Bütçe Makaleleri

Kamu Bütçesi Ç.Ü.İİBF Maliye

Tekstilde KDV indirimi bütçeye katkı sağlar

IMF’nin tekstildeki KDV indirimi için yaptığı açıklamaları değerlendiren Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, indirimin bütçede açığa neden olmayacağını savunarak, “Tekstilde KDV iadeleri azalacağı için bütçeye artı olarak yansıyacağını hesaplıyoruz” dedi.

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın Tüpraş konusunda bir açıklama yapacağını bildirdi. Unakıtan, Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Bulgaristan Maliye Bakanı Plamen Oreshaski ile makamında görüştü. Bakan Unakıtan görüşme öncesi gazetecilerin soruları üzerine, Tüpraş konusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın bir çalışma yaptığını ve bu çerçevede hukukçuların da görüşünün alındığını söyledi. Unakıtan, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tekstildeki KDV indirimi ve bütçe disiplini konusundaki açıklamalarını hatırlatan bir gazeteciye de, bütçe ve IMF ile ilişkilerde bir problem görülmediğini belirtti.

KDV İNDİRİMİ: Tekstildeki KDV indiriminin bütçede bir açığa neden olmayacağını kaydeden Unakıtan, “Hatta tekstilde KDV iadeleri azalacağı için bunun bütçeye artı olarak yansıyacağını hesaplıyoruz” dedi. Maliye Bakanı Kemel Unakıtan, IMF’nin memur maaşına yönelik düzenlemelere ilişkin kaygılarını iletip iletmediği sorusuna da, memur maaşlarıyla ilgili olarak da bütçe dışı bir ödemenin söz konusu olmadığını söyledi. Gerek 40 artı 40’lık ek ödemenin, gerekse bazı memurlara verilen zamların hepsinin bütçede kaynağının bulunduğunu bildiren Unakıtan, bunların bir kısmının personel ödeneklerinden, bir kısmının da yedek ödenekten karşılandığını anlattı. Unakıtan, IMF ile de bu konuda görüşmeler yapıldığını ifade etti. Turizmcilere yönelik KDV indirimi yapılıp yapılmayacağı sorusunu da yanıtlayan Maliye Bakanı Unakıtan, ekonomiden sorumlu bakanlarla değişik sektörlere dönük vergi indirimleri konusunda görüşmeler yaptıklarını belirtti. Unakıtan, ancak henüz alınmış bir karar olmadığını da kaydetti.

VERGİ İNDİRİMLERİ: Hükümet, tekstilden sonra başta turizm olmak üzere reel sektörün diğer alanlarında da vergi indirimi konusunda hazırlıklara başladı. Unakıtan, çeşitli sektörlere dönük vergi indirimleri konusunda, ekonomiden sorumlu bakanlarla görüşmelerde bulunduklarını açıkladı. Unakıtan, IMF’nin memur maaşlarıyla ilgili yasa konusunda kaygılarını iletip iletmediği sorusuna, “Bu konuda bütçe dışı bir ödeme olmadığını” yanıtı verdi. “40 artı 40″ YTL’lik ek ödemen ile bazı memurlara sağlanan zamların tümünün bütçede kaynağı olduğunu belirten Unakıtan, bu artışların personel ödenekleri ile yedek ödenekten karşılandığını anlattı. Bulgar Maliye Bakanı Oreshaski, Mısır’dan alınacak ve Türkiye üzerinden Bulgaristan’a nakledilecek doğalgaz konusunda Türk makamlarından destek beklediklerini söyledi.

TOKİ de KDV indirimi istedi

TOPLU Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar, kooperatiflerin inşaat yaparken KDV ödemediklerini belirtirken, “Biz yüzde 18 KDV ödüyoruz. Satarken ise sadece yüzde 1 KDV alıyoruz. Ortada haksız rekabet var. Biz de kooperatiflere ve finans kuruluşlarına sağlanan muafiyetlerden yararlanmalıyız” dedi. Bayraktar, TBMM’de görüşmeleri süren Mortgage yasa tasarısını Hürriyet’e değerlendirdi. TOKİ olarak, ipoteğe dayalı konut sisteminin dışında bırakılmalarının ’felaket’ olacağına vurgu yapan Bayraktar, finans kuruluşlarına sağlanan tüm olanaklardan yararlanmaları gerektiğinin altını çizdi. Sistemdeki minimum taksidin 700 YTL’den başlayacağına dikkat çeken Bayraktar “Bizim memurumuzun aldığı maaş 850 YTL. O yüzden işçi, amele ve küçük esnaf hemen bugün için böyle bir sistemden faydalanamayacak. Sistemin alt gelir grubu ve orta gelir grubunun alt dilimine yakın olan insanlara bugünden yarına fayda sağlayacağını söylemek safdillik olur” dedi. Bayraktar özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

ALEYHİMİZE DURUM VAR: Alacaklarımızın fonlanması sırasında vergilerden muaf olmamız için finans kuruluşlarının istifade ettiklerinden biz de istifade etmek istiyoruz. Şu anda kooperatiflerin ödemeyip bizim ödediğimiz KDV nedeniyle aleyhimize bir durum var. Konut yapı kooperatifleri inşaat yapılırken KDV ödemiyorlar, ama biz yüzde 18 KDV ödüyoruz. Satarken ise 150 metrekareye kadar olan konutlardan yüzde 1 KDV alıyoruz. Yani pek KDV girişi olmuyor, sadece çıkış oluyor; bu da maliyetlerimizi artırıyor. Bu bakımdan ipotek işlemlerinin, noter sözleşmelerinin, tapu harçlarının, alacaklarının fonlanmasının kredideki muafiyetleri bize de uygulanmazsa aleyhimizde ciddi bir durum ortaya çıkar.”

