Bütçe rakamlarına güvensizlik
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, Çarşamba günü 2005 yılı bütçe gerçekleşmelerini açıklayacak.
Piyasadaki beklenti o ki; 2005 yılı belirlenen hedeflere ulaşılan, hatta daha iyi performans sağlanan bir yıl olacak. Yani Maliye Bakanı Unakıtan, yarın düzenleyeceği basın toplantısında başarılı bütçe rakamlarıyla, hakkındaki diğer haberleri unutturmaya çalışacak.İyi de açıklanacak bütçe rakamlarına ne kadar güveneceğiz?Maalesef mali disiplindeki başarıya rağmen, bütçe rakamları hakkında ciddi endişeler belirmeye başladı. Artık piyasalar da rakamlara biraz kuşkuyla bakmaya başladılar.
Dünkü Referans Gazetesi’ndeki köşesinde Baturalp Candemir, bütçedeki rakamları genel olarak değerlendirirken, haklı olarak, “bütçe rakamlarında şeffaflığın sorgulanması ve kredibilite, bütçede hedefin biraz altında kalmak ya da üstüne çıkmaktan daha önemli” diyor. Finans kesiminin hem kamu hem özel yanını çok iyi bilen ve yabancıların tavrı konusundaki uzmanlardan biri olan Candemir, bütçe dışına çıkarılan kalemlerin şeffaflığa verdiği zarara değiniyor. Bunun ardından da eski-yeni format karışıklığına değinerek, “verilerin birbirleriyle karşılaştırılabilir şekilde yayınlanmaması, şeffaflık prensibine zarar verecek, rakamlara değil spekülasyonlara dayalı yorum yapılmasına yol açacaktır” diyor.
Biz Maliye yönetiminin şeffaflık konusundaki tavrını çok özensiz buluyoruz. Maalesef bu konuda uyarılar üzerine bir-kaç adım atıldı ama ilke ve anlayış olarak şeffaflığın öneminin kavrandığını söyleyemiyoruz. Bu aynı zamanda geçmişte alınan karanlar doğrultusunda detaylı açıklanması gereken mali tabloların aslında içe sindirilemediğinin de bir kanıtı.
Şimdi işler iyi gidiyor diye, mali piyasalarda şeffaflık konusunda gerekli özen gösterilmiyor, ekonomi yönetimi üzerinde gerekli baskı hissettirilmiyor. Ancak işlerin hep böyle yolunda gitmeyeceği, gelinecek kritik noktalarda şeffaflığın ve rakamlara güvenin ne kadar önemli olacağı, şimdiden oluşan ama fazla takılmayan güvensizliğin öyle bir dönemde ne kadar büyük sıkıntılara neden olacağı görülemiyor.
BİRİKEN YÜKLER
Şimdi gelelim Maliye’nin açıklayacağı bütçe rakamlarına…
Herşeyden önce şunu söyleyelim ki; bütçe rakamları gerçek durumu yansıtmayacak. En azından 3,5 katrilyonluk sağlık harcaması için yapılan tartışmalar ortada. Bu harcamalar aslında gerçekleşmiş harcamalar ve bu rakam 2005 bütçesi içinde gözükmüyor. Bunun yanısıra eczacılara olan borçlar da cabası. Yani en azından 4 katrilyon liralık sağlık harcaması yarın açıklanacak 2005 bütçe dengesi içinde yer almayacak. Bu rakamın bir sonraki yıl, yani 2006 bütçesine yazılması gerekiyordu Maliye onu da yapmadı, bakalım şimdi ne olacak.
Sadece sağlık harcamalarıyla da sınırlı değil. AKP Hükümetinin biraz da, müteahhitleri ödenek olmamasına rağmen sıkıştırarak yaptırdığı Karadeniz otoyolu ve diğer duble yol yapımlarından ötürü müteahhitlere birikmiş borcunun 2 katrilyonun liranın üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Yani bir bu kadar harcama da aslında fiili olarak gerçekleşti ama bu harcamalar açıklanacak rakamlar içinde bulunmuyor.
Yanısıra 2006 yılı bütçesinde yeralmayan, belki sağlık kalemleri kadar yeralması şartı da bulunmayan, Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO)’ne verilmiş Hazine kredisi var. Devlet Bakanı Ali Babacan bile bu kredinin sonunda görev zararı olarak Hazine’ye geleceğini açıkca söyledi. Yani AKP Hükümeti Hazine’den 2005 yılında bu kadar destekleme alım harcaması yaptı ama bu rakamlar Hazine’nin bu harcaması, 2005 yılı rakamları içinde yeralmadı.
Bütün bunlar bütçeyi olduğundan daha güzel, faiz dışı fazlayı daha yüksek gösteriyor, tabi ki.
Bunun yanısıra biriken görev zararlarını, KİT ve belediyelerin birikmiş borçlarını eklerseniz, kamunun borcu neredeyse, temizlendiği 2001 yılındaki rakamlara yaklaşıyor.
Yani bütçe dışında gösterilmeyen yükler yeniden büyümeye başladı.
