Aynı dönemde bütçedeki faiz dışı fazla ise 10 milyar 232 milyon YTL olarak belirlendi.
Maliye Bakanlığı, Mart ayı ile Ocak-Mart dönemi bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Buna göre, geçtiğimiz ay bütçe harcamaları 12 milyar 460 milyon YTL, bütçe gelirleri de 11 milyar 899 milyon YTL oldu. Mart ayındaki bütçe açığı 561 milyon YTL, faiz dışı fazla tutarı da 1 milyar 697 milyon YTL olarak hesaplandı.
3 AYLIK SONUÇLAR
Merkezi Yönetim Bütçesinden Mart ayı sonu itibarıyle yapılan toplam harcama tutarı ise 39 milyar 375 milyon YTL’ye ulaştı. Bunun 8 milyar 940 milyon YTL’sini personel giderleri, 1 milyar 214 milyon YTL’sini sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi, 2 milyar 639 milyon YTL’sini mal ve hizmet alımları, 13 milyar 139 milyon YTL’sini de cari transferler oluşturdu.
İlk çeyrekte bütçeden 11 milyar 282 milyon YTL faiz ödemesi yapıldı. Diğer bütçe harcamaları ise sermaye giderleri, sermaye transferleri ve borç verme kaleminden meydana geldi.
3 aylık bütçe harcamalarının alt kalemler itibarıyle dağılımında ise sosyal güvenlik kurumlarına yapılan devlet yardımı, faiz ödemelerinin hemen ardında yer aldı. Ocak-Mart döneminde Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur’a 8 milyar 274 milyon YTL kaynak aktarıldı.
Tarımsal destekleme için bütçeden 1 milyar 410 milyon YTL’nin çıktığı bu dönemde, mahalli idare ve fon paylarının toplam tutarı da 2 milyar 467 milyon YTL oldu.
VERGİ GELİRLERİ 31 MİLYAR YTL’Yİ AŞTI
Ocak-Mart döneminde toplam bütçe gelirleri de 38 milyar 325 milyon YTL’ye ulaştı. Bunun 31 milyar 251 milyon YTL’si vergi gelirlerinden oluşurken, bütçeye, vergi dışı gelirlerden 6 milyar 235 milyon YTL, sermaye gelirlerinden 95 milyon, özel gelirler ile alınan bağış ve yardımlardan 207 milyon, özel bütçeli idarelerden 475 milyon, düzenleyici ve denetleyici kurumlardan da 62 milyon YTL girdi.
Böylece ilk çeyrekte Merkezi Yönetim Bütçesi, 1 milyar 50 milyon YTL açık verdi. Maliye Bakanlığı açıklamasında, söz konusu açığın 2004 yılı Ocak-Mart döneminde 6 milyar 985 milyon YTL, 2005 yılı Ocak-Mart döneminde ise 2 milyar 996 milyon YTL olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, bütçe açığında son yıllarda görülen düşüş eğiliminin devam ettiği ve 3 aylık açığın, yıl sonu açık tahmininin sadece yüzde 7,5′ini meydana getirdiği vurgulandı.
Faiz dışı fazlada kaydedilen iyileşmenin de devam ettiği ifade edilen açıklamada, bu konuda şu değerlendirme yapıldı:
“Ocak-Mart 2004 döneminde 7 milyar 881 milyon YTL olan faiz dışı fazla, 2005 yılının Ocak-Mart döneminde 8 milyar 947 milyon YTL’ye yükselmiş, bu yılın aynı döneminde ise 10 milyar 232 milyon YTL olarak gerçekleşmiştir. Bu, 2006 yılı faiz dışı fazla hedefinin yüzde 31,7’sine tekabül etmektedir.”
GİDERLER, HEDEFLE UYUMLU
Bütçe giderlerinin de aylık harcama programı ve yıllık hedefle uyumlu seyrettiği vurgulanan açıklamada, mal ve hizmet alımları, cari transferler ve yatırım giderlerinde geçen yılın ilk çeyreğine göre daha yüksek gerçekleşmelere ulaşıldığı belirtildi. Ancak bu durumun giderlerin yıl içinde daha dengeli dağılımının sağlanmasına yönelik politikaların bir sonucu olduğu bildirildi.
Açıklamada, 2004 yılının ilk 3 ayında 14 milyar 886 milyon YTL, 2005 yılının aynı döneminde 11 milyar 943 milyon YTL olan faiz harcamalarının da, 2005′e göre yüzde 5,5 azalarak bu yıl 11 milyar 282 milyon YTL’ye düştüğü ifade edildi.
Maliye Bakanlığı açıklamasında, vergi gelirlerindeki artışa da işaret edilerek, ilk çeyrekte 2004′de 20 milyar 913 milyon YTL, 2005′de 25 milyar 868 milyon YTL, 2006′da ise 31 milyar 251 milyon YTL vergi toplandığı belirtildi.
Böylece, vergi gelirlerinde bu yılın ilk 3 ayında geçen göre, yüzde 20,8′lik artış sağlandığı vurgulandı.
Açıklamada, bütçe uygulamalarında bundan sonraki dönemde de mali disiplin anlayışına sıkı sıkıya bağlı kalınacağı kaydedildi.
A.A.