Şehriban Oğhan 

Mart 29, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Emir almak istemeyen açık bütçeden kurtulur

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dış borca ihtiyaç duyulduğu sürece IMF, Dünya Bankası, ABD ve AB’nin karşısında dik duruş sergilenemeyeceğini vurgulayarak “Emir almaktan hoşlanmıyorsak, bütçe açığı verdirmemeliyiz” dedi.

TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bütçe açıkları verdikçe, dış borca ihtiyaç duydukça Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), Dünya Bankası’nın, ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin (AB) karşısında dik duruş sergileyemeyiz” dedi. Hisarcıklıoğlu, “Emir almaktan hoşlanmıyorsak, ’kemikli duruş sergilenmiyor’ diye sitem ediyorsak bütçe açığı verdirmemeliyiz” diye konuştu.

SULTAN SÜLEYMAN’DAN ÖRNEK: Rifat Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi’nin TOBB’la ortaklaşa düzenlediği geleneksel “Kartepe Zirvesi”nin ikincisinde ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi, soruları yanıtladı. Bütçe açığının Türkiye’nin önde gelen sorunlarından biri olduğunu belirterek, Sultan Süleyman’ın, “Bugün borç alan, yarın emir alır” sözünü örnek göstererek, şöyle konuştu: “Eğer hükümetler birilerinden emir almaktan hoşlanmıyorsa, kemikli duruş istiyorsa, o zaman bütçe açığı vermemeyi becerecek. Bütçeniz sürekli açık verirse, dış borca muhtaçsanız IMF’nin de, Dünya Bankası’nın da, ABD’nin de, AB’nin de karşısında dik duramazsınız. Dik duruş, kemikli duruş isteyen, bütçe açıklarından kurtulur.”"

İLK KEZ AÇIKSIZ: Hisarcıklıoğlu, bütçe açıklarının giderek azalmaya başladığına dikkat çekerek, “Aslında bu yılki bütçede de açık hedefi var. Hükümet 2007’den itibaren denk bütçeye doğru gitmeyi öngörüyor. Ancak, sıkı maliye politikası ve vergi gelirlerindeki artış sayesinde Türkiye tarihinde ilk kez bu yıl açık veren bütçeden kurtulabilir” dedi.

İŞLER DE İYİ DAYAK DA VAR: Rifat Hisarcıklıoğlu, 4 yıllık kümülatif büyümenin yüzde 32’yi bulması, enflasyonun artık tek haneye yerleşmesi, faizlerin yüzde 13-14’e düşmesi gibi olumlu gelişmelere dikkat çekerek, şunları söyledi: “Makro verilere bakınca işler iyi ama diğer taraftan da dayak yiyip duranlar var. İşsizlik azalacağına artmaya devam ediyor. Protestolu senetler artıyor. Bazı sektörler sıkıntı yaşıyor. Bu sıkıntıları yaşayanlar makro ekonomideki iyileşmeyi doğal olarak kabul etmiyor.”

NEREMİZ BÜYÜDÜ: Hisarcıklıoğlu, 2001 krizinin ardındam 2002’den itibaren 4 yıl üst üste gerçekleşen büyümede özel sektörün payının çok ağırlık kazandığını kaydederek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ancak, işsizliğin azalmadığını gören, işsizliğin sıkıntısını yaşayan, kárlılığı giderek azalan, gelirleri artmayan herkes soruyor: Biz neden büyümeyi hissetmiyoruz? Neremiz büyüdü? İşte size örnek. Enflasyon yüzde 8’ken, vergi gelirlerindeki artış yüzde 18. Aradaki 10 puan insanların cebine refah olarak yansıyacağına devletin kasasına vergi olarak gitti. Üstelik çoğunlukla aynı kesimlerin sırtından. Öyleyse kayıtdışı ekonomiyle mücadeleyi daha da önemsemeliyiz. Bu ülkede göstere göstere kaçak motorin satanlar var. Hálá bunların bile önüne geçilemiyor.”

İyi ki ’bürokrat oğlu bürokrat olur’ yasası çıkarmamışlar

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, bürokraside özel sektöre karşı hep şüpheli bakış olduğunu, “özel sektör dostu bürokrat” istediklerini belirtti. Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: “Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) toplantılarından birinde, Devlet Bakanı Ali Babacan’a ’İyi ki bürokrat oğlu bürokrat olur’ gibi bir yasa çıkarmamışlar, o zaman tam yanardık demiştim. Bürokratlarımız şunu unutuyor. Onların çocuklarına da iş kapısı açacak olan özel sektördür. Her gün bürokrattan bakanlara kadar sık sık birileri için iş ricaları alıyorum. İş alanları açılmasının yolu da özel sektörün önündeki engellerin kaldırılmasından geçiyor. Önümüzü açın, engel olmayın, bırakın koşalım.”

’Küçük olsun benim olsun’ diyen küresel sermaye fırtınasına dayanamaz

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap var” sözünü hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ancak, bakıyoruz iş alanında bunun tersi yaşanıyor. Yoksullukta bir oluyoruz, varlıkta ayrılıyoruz. Çoğumuz, ’Küçük olsun, benim olsun’ mantığıyla hareket ediyoruz. Oysa, küçük olan hep senin kalmaz arkadaş. Müthiş bir küresel sermaye fırtınası geliyor. Ortaklık kültürünü geliştirip büyüyemezsek, bu fırtınanın önünde duramayız.”