Görülmeyince de sanki her şey güllük gülistanlık gibi gözüküyor.
Bu yüklerin başımıza yakın geçmişte ne iş açtığını, çabuk unuttuk…
Erdal Sağlam
TÜSİAD bütçesi 2005′te fazla verdi
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) bütçesinin kambiyo karlarının yüksekliği nedeniyle 845 bin 743 YTL fazla verdiği açıklandı.
TÜSİAD 36’ncı Genel Kurulu, Yüksek İştişare Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Yönetim Kurulu Genel Başkanı Ömer Sabancı’nın konuşmalarıyla Çırağan Sarayı’nda başladı. İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından Genel Kurul Başkanlık Divanı seçildi.
Divan Başkanlığı’na Sedat Aloğlu’nun sezçildiği Genel Kurul’da TÜSİAD’ın 2005 bütçesine ilişkin bilgi Genel Sekreter Haluk Tükel tarafından verildi.
Tükel, geçen yılın mali açıdan 2004’e göre çok daha iyi bir yıl olduğunu belirterek, bütçenin kambiyo karlarının yüksekliği nedeniyle 845 bin 743 YTL fazla verdiğini kaydetti. Yurt dışı iletişim amaçlı oluşturulan Yurt Dışı İletişim Fonu’nda 2005 yılında 1 milyon 474 YTL biriktiğini, bunun 370 bin 859 YTL’sinin harcandığını ifade eden Tükel, fondan 206 yılına 1 milyon 103 bin 590 YTL devredildiğini bildirdi.
Tükel 2004 yılında 7 bin Euro olan aidatın, geçen yıl YTL’ye dönüştürüldüğünü ve 14 bin 50 YTL olarak hesaplandığını kaydederek, aidat gelirinin 2005 yılında 2004’e göre yüzde 19.25 oranında artışla 7 milyon 589 bin 655 YTL’ye çıktığını vurguladı. Toplam gelirlerin yüzde 12.13 arttırıldığını belirten Tükel, 2005 yılında yönetim giderlerinin yüzde 4.71, karşılıklı finans giderlerini de içeren toplam giderlerin de yüzde 3.31 arttığını söyledi.
Tükel, pozitif bir bütçe sonucu elde ettiklerini açıklarken, Derneğin bilanço yapısına ilişkin de bilgi verdi. Geçen yıl gerçekleştirilen geri ödemeler ve kurlarda lehte ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle TÜSİAD’ın hem kısa hem uzun vadeli borçlarında gerileme yaşandığını, toplam banka borçlarının 3 milyon 973 bin 532 YTL’den 3 milyon 24 bin 371 YTL’ye gerilediğini ve yüzde 23.89 düşüş sergilendiğini ifade etti.
TÜSİAD’ın 2006 bütçe gelirinin, Yurtdışı İletişim Fonu ve kambiyo gelirleri hariç 8 milyon 398 bin 84 YTL’den 8 milyon 520 bin YTL’ye çıkmasını öngörüyor. Dernek, ayrıca bütçenin bu yıl 250 bin YTL fazla vermesini planlıyor. TÜSİAD, 2006 yılı programının temel varsayımlarının 1.65 YTL ortalama Euro kuru ve yıllık aidatların 14 bin 500 YTL’den yüzde 3.45 artışla 15 bin YTL’ye çıkardı.
TÜSİAD’A 43 YENİ ÜYE
TÜSİAD Genel Kurulu’nda derneğe kabul edilen yeni üyelerin ismi okundu. Derneğin 43 yeni üyesi arasında Garanti Bankası’ndan Aşden Ergun Özen, Garanti Yatırım Menkul Kıymetler’den Aşden Metin Ar, Koç Holding’den Ömer Bozer, Selçuk Gezdur, Tamer Haşimoğlu, Turkcell İletişim Hizmetleri’nden A.Ş.’den Barış Öney, Avea Eski Genel Müdürü Cavit Paksoy, Yasek Başkanı Şaban Erdikler, Sabancı Holding A.Ş.’den Engin Tuncay, NTV’den Erman Yerdelen yeraldı. TÜSİAD yeni üyeleriyle toplam üye sayısını 545’e çıkardı.
80 ilin bütçesi bir İstanbul etmiyor
Büyük kentlerin sorunlarını hafifletmek amacıyla ‘Yerel Yönetimleri Güçlendirme Yasası’nı çıkaran hükümet, yasa ile birlikte illerin İl Özel İdareleri’ne kaynak aktardı. 2006 yılında İstanbul’a 1 milyar YTL aktarılmasına karar verildi. İstanbul İl Özel İdaresi, 80 ilin toplam bütçesinden daha büyük bir pay alacak.