Devletin elinde nema oldukça yolsuzluk düzeni devam eder

TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Muhabirleri Derneği İstanbul Şubesi’nin TOBB’la ortaklaşa düzenlediği geleneksel “Kartepe Zirvesi”nde yaptığı konuşmada geçmişteki bazı enerji sözleşmelerinin de etkisiyle Türkiye’de elektriğin kilovatsaatının 9.8 sentle dünyada pahalılıkta ikinci sırada yer aldığını vurgulayarak, “Devlet elektriği kimilerinden 17 sente alıp, bize 9.8 sente satıyor. Devletin elinde nema oldukça yolsuzluk düzeni de devam eder” dedi.

Yoksulluğu yenmenin yolu yatırım, üretim, istihdam ve ihracattan geçer

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin bir an önce sanayi envanterini çıkarıp, hangi sektörlere destek vermesi gerektiğini anlamaya ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, bu görevi üstlenebileceklerini ifade etti. Hisarcıklıoğlu, yoksulluğu yenmenin formülünü de şöyle verdi: “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat… Bu formülün daha sağlıklı devreye girmesi için özel sektörün önünün açılması, engellerin kaldırılması gerekir.”

TRT payını kaldır, 200 milyon dolarımızı serbest bırak

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, kaynağını göstermeden hükümetten hiçbir talepte bulunmadıklarını kaydederek, şu örneği verdi: “Elektrik maliyetimizin düşürülmesini istiyoruz. Bunu yapmak çok kolay. Elektrik fatıralarında yüzde 2 TRT payı var. Bunu kaldırsalar 200 milyon dolarlık bi rahatlama sağlarlar. TRT’ya bakın, özel kanalların bir çoğunun en fazla 400-500 kişiyle yaptığı işi 8 bin 200 kişiyle yapıyor. Bunu faturasını niye biz ödüyoruz.”

İşçiyi SSK’lı yapmak bonus

İSTİHDAM üzerindeki vergi yükünün yüksek olması nedeniyle artık gazetelere verilen iş ilanlarında “SSK+yemek+servis+yatak” gibi ifadelerin kullanıldığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Yani kanuni mecburiyet olmasına rağmen işçiyi SSK’lı yapmak bonus” diye konuştu. Geçen yıl sosyal güvenlik sistemi açığının 15 milyar dolar olduğunu ve reformun yapılmaması durumunda bu rakamın seneye 17 milyar dolar olacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “72 milyonluk Türkiye’de 81 milyon kişi sosyal güvenlik kapsamında görünüyor. 20 milyon kişi de sistem dışında görünüyor. Ülkenin nüfusu 72 milyon olmasına rağmen bu rakamları topladığımızda nüfus 101 milyon çıkıyor” diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, 50 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerleri için zorunlu istihdamı da eleştirerek, sistemin işletmeleri büyümeye teşvik etmesi gerekirken kanunla “küçük kalın” dediğini söyledi.

Mart 28, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Yoksula bütçeden sadece yüzde 1 pay

Sayıları 18 milyon olarak açıklanan “yoksul nüfus” için 2005 bütçesinin ancak yüzde 1 pay ayrıldı. Yoksullara düşen yardım ayda 10 YTL olarak belirlendi. Faizlere bütçenin yüzde 32’si ayrılırken 33 milyon insanın geçindiği tarıma bütçeden ancak yüzde 2.7 oranında destek verildi.

İktisatçı Mustafa Sönmez’in Maliye Bakanlığı verilerinden yararlanarak yaptığı araştırmaya göre, 2005 yılında 144.5 milyar YTL’yi aşan bütçe harcamalarından faiz giderlerine 45.7 milyar YTL ile yüzde 32’ye yakın pay ayrılırken, “hanehalkı harcamaları transferleri” adı altında tarıma, öğrencilere ve yoksul nüfusa aktarılan paranın payı ise yüzde 4’te kaldı.

Günde 4 doların altında gelirle gıda ve gıda dışı harcamalarını karşılamaya çalışan Türkiye nüfusunun yüzde 26’sını oluşturan 18 milyon kişiye denk gelen yoksullar için ise 2005 yılında bütçenin sadece yüzde 1’i harcandı. Böylece yardıma muhtaç bu nüfus için kişi başına ayda sadece 10 YTL’lik yardım yapıldı. 18 milyon nüfusa 2005’te, bir yıl boyunca, sağlık için sadece 70 bin YTL, yiyecek için 32 bin YTL, barınma için 8 bin YTL, sosyal amaçlı ve diğer başlıklar altında da 1.3 milyar YTL’lik ödenek ayrıldı.

Sönmez’in belirlemelerine göre, nüfusun yüzde 33.5’inin yaşadığı tarım kesimi de bütçe transferlerinden pek yararlanamadı. Nüfusun üçte birini oluşturmalarına karşılık, tarım kesiminin milli gelirden 2000’de yüzde 14.7 olan payı 2004’te yüzde 11.9’a düştü. Tarım kesimi için bütçeden 2005’te yapılan harcama ise 3.7 milyar YTL’de kaldı. Bu ödemenin yaklaşık üçte ikisi, “Doğrudan Gelir Desteği” başlığı altında verildi.
Çiftçilere 2005 boyunca ürün desteği adı altında 940 milyon YTL, hayvancılık desteği için ise 345 milyon YTL ödendi.

“MİLLETVEKİLLERİNE 53.3 MİLYON YTL’LİK KAYNAK”

Bütçeden yoksullara ve tarıma pek pay çıkmazken milletvekillerine yapılan ödemelerin 2005 yılında 53.3 milyon YTL’yi bulduğu görüldü. Bu, sayıları 550 olan milletvekili başına yılda 100 bin YTL’ye yakın bir ödeme anlamına geliyor. Milletvekilleri 2006 bütçesinden de yaklaşık 60 milyon YTL alacaklar. Milletvekilleri için yapılan tedavi ve ilaç giderlerinin de 2005’te 6 milyar YTL’yi bulduğu görülüyor. 2005 bütçesinden istihbarat giderleri için ayrılan ödenek ise 213 milyon YTL olarak belirlendi. Bu, ödenek 2006’da 255 bin YTL’yi bulacak.