Bu yıl Ankara’ya 75 milyon, İzmir’e 60 milyon YTL kaynak ayıran hükümet, İstanbul’a tarihinin en büyük kaynak aktarımı gerçekleştirilerek 1 milyar YTL gönderme kararı aldı. Yetkililer, bu rakamın Güney Afrika’daki birçok ülkenin bütçesinden daha fazla olduğuna dikkat çekti. İstanbul’un 1 milyar YTL’lik bütçesinden en büyük pay 317 milyonla eğitime ayrılacak. Sağlık hizmetlerine 67 milyon, emniyet hizmetlerine 31 milyon, çevre hizmetlerine 2 milyon, tarım hizmetlerine 19 milyon, orman hizmetlerine 474 bin, kültür ve turizm hizmetlerine 51 milyon YTL aktarılacak. İstanbul Valisi Muammer Güler 2005 yılında en büyük yatırımı eğitime yaptıklarını, 2006 yılında da bunun devam edeceğini belirterek, “İstanbul’un hayati sorunlarının çözüme kavuşturulmasında inanç ve azimle daha çok çalışıp, hedefe ulaşacağız. Bu inanç ve azimle İstanbulumuzu dünya kültür başkenti yapmaya kararlıyız” dedi.
Fitch mali disiplini beğendi notumuzu ‘BB-’ye yükseltti
Türkiye’nin mali disipline sıkı uyumu not artırımı getirdi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 2005 yılında Türkiye’nin ilk not artırımını gerçekleştiren kuruluş oldu.
Fitch, Türkiye’nin ülke puanıyla, YTL ve döviz cinsinden ‘B artı’ olan notunun, ‘BB eksi’ye yükseltti. Ayrıca ‘durağan’ olan görünüm de ‘pozitif’e çevrildi. Fitch’in not artırım kararında, IMF’yle yeni stand-by anlaşması yönünde atılan adımlar, buna ilave olarak Ekim başında Avrupa Birliği’yle (AB) tam üyelik müzakerelerine başlanacak olması da ‘mali disiplinin güçlü şekilde sürdürüleceği beklentisini’ destekleyen unsurlar olarak gösterildi.Fitch’den yapılan açıklamada, Türkiye ile ilgili şu değerlendirmelere yer verildi: ‘Hükümetin yapısal reformları ve mali konsolidasyona olan bağlılığı, son iki yıldır yakalanan makroekonomik performansın daha da etkinleşmesine yardımcı olacaktır. Bu da daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyümeyi kolaylaştıracaktır.’
BORÇ DÜŞECEK:
Fitch, Türkiye’nin 2004’te yüzde 74 olan kamu borçlarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranının 2005 sonunda yüzde 70’e ineceğini öngördü. 2004 yılında gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 8’i olan kamu bütçe açığının bu yıl yüzde 6’ya gerileyeceği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: ‘Bu hedefe ulaşılmada sıkı maliye politikası yardımcı olacak. Bu da yüzde 6.5’lik faiz dışı fazla politikası yanında bu yıl Fitch tarafından yüzde 6,8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilen büyümeyle sağlanacak.’ Fitch Türkiye’nin, 2005’teki yüzde 8’lik enflasyon hedefini ‘iddialı, fakat ulaşılabilir’ olarak yorumladı.
KUR DENGEDE KALIR:
Fitch, Türkiye ekonomisindeki zayıflıkları ‘global faiz oranlarındaki yükselişin borçlanma şartlarını zorlaştırabilmesi, Avrupa ülkelerine kıyasla borcun hálá kısa vadelerle çevriliyor olması ve dış borçlanmadaki ağırlığın ani para çıkışı durumunda dövizi hareketlendirerek ödemeler dengesini tehdit etmesi’ olarak sıralandı.
Borsa, notu rekorla kutladı
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) düşük faiz ve değersiz dolar ortamında IMF ile AB gibi gelişmeleri olumlu değerlendirdi bir dönemde gelen not artımından sonra da rekor kırdı. İMKB-100 Endeksi, dünkü seanslar sonunda 26.493 puandan kapanarak yeni zirvesini oluşturdu. Yüzde 0.84’e denk gelen 221 puanlık artış sırasında İMKB’nin işlem hacmi de 1.6 milyar YTL’ye ulaştı. Diğer taraftan önceki gün 1.3798 olan Merkez Bankası dolar satış kuru 1.3565’e gerileyerek, 19 Nisan 2004’ten sonra görülen en düşük değere indi.
Yatırımda aslan payı duble yolun
Devlet bu yıl, 17 milyar 521 milyon YTL tutarında yatırım yapacak. Yatırımlardan aslan payını ulaştırma sektörü alacak, sektöre bu yıl 5 milyar 395 milyon YTL tutarında yatırım yapılacak. 2006 Yılı Yatırım Programı Resmi Gazete’nin bugünkü mükerrer sayısında yayımlanan Yatırım Programı’na göre, 8.9 milyar YTL’lik mahalli idarelerin yapacağı yatırımla birlikte kamunun bu yıl yapacağı toplam yatırım tutarı ise 26 milyar 421 milyon YTL’yi bulacak.
Bu yıl, genel bütçe kapsamında 9 milyar 258 milyon, özel bütçe kapsamında 2 milyar 860 milyon YTL’lik yatırım yapılacak. Döner sermayeli kuruluşlar 283 milyon, sosyal güvenlik kuruluşları 93 milyon, KİT’ler 2 milyar 954 milyon, İller Bankası 602 milyon, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar da 1 milyar 455 milyon liralık yatırım gerçekleştirecek.