ANKA

Mart 28, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Bütçe nasıl gidiyor?

Dün 2006 Şubat ayı sonu itibarıyla Merkezi Yönetim iç ve dış borç stokundaki gelişmeleri gündeme getirmiştik. Artık açıkça görülüyor ki, kamu dış borç stokunu (döviz cinsi borç) yavaş yavaş düşürüyor ve iç borç stokunda ise zaman içinde vade uzatmak ve faiz yükü düşürmek stratejisi ile borç sürdürülebilirlik konusunda endişelerden uzaklaşıyor.

Tabii borç sayılarını hem oransal hem de nominal olarak sürekli düşürebilmek için bütçenin açık vermesinin durması gerek. Şu anda Merkezi Yönetim bütçesi açığı oransal olarak AB tek para kriterlerinin altına düşmüş de olsa, bütçe küçülmüş ve küçülmeye devam eden bir açık vermekte olduğundan, borç stoğu nominal olarak azalmaz. Bu nedenle uzun vade perspektifi bütçeye bakmayı gerektiriyor.

Bu hafta açıklanan Merkezi Yönetim Bütçe sayıları aşağıdaki tabloda veriliyor. Bilindiği gibi Merkezi Yönetim Bütçesi eski Konsolide Bütçe kavramından farklı, bu nedenle geçmiş ile karşılaştırma yapmak zor. Ancak 2004 ve 2005 bütçe gelirleri geçmiş düzene uygun açıklandığından bir karşılaştırma yapmak sadece gelirlerde mümkün. Genel bütçe gelirleri Ocak-Şubat 2005 tarihinde 20.54 milyar YTL iken, 2006 yılında Ocak-Şubat döneminde 26.14 milyar YTL ile yüzde 21 reel artış sergilemiş bulunuyor. Bu iyi haber.

Şimdi geçmiş ile gelirleri karşılaştırmadan çıkalım ve bütçenin geneline dönelim.

2006 Ocak-Şubat döneminde Merkezi Yönetim Bütçesi gelirleri 26.4 milyar YTL olarak gerçekleşmiş ve bu da hedeflenen 160.3 milyar YTL yıllık tutarın yüzde 16.5 kadarı. Yani 12 aylık tempoda gitmekte! Bu artış hem vergi gelirlerindeki yüksek artıştan hem de vergi dışı gelirlerdeki artıştan kaynaklanıyor. Ayrıca da vergi gelirlerinde de özelikle KDV, gelir Vergisi ve ithalat vergisi oranlarında yüksek artış var. Ancak önümüzdeki dönemde Kurumlar Vergisi indirimi ve tekstildeki KDV indirimi vergi gelirleri artışında yavaşlama getirecektir.

Bütçenin harcamalar kısmına dönüldüğünde dikkat etmeliyiz. Ülkemizde popülizm yapılabileceği konusunda endişeleri olanlar bu harcama kalemlerini dikkatle izlemeliler.

Toplam harcamalarda yıllık hedef 174.3 milyar YTL. Ocak-Şubat gerçekleşmesi ise 26.9 milyar YTL, yani hedefin yüzde 15.4 kadarı. Aşırılık görülmüyor.

Bu toplam harcama sayısı, faiz dışı ve faiz harcamaları diye bölündüğünde faiz dışı harcamalar Ocak-Şubat döneminde 17.8 milyar YTL olarak gerçekleşmiş ve 128.0 milyar YTL’lik hedefin yüzde 14 kadarı.

Bu harcamaların içinde tarımsal destekleme hedefin yüzde 33.6 düzeyine gelmiş, büyük çapta sosyal güvenlik harcamalarını içeren Hazine Yardımları kalemi ise hedefin yüzde 22.1 kadarına varmış. Tarım kesimi AKP seçmen kitlesinin büyük kısmı! Sosyal güvenlik harcamalarındaki hızlı gidişat da sosyal güvenlik sistemi reformunun aciliyetini işaret ediyor.

Faiz harcamaları ise 9.0 milyar YTL ile 46.2 milyar YTL’lik hedefin yüzde 19.5 kadarı. Yani biraz yüksek.

Bu sayılardan sonra bütçenin genel endikatörlerine geçebiliriz. Bütçe dengesi eksi 0.489 milyar YTL ile 13.9 milyar YTL hedefinin sadece yüzde 3.5 kadarında duruyor.

Faiz dışı bütçe ise planlanan faiz dışı fazla hedefi olan 32.2 milyar YTL değerinin yüzde 26.5 düzeyi olan 8.5 milyara varmış. Bu da çok iyi. Bütçe gelirlerindeki ve vergi dışı gelirlerdeki artış bütçede biraz harcamaya olanak sağladığı gibi hedeflerin de tutmasına yardımcı oluyor. Bütçede sorun görmüyoruz! Tabii elimizde sadece iki aylık veri var. Bu nedenle kesin bir durum değerlendirmesi yapmak mümkün değil. IMF’in tekstil KDV düşüşüne karşı çıktığını ve IMF tanımına göre faiz dışı fazla kaleminin daha sonra açıklandığını da unutmayalım.

DENİZ GÖKÇE

Mart 23, 2006 Yazan: butce | AKŞAM, AKŞAM-2006, AKŞAM-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Lojman ve sosyal tesis satışlarından 51 milyon YTL geldi

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2002 yılından bu güne kadar 32 sosyal tesis ve 184 adet lojman satışından elde edilen geliri 50 milyon 975.6 bin YTL olarak açıkladı.