Köye 600 milyon YTL
Köye yönelik hizmet yatırımları için bu yıl 600 milyon YTL’lik ödenek ayrılırken, bunun 102 milyon YTL’si toprak ve küçük su kaynaklarını geliştirme, 300 milyon YTL’si köy yollarına, 180 milyon YTL’si köy içme sularına, 18 milyon YTL’si ise köy kanalizasyonlarına harcanacak.
Sektörel bazda yatırımlara bakıldığında ise 2006 yılında yatırımlardan aslan payını ulaştırma sektörünün alacağı görülüyor. Nitekim, bu yıl ulaştırma yatırımları için 5 milyar 395 milyon YTL tutarında yatırım yapılacak.
Yatırım bütçesinde enerji için 2 milyar 489 milyon, eğitim için 2 milyar 446 milyon, tarım için 1 milyar 336 milyon, sağlık için ise 1 milyar 242 milyon YTL ayrıldı.
DSİ’ye 2.6 milyar YTL
Genel ve özel bütçeli kuruluşların yapacağı toplam 12 milyar 118 milyon YTL tutarındaki yatırımın 2 milyar 625 milyon lirası DSİ tarafından gerçekleştirilecek. Özelleştirme kapsamında yer alan kuruluşlar içinde ise yatırım rekoru 700 milyon YTL ile THY’de olacak. Bu yıl toplam 1 milyar 455 milyon liralık yatırım gerçekleşeği bu alanda, TEDAŞ 485 milyon, Petkim 120 milyon, TEKEL 80 milyon YTL tutarında yatırım yapacak.
ATO: 2005′te borç stoku 346 milyar doları çıktı
Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) hazırladığı “345 Rakım Borç Tepesi Raporu”na göre, 2003 yılı sonundan bu yana iç borç 41.3 milyar dolar, dış borç 19.5 milyar dolar arttı, toplam borç ise 345.9 milyar dolara çıktı. Raporda, borç artışının yüzde 68′inin iç borçlardan meydana geldiği kaydedildi. ATO’dan yapılan yazılı açıklamada, oda tarafından Hazine Müsteşarlığı verilerinden yararlanılarak “345 Rakım Borç Tepesi Raporu” isimli bir rapor hazırlandığı bildirildi. Rapora göre, 2005 yılının 11 ayında 159 katrilyon lira iç borç ödemesinde bulunulmasına rağmen, 2004 yılında 224.5 katrilyon lira olan iç borç stoku yeni borçlanmalarla, 243.8 katrilyon liraya yükseldi. Aynı dönemde 35 milyar dolar da dış borç ödendiği ifade edilen raporda, 2004 yılında 161.9 milyar dolar olan dış borç stokunun 2005 yılının 9 ayında 165.3 milyar dolara çıktığı ifade edildi. Raporda, 2002 yılında 222 milyar dolar, 2003 yılında 285 milyar dolar, 2004 yılında 329 milyar dolar olan toplam borç stokunun, 2005 yılında 345.9 milyar dolara çıkmış olduğuna dikkat çekildi. ATO’nun raporunda, 2003 yılında 4 bin 59 dolar olan kişi başına borç miktarının da 2005 yılı sonu itibariyle 4 bin 800 dolara çıktığı kaydedildi. “345 Rakım Borç Tepesi Raporu”na göre, Türkiye 2002-2005 yılları arasında 468.4 katrilyon lira anapara, 181.6 katrilyon lira faiz olmak üzere toplam 650 katrilyon lira iç borç ödemesinde bulundu. Buna karşılık Türkiye, 2002 yılında 125.3 katrilyon, 2003 yılında 158.2 katrilyon, 2004 yılında 163.6 katrilyon, 2005 yılının ilk 11 ayında ise 142.8 katrilyon lira olmak üzere son dört yılda 589.9 katrilyon lira iç borçlanma gerçekleştirdi.
-“KİŞİ BAŞI BORÇ MİKTARINDA HER YIL REKOR KIRILIYOR”-
Raporda, kişi başı 4 bin 968 dolar milli gelire ulaşan Türkiye’nin kişi başı borç miktarında da her yıl yeni rekorlar kırdığı belirtilirken, 2000 yılında 2 bin 563 dolar, 2003 yılında 4 bin 59 dolar olan kişi başına borç miktarının 2005 yılı sonu itibariyle 4 bin 800 dolara çıktığı ifade edildi. Türkiye’de mükellef sayısının artmadığı, buna karşılık vergi gelirlerinin arttığına dikkat çekilen raporda, vergi gelirlerindeki artışın yüzde 70′leri aşan dolaylı vergilerden kaynaklandığı dile getirildi. Vergilerin faiz ödemelerine gittiği ifade edilen açıklamada raporda şu bilgilerin yer aldığı belirtildi: “2005 yılının 11 ayında 119.2 katrilyon lira bütçe geliri, 96.7 katrilyon lira vergi geliri elde eden Türkiye, vergi gelirlerinin 62.3 katrilyon lira üzerinde iç borç ödedi. Türkiye 11 ayda tüm gelirlerinin yüzde 33′ünün, vergi gelirlerinin ise yüzde 64′ünün üzerinde iç borç ödemesinde bulundu. 2000 yılında yüzde 86.4 olan borçların milli gelire oranı, 2001-2004 yılları arasında yüzde 100′lerin üzerinde seyretmesine rağmen 2005 yılı sonu verilerine göre yüzde 96.6 seviyesinde yüksekliğini koruyor. Hazine 2006 yılında da 97.8 katrilyon lira ana para, 34.9 katrilyon faiz ödemesi olmak üzere toplam 132.7 katrilyon lira ödeme yapacak ve bu ödemeleri gerçekleştirebilmek için yeniden borçlanacak.”
-“SON 4 YILDA 122 MİLYAR DOLAR DIŞ BORÇ ÖDENDİ”- Raporda, Türkiye’nin her yıl yüklü miktarda dış borç ödediği, ancak iç borç gibi dış borçların da düşürülemediği ifade edilirken, 2002 yılında 130.2 milyar dolar olan dış borç stokunun, 2005 yılı üçüncü dönem itibariyle 165.3 milyar dolara yükseldiği kaydedildi. ATO’nun raporunda, Türkiye’nin, 2002 yılında 22.5 milyar dolar ana para, 6.4 milyar dolar faiz ödemesi olmak üzere toplam 28.9 milyar dolar, 2003 yılında 20.8 milyar dolar ana para, 7 milyar dolar faiz ödemesi olmak üzere toplam 27.8 milyar dolar, 2004 yılında 23.3 milyar dolar ana para, 7.1 milyar dolar faiz ödemesi olmak üzere toplam 30.5 milyar dolar, 2005 yılı dokuz ayında 27.1 milyar dolar ana para, 7.9 milyar dolar faiz olmak üzere toplam 35 milyar dolar dış borç ödediği bildirildi. Buna göre, Türkiye son 4 yılda 93.7 milyar dolar ana para, 28.4 milyar dolar faiz olmak üzere, toplam 122 milyar dolar dış borç ödemesi gerçekleştirdi. -BEŞ YILDA YÜZDE 100 ARTIŞ- “İç ve dış borçları içine alan toplam borç stokunda ortaya çıkan tablo Türkiye’nin borçlanma kıskacındaki kara tabloyu ortaya koymaya yetiyor” denilen raporda, 2000 yılında 172.8 milyar dolar olan toplam borç stokunun, 2005 yılı sonu itibariyle yüzde 100 artarak 345.9 milyar dolara çıkmış durumda olduğu kaydedildi.
-ATO BAŞKANI AYGÜN-
ATO Başkanı Sinan Aygün de 2005 yılı sonu itibariyle 345 milyar dolara çıkan borçların “345 rakımlı bir borç dağına” dönüştüğünü söyledi. Türkiye ekonomisinin son 3 yıl içinde büyümesine, milyarlarca dolarlık özelleştirme yapılmasına rağmen aynı oranda borçlarının da arttığını dile getiren Aygün, uygulanan ekonomik programın başarısını gölgeleyen etmenlerin başında gelen cari açık rekoruyla birlikte borçlardaki artışın iyiye alamet olmadığını belirtti. Cari açık ve borçlanma hastalığına çare bulunamadığı sürece bir ekonominin sağlıklı olduğunu söylemenin imkansız olduğunu ifade eden Aygün, şunları kaydetti: “Türkiye büyüyor deniyor. Türkiye büyüyorsa, borçlar neden artıyor. Bir yerde yanlış yapılıyor. Nüfus her yıl yüzde 1.5 artarken, kişi başına borcun da artması nasıl açıklanabilir. Borcun milli gelire oranı da hala 2000 yılı rakamlarının üzerinde seyrediyor. Bu rakamlar Türkiye ekonomisinin tamamen düze çıkmadığını gösteriyor. 345 rakımlı borç tepesi önümüzde dururken, bu ülkenin hızlı koşması mümkün değil.”
A.A.
Devlet 17.5 milyar YTL yatırım yapacak
2006 Yılı Yatırım Programı yayımlandı. Buna göre devlet bu yıl, 17 milyar 521 milyon YTL tutarında yatırım yapacak. Yatırımlarda aslan payını ulaşım sektörü alacak, sektöre bu yıl 5 milyar 395 milyon YTL tutarında yatırım yapılacak.