Unakıtan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek’in yazılı soru önergesini yanıtladı.
Unakıtan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda artarak devam eden okul yapımları, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve adalet mensupları için görevin özelliği gibi zorunluluklar dışında lojman edinimi yapılmadığını söyledi. Bütçe görüşme ve hazırlama aşamalarında sağlıklı bilgi akışı olmaması yüzünden 2002 yılı bütçesinin (L) cetvelinde 224 bin 401 olarak gösterilse de gerçek lojman sayısının 2002 yılı itibariyle 236 bin 496 olduğunu belirten Unakıtan, lojman sayısının bugün itibariyle ise 243 bin 717’ye çıktığını bildirdi.
Unakıtan, 2002 yılından bugüne kadar çoğunluğu Maliye Bakanlığı’na bağlı 184 adet lojmanın satıldığını ve 14 milyon 737.9 bin YTL’lik gelir elde edildiğini kaydetti.
Unakıtan, 2002 yılı Bütçe Kanununun (L) cetvelinde 2 bin 644 adet olan kamu sosyal tesisleri sayısının 2006 yılında 2 bin 698 olduğunu kaydetti. Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün görev alanında 659 adet sosyal tesis bulunduğunu ve bunlardan Orduevi, Polisevi, Öğretmenevi ve Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait olanlar dışındaki satılabilecek durumda olan 222 taneden 2002 yılından bugüne kadar 32’sinin satılması sonucunda 36 milyon 237.7 bin YTL gelir elde edildiğini, kalanların ise satışa yönelik işlemlerin devam ettiğini bildirdi.
Unakıtan’ın verdiği bilgiye göre 2002 yılından bugüne kadar 32 sosyal tesis ve Maliye Bakanlığı’na tahsisli 184 adet lojman satışından 50 milyon 975.6 bin YTL gelir elde edildi.

ANKA

Mart 23, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Kamu, borcunu yavaşça azaltıyor!

Geçtiğimiz günlerde Şubat 2006 itibarıyla Maliye Bakanlığı bütçe verilerini, Hazine de toplam borç stokunu yayınladı.

2006 yılında yapılan yöntem değişikliği ile artık Konsolide Bütçe değil, biraz daha geniş olan Merkezi Yönetim Bütçesi kavramını kullanıyoruz.

Bugün borç stokuna bakalım.

Rakamlara yakından bakıldığı ve dış ve iç borç toplandığı takdirde YTL olarak ifade edilen toplam borcun 2005 sonundaki 331.3 milyar YTL sayısından hafifçe artarak 332.4 milyar YTL sayısına geldiği görülmekte.

Borç stokunun 209.9 kadarı YTL cinsinden, 116.7 milyar YTL kısmı döviz cinsinden ve 5.5 milyar YTL kısmı ise dövize endeksli.

İç borcun payı toplam içinde yüzde 51.5 ve hafifçe yükseliyor. İç borcun kamu kuruluşlarına olan kısmı da yüzde 22.7 ve o da hafifçe yükselmiş bulunuyor.

Kamu dış borcunun toplam borç içindeki payı ise azalıyor ve yüzde 25.8 düzeyine düştü.

Önümüzdeki dönemde toplam borçlarda, düşen faiz yüküne paralel olarak stok düşmelerinin başlamasını bekliyoruz. IMF’e olan borcumuzu da şubat ayında 1.6 milyar dolar azalttığımızı da burada not edelim. Özetle borç stokumuzda, dış borcu azaltma ve iç borçta vade uzatıp, düşen faizle beraber stoku küçültme yolunda, yavaş yavaş gitmekteyiz.

Yarın Merkezi Yönetim Bütçe gelişmelerine bakacağız.

DENİZ GÖKÇE

Mart 22, 2006 Yazan: butce | AKŞAM, AKŞAM-2006, AKŞAM-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Bütçe şubatta 2.5 milyar YTL açık verdi

Ocakta 2 milyar YTL fazla veren merkezi yönetim bütçesi şubatta ise 2.5 milyar YTL açıkla sonuçlandı. Yılın ilk iki aylık döneminde 489 milyon TL bütçe açığı verilirken, fazi dışı fazla 8.5 milyar YTL’ye ulaştı.

Bütçe açığının geçen yılın aynı ayına göre sekiz kata yakın arttığı şubatta faiz dışı fazla ise 4.3 milyar YTL oldu. Yılın ilk iki aylık döneminde ise bütçe 489 milyon YTL açık verirken faiz dışı fazla da 8.5 milyar YTL’ye ulaştı.

Maliye Bakanlığı şubat ayı ile ocak-şubat dönemine ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Şubatta merkezi yönetim bütçe harcamaları 15.3 milyar, bütçe gelirleri ise 12.8 milyar YTL olark gerçekleşti.

Bütçe giderlerinin 2.7 milyarı personel, 373 milyonu sosyal güvenlik kuruluşlarına devlet primi ödemeleri, 909 milyonu mal ve hizmet alımları, 6.8 milyarı faiz ödemeleri, 4 milyarı cari transferler, 352 milyonu yatırım harcamalarından kaynaklandı.

Bütçe gelirlerinin ise 11.2 milyar YTL’sini vergi gelirleri, 1.4 milyarını vergi dışı gelirler meydana getirdi. Toplam bütçe gelirlerinin yüzde 29 oranında arttığı şubatta vergi gelirlerindeki artış ise yüzde 30 oldu. Geçen yıl şubatta 290 milyon YTL olan bütçe açığı bu yıl 8 kata yakın bir artışla 2 milyar 504 milyon YTL’ye kadar çıktı. Maliye Bakanlığı bu gelişmenin 2006 yılındaki faiz ödemelerinin büyük bölümünün şubata yığılmasından kaynaktlandığını bildirdi.

OCAK-ŞUBAT DÖNEMİ

Yılın ilk iki aylık döneminde ise 26.9 milyar YTL’lik bütçe harcaması yapılırken, gelirler 26.4 milyar YTL olarak gerçekleşti. Bu nedenle bu dönemde bütçe 489 milyon YTL açık verdi. Aynı dönemdeki faiz dışı fazla ise yüzde 25.6 oranında artarak 8.5 milyar YTL’ye çıktı. Geçen yılın ilk iki aylık döneminde konsolide bütçe 1.3 milyar YTL açık vermişti, faiz dışı bütçe fazlası ise 6.8 milyar YTL olmuştu.

Yılın ilk iki ayındaki bütçe harcamalarının 6.2 milyar YTL’sini personel, 844 milyon YTL’sini sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödemeleri, 1.4 milyarını mal ve hizmet alımları, 9 milyarını faiz ödemeleri meydana getirdi. Yatırım harcamalarının 646 milyon YTL’de kaldığı bu dönemde bütçeden 670 milyon YTL de borç verildi. 8.1 milyar YTL olan cari transferlerin 5.2 milyarı SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’na yapılan aktarmalardan, 1.3 milyarı tarımsal destekleme, 1.1 milyarı da mahalli idarelere verilen paylardan oluştu.

BÜTÇE GELİRLERİ YÜZDE 25.7 ARTTI

Ocak-şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25.7 oranında artan bütçe gelirlerinin 21.3 milyarını yüzde 25.2 artan vergi tahsilatı oluşturdu. Vergi dışı gelirlerin 4.7 milyar YTL olduğu bu dönemde sermaye gelirleri 64 milyon, alınan bağış ve yardımlar 78 milyon, özel bütçe gelirleri 225 milyon düzenleyici ve denetleyici kurum gelirleri ise 54 milyon YTL oldu.

Maliye Bakanlığı, bütçe giderleri, gelirleri, faiz ödemeleri, faiz dışı fazla ve bütçe açığı gibi büyüklüklerde önceki yıllara göre önemli iyileşmeler kaydedildiğini bildirdi. İlk iki aylık bütçe sonuçlarının kimseyi rehavete sürüklememesi gerektiği belirtilen açıklamada, bütçe uygulamalarının bundan sonra da mali disipline sıkı sıkıya bağlı kalınarak ve hedeflerle uyumlu sürdürüleceği ifade edildi.

ANKA

Mart 16, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Bütçe yurttaş denetiminden kaçırılmamalı

Maliye Bakanlığı 2006 yılı ocak ayı bütçe performansını merkezi yönetim bütçesi (MYB) tanımına uygun olarak açıkladı. Daha önceki yılların verileri ise konsolide bütçe (KB) tanımına göre yayımlanmıştı.

İki bütçe tanımı arasında önemli farklar olduğunu Maliye Bakanı tarafından yapılan 2006 bütçesi sunumunda açıklanan ve bütçeyi hem MYB, hem de KB tanımına uygun olarak gösteren verileri karşılaştırdığımızda daha iyi görebiliriz.

Tablodan MYB’de faiz dışı harcama ödeneklerinin KB tanımına göre olandan 25 milyar YTL veya yüzde 22 daha fazla olduğu görülüyor.

Dolayısıyla ocak ayı bütçe rakamlarını geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırarak bu ay hangi harcamaların ne kadar arttığını veya azaldığını görmek mümkün değil. Yani yurttaş olarak faiz dışı bütçe harcamalarını izleyip gerekirse tepki gösterme hakkımız sınırlanmış durumda.

Gelir performansı
Peki gelirlerde de aynı sorun yok mu? Hayır. Gelir İdaresi Başkanlığı geçen yılın mayıs ayında kuruldu.

Daha önce bakanlığın merkezi hizmet birimleri içinde yer alan Gelirler Genel Müdürlüğü bu kapsamdan çıkarıldı. Maliye Bakanlığı’nın bağlı ve ilgili kuruluşları kapsamında yarı özerk bir biçimde yeniden örgütlendi.

İşte daha kuruluşunun üzerinden bir yıl geçmeden bu birim kurumsallaştığını göstermiş. Hazine Müsteşarlığı gibi o da uluslararası kabul görmüş saydamlık kurallarına uymuş. MYB tanımında aylık gelir verilerini 2004 ve 2005 yılları için yayımlamış.

Yani başta vergi olmak üzere gelir performansını yurttaş denetimine açmış. Bu gerçekten kutlanmalı.

Son hareketlilik
Aynı yaklaşımı bakanlığın merkezi hizmet birimlerinin yayımladığı harcama verileri için de beklemek hakkımız.

Aksi takdirde bu güne kadar ülkeye büyük hizmetler veren denetim birimleriyle ünlenen bakanlığın üzerine yurttaş denetiminden kaçmanın gölgesi düşecektir.

Kurlar ve borsa bu kadar dalgalanırken bu konunun güncelliğini sorgulayanlar olabilir. Konu yurttaş denetimi ve katılımcı demokrasi açısından olduğu kadar piyasaların risk algılamasının kontrolü bakımından da önemlidir.

Dünyanın üç büyük merkez bankasının son günlerde yaptıkları açıklamalar uluslararası likiditenin bir daralma dönemine girmekte olduğunu ortaya koyuyor.

Piyasalardaki son hareketlilik bu daralmanın beklenenden hızlı olabileceği algılamasından kaynaklandı.