Resmi Gazete’nin bugünkü mükerrer sayısında yayımlanan Yatırım Programı’na göre, 8.9 milyar YTL’lik mahalli idarelerin yapacağı yatırımla birlikte kamunun bu yıl yapacağı toplam yatırım tutarı ise 26 milyar 421 milyon YTL’yi bulacak. Bu yıl, genel bütçe kapsamında 9 milyar 258 milyon, özel bütçe kapsamında 2 milyar 860 milyon YTL’lik yatırım yapılacak. Döner sermayeli kuruluşlar 283 milyon, sosyal güvenlik kuruluşları 93 milyon, KİT’ler 2 milyar 954 milyon, İller Bankası 602 milyon, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar da 1 milyar 455 milyon liralık yatırım gerçekleştirecek.Program’da, genel ve özel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, bilgi amacıyla toplama dahil edilmeden düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, iktisadi devlet teşekküller ve KİT’ler ile bunları bağlı ortaklıkları, sosyal güvenlik kuruluşları, döner sermayeli kuruluşlar, İller Bankası, fonlar ve Büyükşehir belediyeleri ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecek yatırım projeleri sektörel bzda düzenleniyor. Yatırım Programı’nda ortalama dolar kuru 1.4184 YTL, ortalama euro kuru ise 1.7863 olarak dikkate alındı.Köye yönelik hizmet yatırımları için bu yıl 600 milyon YTL’lik ödenek ayrılırken, bunun 102 milyon YTL’si toprak ve küçük su kaynaklarını geliştirme, 300 milyon YTL’si köy yollarına, 180 milyon YTL’si köy içme sularına, 18 milyon YTL’si ise köy kanalizasyonlarına harcanacak.
ASLAN PAYI ULAŞTIRMANIN
Sektörel bazda yatırımlara bakıldığında ise 2006 yılında yatırımlardan aslan payını ulaştırma sektörünün alacağı görülüyor. Nitekim, bu yıl ulaştırma yatırımları için 5 milyar 395 milyon YTL tutarında yatırım yapılacak. Yatırım bütçesinde enerji için 2 milyar 489 milyon, eğitim için 2 milyar 446 milyon, tarım için 1 milyar 336 milyon, sağlık için ise 1 milyar 242 milyon YTL ayrıldı.
GENEL BÜTÇENİN ŞAMPİYONU DSİ
Genel ve özel bütçeli kuruluşların yapacağı toplam 12 milyar 118 milyon YTL tutarındaki yatırımın 2 milyar 625 milyon lirası DSİ tarafından gerçekleştirilecek. Karayolları Genel Müdürlüğü 1 milyar 689 milyon, Milli Eğitim Bakanlığı da 1 milyar 228 milyon YTL yatırım yapacak.
KİT’LERDEN EN FAZLA YATIRIM TCDD’NİN
KİT yatırımları içinde ise ilk sırayı 850 milyon YTL ile TCDD alacak. Bu kuruluşu 480 milyon YTL ile Botaş, 450′şer milyon YTL ile Elektrik Üretim A.Ş. ve TPAO takip edecek. En az yatırımı ise 900 bin YTL ile Sümer Halı, 795 bin YTL ile Temsan ve 325 bin YTL ile Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. gerçekleştirilecek.
ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAKİ KURULUŞLAR
Özelleştirme kapsamında yer alan kuruluşlar içinde ise yatırım rekoru 700 milyon YTL ile THY’de olacak. Bu yıl toplam 1 milyar 455 milyon liralık yatırım gerçekleşeği bu alanda, TEDAŞ 485 milyon, Petkim 120 milyon, TEKEL 80 milyon, Şeker Fabrikaları 33 milyon YTL, Yeniköy Elektrik Üretimi A.Ş. de 17 milyon YTL tutarında yatırım yapacak. Denizcilik İşletmeleri 12.5 milyon, Kemerköy Elektrik Üretimi A.Ş. 8 milyon yatırım planlarken, Sümer Holding’in yatırımı 100 bin YTL’de kalacak.
A.A.
2005 sonu tablosu!
2005 yılı bitti ve 2006 yılına girdik. 2005 yılının ekonomik sayıları kabaca ortaya çıktı. Artık hedeflerle sonuçları karşılaştırabiliriz.
Elimizde üçüncü çeyrek sonu büyüme sayıları var. Hükümetin reel büyüme hedefi yüzde 5 idi, şu andaki bilgilerle yüzde 6 rakamını aşacağımız gözüküyor. Böylece büyüme hedefi tutturulmuş ve hatta aşılmış bulunuyor. Büyüme hedefine, petrolde dünya çapındaki sorunlara rağmen ve dünyada büyüme ve ihracat sorunlu iken, ulaşılmış olması, Çin etkisi gibi büyük bir etki sanayi üretiminde ve ihracatta gündemde iken, minimum tahribat gerçekleşmesi, önemli.
Aralık enflasyon sayıları ilan edildi ve yıllık enflasyon artık biliniyor. Program hedefi olarak alınan tüketici fiyatları enflasyonunda yıllık yüzde 8 hedefe karşılık yüzde 7.7 düzeyinde bir yıllık enflasyon ile 2005 kapatıldı. Burada da bir başarı var. Enflasyonda göreli olarak büyük artış petrol fiyatları gibi kontrol dışı dış etkenlerle (direkt etkisine ek olarak mesela ulaştırma üzerinden endirekt etkisi var), alkol ve tütün gibi fiyatları önemli ölçüde vergi içeren faktörlerden ve kira veya turizm, otel, lokanta gibi bazı hizmet sektörü fiyatlarındaki katılıktan kaynaklanıyor. Enflasyonda da başarı olduğu kabul edilmek zorunda. Uygulamakta olduğumuz “örtülü enflasyon hedeflemesi” ve serbest döviz kuru ortamında Merkez Bankası’nın ve uyguladığı para politikasının öncelikli hedefi de enflasyon olduğuna göre, para politikasında Merkez Bankası’nın başarılı olduğu kabul edilmek gerek.
Hükümetin maliye politikasında çok başarılı olduğu zaten tüm taraflar tarafından da kabul edilmekte idi. Aralık bütçe rakamları henüz ortaya çıkmadı ama eldeki veriler çerçevesinde bütçe açığının yılbaşında konmuş olan hedeflerden daha iyi olması da garanti gibi ve ülkemizde ilk defa bütçe açığı sayıları Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan’dan GSMH oranı olarak daha küçük gerçekleşecek, faiz dışı fazla ve genel bütçe açığında da hedeflerden iyi performans var. Yani maliye politikasında da büyük bir başarı var. Artık borç döndürme sorunu gırtlağımıza sarılmıyor. Üstelik özelleştirme hamlesi ve yabancı sermaye girişi de büyük ümit veriyor.
Şimdi geliyoruz kamuoyunda eleştirilen istihdam ve dış denge sorunları konusuna. İstihdam cephesinde, tarım istihdamı azalırken sanayide istihdam ve yeni iş yaratılması gündemde. Yıl genelinde yıl sonu rakamları elde olmamakla beraber sayılar kabaca belli. Tarım bir milyonu aşan istihdam kaybederken, sanayi, hizmetler ve inşaat bir milyonu aşan yeni iş ve istihdam yaratmış. Bu yapısal bir değişme ve arzu ettiğimiz bir yapı değişikliği türü. Ülkenin üretiminin yüzde 12 kadarını yapan tarımın, çalışma yaşı işgücü nüfusun yüzde 35 kadarını barındırması ve bir verimsizlik ve gizli işsizlik kaynağı olarak ortada durması kabul edilebilir değil. Sanayi sektöründe iç ve dış rekabet ortamında kâr kavgası varken, istihdamın daha hızlı artması da zor. Türkiye tarımda yapı değişikliğini, istihdamın tarımdan sanayi ve hizmetlere aktarılmasının sancılarını daha uzun süre yaşayacak. Bu 30 yıldır çözüm üretmediğimiz, halının altına süpürdüğümüz bir uzun dönem yapısal değişim sorunu.
Gelelim dış dengeye. Burada iki görüş var. Birincisi, faiz düşürülse idi, kur yukarı giderdi, ve cari açık küçük olurdu, dış dengede kabul edilebilir sonuçlar gündeme gelirdi tezi. Bu dış denge açığının konjonktürel ve faiz politikası sonucu olduğu, yani bir politika tercihi sonucu gerçekleştiği anlamına geliyor.
İkinci görüş ise, dış denge, faizler nominal ve reel olarak hızla düştüğü halde kur hiç kıpırdamadığına göre, bugün faiz daha hızlı düşürülürse de kur kıpırdamazdı, bu nedenle cari açık sorunu da, yapısal bir sorun diyor. Dedolarizasyon, yani ülke içinde dolardan TL varlıklara geçiş, dışardan gelen sıcak para ve iç özelleştirmelerin bile (OYAK örneği veya TÜPRAŞ örneği) dış kaynakla finanse edilmesi ve üstelik uzun zamandır ilk defa, yabancı sermaye yatırımının başlaması, döviz arzını döviz talebinin üstünde tutuyor. Üstelik petrolün 2005 yılında 5 milyar dolar ek fatura getirmesi, ülke içinde özel yatırımın 2004 ve 2005 yılında patlama yapması ve her iki yılda, 20 milyar dolar civarında makine ve teçhizat yatırımı için ithalat yapılması da bir uzun vade gelişmesi. Bu nedenle dış denge açığının konjonktürel ve politika tercihi sonucu olduğu tezi ikinci görüş tarafından kabul edilemez bir tez.
Hangi teze abone olursanız olun da, 2006 yılı için bir kur ve döviz sıkıntısı her iki ekol tarafından da beklenmiyor ve hükümetin Kurumlar Vergisi indirimi ve şimdi de gündeme getirdiği istihdam vergisi indirimi yaklaşımı akıllı bir politika olarak değerlendirilmek, rekabet gücünü arttırmak yolunda yolunda etkili olacağı kabul edilmek zorunda.
Bu arada dış borçta, kamunun dış borcunun 2004 sonundan bu yana (ilk üç çeyrek sayıları var) nominal olarak azaldığı, 73.8 milyar dolardan 68.7 milyar dolara düştüğü, özel kesimin dış borcunun ise (reel sektör firmaları ve bankalar) kısa vadeli borçlarda 28.6 milyar dolardan, 34.1 milyar dolara, orta ve uzun vadeli borçlar ise ayni sürede, 38.1 milyar dolardan 43.2 milyar dolara yükseldiği gündemde. Bu da bir yapısal değişim ve ülke içi faiz ile dış faizi birbirine yanaştıracak bir olgu diye düşünüyoruz. Kur hesapları yapılırken de reel kur düzeyinden prodüktivite artışlarının düşülmesi gerektiğini vurguluyoruz.