Risk almayacaklar
Likidite daraldıkça sermaye hareketlerinin yönünün ve hızının belirlenmesinde itici faktörlerin, yani piyasaların risk iştahının, etkisi azalacaktır.

Bunun yerini çekici faktörler dediğimiz, ülkelerin mali disipline bağlılığı, yapısal reformlar konusundaki kararlılığı ve ekonomik verilerin kalitesi ve saydamlığı alacaktır.
Refahyol döneminde saydamlık kurallarına uyulmayarak aylık bütçe verilerinin yayımlanmasının geciktirilmesinin, yol açtığı güven bunalımını, bu hükümetin bazı bakanları gayet iyi hatırlayacaklardır.
Aynı hataları tekrarlamamak gerekir.

fd.gif

FAİK ÖZTRAK

Mart 13, 2006 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2006, MİLLİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Faiz dışı hedefinde tereddüt var

Ekonomi Politikaları Araştırma Enstitüsü’nün (TEPAV/EPRI) Mali İzleme Raporu’na göre, faiz dışı fazla hedefi tutturulmasında, hesaplamaya, bütçe dışı harcamaların katılmaması tereddüt yaratıyor.

TEPAV/EPRI Direktörü Güven Sak, 2005 yılı bütçe sonuçlarını inceleyen Mali İzleme Raporu ile 2005′in ilk 6 ayına ilişkin Mali Saydamlık Raporu’nu açıkladı. 2005 yılı konsolide bütçe verilerine göre, ilk bakışta program tanımlı ”faiz dışı fazla hedefinin” tutturulmuş göründüğünü ancak bütçe dışı harcamaların bu konuda tereddüt yarattığı belirtildi.

Normal şartlarda tipik bütçe harcaması niteliğindeki “devlet hastanelerine olan birikmiş borçlar”, “ilaç, medikal firma ve diğer sağlık kurumlarına olan borçlar”, “emeklilere vergi iadesi ödemelerinden kaynaklanan bütçelendirilmemiş tutarlar” ve “tahakkuk ettirilmemiş KİT görev zararları”nın, bütçe gideri olarak gösterilmesi, ödenmediyse de emanet hesaplarında izlenebilmesi gerektiği belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi: “Görüleceği üzere GSMH’nin 1,3′üne ulaşmış olduğu tahmin edilen bu tür giderlerin, program tanımlı faiz dışı fazlanın hesaplanmasında dikkate alınması, dolayısıyla faiz dışı fazlanın bu kadar az ilan edilmesi gerekir.”

BÜTÇE ÖDENEKLERİ

Bütçe ödenekleri toplamında yer alsa da bazı ödeneklerin öngörülenin üstünde, bazılarının da altında kaldığına dikkat çekilen raporda, bunun mali uyumun kalitesini olumsuz etkilediği belirtildi. Rapora göre, ödenek aşımında bulunulan harcama kalemlerinin başında, transfer harcamaları ve özellikle sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferler yer alıyor.  Kesintileri de büyük ölçüde “boomerang tipi kesintiler” oluşturuyor. Yani, ilaç harcamaları, savunma harcamaları, gayrimenkul büyük onarım gideri gibi kalemlerde yapılan bu kesintiler, ileride daha büyük maliyet yaratacak nitelik taşıyor.

Bütçe açığındaki olumlu performansın sağlanmasında en önemli faktörü, faiz ödemelerinin, başlangıç ödeneklerinin yaklaşık yüzde 20 altında kalması oluşturuyor. Bunun temelinde de döviz kurunun beklenenin altında gerçekleşmesi, iç borçlanmanın ortalama vadesinin yükselmesi ve faiz hadlerinde görülen düşüş yatıyor. 2005 yılında konsolide bütçe gelirlerinin, bütçe hedefinin üstüne çıkmasının da vergi dışı gelirlerin hedefi aşmasıyla mümkün olduğu ifade edilen raporda, “Kümülatif değerlendirildiğinde, 2005 yılı mali disiplin açısından çok önemli bir bozulmanın gözlemlenmediği ancak yapısal reformların ertelendiği, kriz sonrası geçici nitelikteki tedbirlerin hala uygulandığı, bütçe saydamlığının zorlandığı bir yıl oldu” denildi.

“CARİ AÇIK BİR SÜRE DAHA GÜNDEMDE”

TEPAV/EPRI Direktörü Güven Sak, artık bütçedeki hedeflerin tutturulmasından öte nasıl tutturulduğunun önem kazandığı bir döneme geçildiğini belirterek, bütçe harcamaları yaklaşık sabit kalırken, gelirlerde artış yaşanmasına dikkati çekti.

Yeni dönemde “bütçe kalitesi” ile birlikte “planlamanın” da büyük önem taşıyacağını dile getiren Sak, özellikle yatırımcılar için kamu davranışlarının öngörülebilir olması gerektiğini vurguladı. Cari açık sorununa da değinen Sak, Türkiye’nin istihdam yaratabilmek için ortalama yüzde 7-7,5 büyüme sağlaması gerektiğini, uzun dönem ortalamanın ise yüzde 4-4,5 düzeyinde kaldığını belirterek, tempolu büyüme için bir süre daha “cari açık” sorunun gündemde kalacağı söyledi.

MALİ SAYDAMLIK

Güven Sak, daha sonra 2005′in ilk 6 ayında gerçekleştirilen 3. Mali Saydamlık İzleme Raporu’nu açıkladı.
Uzman bürokratlar, denetim elemanları, akademisyenler, sivil toplum örgütü üyeleri ile basın mensuplarının yer aldığı 23 kişi arasında yapılan incelemede, “mali saydamlığın” nasıl görüldüğü ölçüldü.

“Kamu sektörünün ekonomide sahip olduğu rol ve sorumlulukların açık olması”, “Kamuoyuna bilgi sunma ve raporlama düzeyi”, ”Bütçenin hazırlanma ve onaylanma sürecinde açıklık”, “Bütçenin uygulanma ve kontrol sürecinde açıklık”, “Kesin hesapların parlamento tarafından onaylanması ve mali sonuçların dış denetiminde ve değerlendirilmesi sürecinde açıklık” ile “Mali istatistiklerin raporlanmasındaki kurumsal bağımsızlık ve güvenilirlik” konu başlıkları altında 108 soruya verilen yanıta göre, mali saydamlık endeksi yüzde 44,7 olarak belirlendi.

Endeks değeri, 2003′e göre yüzde 0,6, 2004′e göre de yüzde 4,1 iyileşme gösterdiği kaydedilen raporda, gelişmiş ülkelerin ortalaması olan yüzde 55-60 düzeyinin altında kalınması şu gerekçelere dayandırıldı:
- Torba yasaların uygulanması,
- Vergi idaresi ile ilgili olumsuz algılama,
- Kontrol sistemlerinin yetersizliği,
- Yasal düzenleme ve değişikliklerin kamuoyuna iyi anlatılmaması,
- Mali ve ekonomik varsayımlarda yapılan revizyonların zamanında kamuoyuna açıklanmaması,
- Parlamentoya sunulan denetim raporlarının STK’lar ve kamuoyunun anlayabileceği açıklıkta olmaması.
Raporda, AB sürecinde önemli yer tutan mali saydamlık konusunda ”Türkiye’de doldurulması gereken ciddi boşluklar bulunduğu” ifade edildi.

A.A.

Mart 8, 2006 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET-2006, HÜRRİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok

Maliye, ‘Ocakta bütçe 17 yıl sonra ilk defa fazla verdi’ dedi, ama…İki yakamız bir araya geldi mi?

Hükümetimiz bu yıl 168 milyar YTL iç ve dış borç faizi ve taksidi ödeyecek. Bunun için içeriden dışarıdan tekrar 128 milyar YTL borçlanacak.

Hükümetimiz vergi ve vergi dışı kaynaklardan bu yıl 160 milyar YTL gelir toplayacak. Bunun 46 milyar YTL’sini faiz olarak ödeyecek. Faiz dışı fazla olarak da borçlara bütçeden 32 milyar YTL ayıracak.

Bizde hükümetler için Maliye Bakanlığı’nın ve Hazine’nin başarı ölçüsü “içeriden dışarıdan borç para bulmak, eski borçları zamanında ödemek”ten ibarettir.

Bizde hükümetlerin bütçe politikalarının hedefi halktan (kestirme yoldan KDV ve ÖTV oranlarını artırarak) daha çok vergi toplamak, eldeki avuçtaki malları satmak ve de bu gelir ile borç faizlerini aksatmadan ödemekten ibarettir.

Halk unutuluyor
Halbuki hükümetlerin hedefi, ülkede ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamak, halkın refahını artırmak olmalıdır.

Ocak ayı bütçesi halkımıza (ve de Başbakanımıza) 17 yıldır ilk defa fazlalık veren bir bütçe olarak takdim edildi. Bir başarı belgesi olarak sunuldu.

Geçen yılın ocak ayında 1.0 milyar YTL açık veren bütçe 2006 yılı Ocak ayında nasıl oldu da 2.0 milyar YTL fazlalık verdi?

Yıllık gerçekleşme önemli

  • Halktan daha fazla vergi toplar, bütçe gelirlerini artırırsınız. Buna karşı halka daha az hizmet götürürsünüz. Sadece maaş ve faiz ödersiniz. Bütçe fazla verir. Fazlalığın bir nedeni bu. Öbür nedeni bazı ödemelerin ocak ayından şubat ayına kayması.
  • Bütçenin gelir ve gideri yıl boyu her ay aynı ölçüde gerçekleşmez. Her ay eşit gerçekleşse, her ay harcamaların ve gelirin yüzde 8.3′ünün toplanması ve harcanması gerekir. (12 ay x 8.3 = Yıllık bütçe hedefi 100) şeklinde bir tablo ortaya çıkar. Halbuki, ocak ayında 2006 bütçe harcama rakamının yüzde 6.6’sı, buna karşılık gelir rakamının yüzde 8.5′u gerçekleşti.
  • Bütçenin en önemli gider kalemi faiz ödemeleridir. 2005 Ocak ayında faiz ödemesi 5.2 milyar YTL iken 2006 yılı Ocak ayı faiz ödemesi 2.2 milyar YTL oldu. Faiz ödemeleri her aya eşit dağılmıyor. Faiz ödemesi ocak ayında 2.2 idi ama, şubat ayında sadece iç borç için 5.9 milyar YTL faiz ödemesi var.
  • 2006 yılı Ocak ayında halkı ilgilendiren harcamalar, (1) Sosyal sigorta kurumlarına açık kapatmak için verilen 2.5 milyar YTL ve tarıma destek için transfer edilen 1.2 milyar YTL ile (2) Yatırım için ayrılan 294 milyon YTL ödenekten ibaret. 
  • Bir aylık bütçe uygulamasına bakılarak yılın tamamı için değerlendirme yapmak imkânsızdır. Bütçedeki açığın ve fazlalığın nereden kaynaklandığına bakmadan bütçeyi hazırlayanların ve uygulayanların başarıları değerlendirilemez.

    cuzdan.gif

    GÜNGÖR URAS

    Mart 3, 2006 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2006, MİLLİYET-2006-MART | | Henüz Yorum Yok