DENİZ GÖKÇE
Yeni yıla girerken Türkiye ekonomisi
KAMU finansmanında disiplin genel anlamda 2005 yılında da devam etmiştir. Bütçe açığının 14 milyar YTL civarında gerçekleşmesi beklenmektedir.
Yani, bütçe açığı milli gelirin yüzde 3’ünün altında kalacaktır. Harcamalar yönündeki tasarrufun çoğu faiz giderlerinden kaynaklansa da, artan vergi gelirlerinin de yardımıyla bütçe açığında gelinen nokta önemli bir başarı olarak değerlendirilmelidir.Hazine’nin toplam borcu kasım ayı sonu itibariyle 328 milyar YTL (milli gelirin 2002 yılında yüzde 90’ıyken bu yıl yaklaşık 70’i) oldu. 2002 yılında iç borçların yüzde 60’ı civarı YTL cinsindeyken, bu rakam 2005 yılında yüzde 84’e çıktı. 2005 yılında yapılan iç borçlanmalarda ortalama nominal faiz yüzde 17 civarında olurken, reel faizler de yüzde 9 civarına geriledi. Ortalama iç borçlanma vadesi iki yılı biraz geçti.Kamu finansmanındaki göreli disipline rağmen, 2005 yılında kamu yatırımları hızlandı. Kamu sektörünün tasarruf açığı 2001 yılında milli gelirin yüzde 15’inden fazlayken, bu yıl yüzde 3’ün altına düştüğü tahmin ediliyor. Özel kesim (hane halkları dahil) ise tasarruf fazlasını eritti. 2001 yılında özel kesimin tasarruf fazlası milli gelirin yüzde 17’si kadarken, 2005 yılında özel kesimin milli gelirin yüzde 4.4’ü kadar tasarruf açığı vermesi bekleniyor.
ÜÇ AYAKLI BAŞARI2001 yılında Türkiye ekonomisinde bir rejim değişikliği olmuştur. Yasasında yapılan bir değişiklikle Merkez Bankası’nın devlete borç vermesi durdurulmuştur. Yeni rejim enflasyonist beklentileri olumlu yönde değiştirmiştir. Yeni rejim altında para politikası uygulamasındaki başarılı performans (genel anlamda Merkez Bankası’nın bilanço idaresi) ise enflasyonun yüzde 70’lerden tek haneli rakamlara inmesinde önemli bir rol oynamıştır.Para politikasındaki rejim değişikliği ile beraber, kamu finansmanında disiplin getirilmiştir. Mali piyasalardan başka borçlanabilme olanağı kalmayan devlet çoğunlukla gelirlerini artırarak açıklarını düşürmüştür. Enflasyonun bu denli hızlı düşüşünde kamudaki mali disiplin de önemli bir rol oynamıştır.
Başarının üçüncü ayağı, bizim dışımızda, neredeyse Türkiye’deki rejim değişikliği ile eş zamanlı gerçekleşen uluslararası sermaye akımlarının giderek artan hacmi olmuştur. Türkiye de küçümsenmeyecek boyutlarda yabancı mali sermaye çekerek artan ithalatını ve cari işlemler açığını kolaylıkla finanse edebilmiştir. İthalat artışı, artan döviz girişleriyle bir yandan yurt içindeki fiyat artışlarını frenlerken, diğer yandan döviz kurlarında bir istikrara yol açarak ekonomik büyümenin motoru olmuştur.
Makro ekonomik başarının gelecek yıl da devam etmesi üç ayağın da aynı performansı devam ettirmesiyle yakından ilgilidir.
PARA POLİTİKASIEski yıllardan kalma yükleri taşımak zorunda olmasına rağmen, Merkez Bankası bilançosunun büyümesini 2005 yılında da başarıyla kontrol edebilmiştir. Toplam bilanço büyüklüğü 2004 yılında ortalama yüzde 2.5 büyürken, 2005 yılının 27 aralık gününe kadar ortalama yüzde 2.7 büyümüştür. Halbuki, aynı dönemde, Merkez Bankası döviz rezervlerini 2004 yılında 2.5 milyar dolar ve 2005 yılında 16 aralık gününe kadar 13.9 milyar dolar artırmıştır.Merkez Bankası bilançosundaki varlıkların 2005 yılında ortalama yüzde 26.5’i kasım 2001 tarihinden önce Merkez Bankası’na verilen Hazine bonolarından oluşmaktadır. Bu bonolar belli bir program dahilinde itfa etmektedir. Örneğin, bu bonoların toplam bilanço içindeki ortamla payı 2003 yılında yüzde 40 idi. Geçmişten gelen yükler kalktıkça, Merkez Bankası’nın para piyasasındaki gücü de artacaktır.
Yeni yılda sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.