Anayasa Mahkemesi’nden bütçe yasasına kısmi iptal
Anayasa Mahkemesi, 2005 yıl Bütçe Yasası’nın bazı hükümlerini iptal etti.
Anayasa Mahkemesi, 2005 Bütçe Yasası’nın bazı hükümlerini iptal etti. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, CHP’nin yasanın bazı maddelerini yönelik açtığı davanın esastan sonuçlandığını söyledi.
Kılıç’ın verdiği bilgiye göre, 2005 Bütçe Yasası’nın iptal edilen bazı hükümler şöyle:
-Tasfiye edilen fonların her türlü gelirleri, tasfiye edilmelerine ilişkin mevzuatta özel bir düzenleme bulunmaması halinde, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edileceği ve genel bütçeye gelir kaydedileceği.
-Yükseköğretim kurumlarına araştırma görevlisi kadrolarına açıktan yapılacak atamalara ilişkin esasların Devlet Personel Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakan ile Maliye Bakanı’nın müşterek önerisi üzerine Başbakan tarafından belirleneceği.
-Boş memur kadrolarına açıktan vekil atanmasının Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın iznine tabi kılınması.
-İlgili mevzuatı uyarınca diğer kurumlarda vekaleten veya geçici olarak görevlendirilen ve kadro aylıklarını kendi kurum veya kuruluşlarından alan memurlar veya kamu görevlileri, geçici olarak görev yaptıkları kurum personelinin yararlandığı ve ilgili mevzuatında söz konusu personele de ödenebileceği belirtilen her türlü tazminat, fazla mesai ve diğer ödemelerden yararlanamayacağı.
-Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğünün mal ve hizmet satışları (Devlet hissesi karşılığı olup yurtiçinde ürettiği ve/veya alıp sattığı ham petrol ile doğalgaza ait hasılat hariç) gayrisafi hasılatının, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün mal ve hizmet satışları gayrisafi hasılatının,Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünün mal ve hizmet satışları gayrisafi hasılatının, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğünün mal ve hizmet satışları ürün nevileri itibariyle gayrisafi hasılatının yüzde 10′unun Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlığı’na ödeneceği.
-233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile özelleştirme kapsamındaki kuruluşların ve döner sermayelerin yöneticileri ve mali işlerinden sorumluları, bu kanunun 29 uncu maddesi uyarınca ödenecek paylar da dahil olmak üzere bu kuruluşların mükellef veya sorumlu sıfatıyla üçüncü kişilerden tahsil ettikleri vergi, fon ve diğer payların tahsil dairelerine zamanında ve tam olarak ödenmesini sağlamak zorunda olacakları ve aksine davrananların bu tutarların ödenmesinden şahsen ve müteselsilen sorumlu tutulacakları.
-Özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurum, kurul, üst kurul, enstitü, teşebbüs, fon ve sair adlarla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarında, kanunlarında aksine hükümler olsa dahi, kendi özel mevzuatındaki hükümler uyarınca yapılacak temsil ve ağırlama giderlerinin yıllık toplamı, başkan ile temsil yetkisini haiz olan personelin bir aylık ortalama net ücretinin iki katını geçemez. Temsil yetkisini haiz personelin unvan ve sayıları, karar organlarınca toplam personel sayısının yüzde 2’sini geçmemek üzere belirleneceği.
-Belediyeler ile büyükşehir belediyelerince kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanacak su tarife bedelleri, özel işyerlerine uygulanan en düşük tarife bedelini aşamayacağı.
-Anayasa Mahkemesi yasanın 37. maddesinin (d) bendini de tamamını iptal etti. Bu hüküm, sağlık personeline verilecek döner sermaye payına üst sınırlama getiriyor.
Anayasa Mahkemesi, bazı hükümler hakkında ise “karar vermeye yer olmadığına” karar verdi.
Borç nominal olarak da azalıyor!
Ülkemizde insanlar bir türlü rahatlayıp, makroekonomik iyileşmeleri gözlemleyip, “artık galiba biz de normal bir ekonomi olabilme yolundayız” diyemiyorlar.
Şu anda Türkiye bütçe açığı açısından Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’dan daha düşük bir bütçe açığına sahip. Bu en son ne zaman gerçekleşmişti ki? Şu anda yüzde 3 sınırının altına girmiş bulunuyoruz. 2001 yılında yüzde yirmi düzeyinin üstünde idik (GSMH oranı olarak)!
Şu anda Türkiye’nin toplam net kamu borcu da yüzde altmış sınır rakamının altına indi ve yıl sonunda yüzde 57 gibi bir düzeye ulaşacak. 2001 yılında yüzde 91 civarında idik. (GSMH oranı olarak)
Bu tür gerçekleri söylediğiniz zaman birkaç klişe itiraz gelmekte.
Birincisi, borç oransal olarak azalıyor ama nominal olarak artıyor deniliyor. İkincisi, dış borcu çevirmemiz cari denge açığı ortamında çok zor deniliyor. Bunlara makul cevaplar verirseniz de, bu sefer, “İyileşme bize yansımıyor” deniyor. Ayrıca “kur nedeni ile böyle oluyor” deniyor. Yani düzelme horlanıyor!
Ama biz gene de cevpaları dayayalım! Türkiye’nin net kamu dış borcu 2001 yılındaki GSMH oranı olarak yüzde 37.8 sayısından 2005 ortasında yüzde 13.2 değerine indi. Yani dış borcumuz hızla oransal olarak düşülmekte.
Net kamu iç borcumuz ise zirvede olduğu 2001 yılında yüzde 52.8 iken, şimdi yüzde 45.2 düzeyine inmiş, yani dış borca oranla daha az iniş sergilemiş.
Ama bu hafta ilan edilen iç borç istatistiklerinde hoş bir sürpriz gündeme geldi. Aşağıda tablo sürprizi gösteriyor.
Ekim ayında iç borç stokumuz nominal olarak gerileyerek, eylül ayındaki 243.2 milyar YTL düzeyinden 242.8 milyar YTL düzeyine indi. Özelleştirmeler ve yabancı sermaye girişi ortamında bu düşüşün devam etmesi beklenmeli. İç borç stoğunun dolar düzeyi de benzer gidişat sergiliyor. Eylül sonunda 181.4 milyar dolar iken, ekim sonunda 180.2 milyar dolar düzeyine düştü.
Yani olgu pek kurla ilişkili değil!
Düşme nakit dışı iç borç stoğundaki düşmeden kaynaklanıyor. Nakit dışı denen ve piyasada satılan değil, kamusal görev zararları ve kriz deliklerini kapamak için çıkartılan, kamudan kamuya verilen borç senetlerinin bazılarının vadeleri dolduğu için borç stoğunda düşüş var.
Dikkatli bir göz iç borç stoğunun artış hızının önemli ölçüde hız kesmiş olduğunu görebilir. İç borç stoğundaki artış hızı büyük ölçüde TÜFE artışına eşitlendiğinden borç stoğu reel olarak bir artış sergilemiyor.
Borç konusunda büyük rahatlamanın 2007 sonunda geleceğini düşünen biz artık, rahatlamanın daha erken geleceğini ve nominal azalmaların özelleştirme ve yabancı sermaye girişi ortamında olağan hale geleceği günlere yakın olduğumuzu görmekteyiz. Yeter ki siyaset saçma ve çocukça nedenlerle kargaşaya götürülmesin!
DENİZ GÖKÇE
Bütçeden aslan payı İstanbul’a
Bütçeden mahalli idarelere ayrılan pay, geçen yılın 10 aylık dönemine göre bu yıl yüzde 31.34 oranında arttı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bütçeden aslan payını alan belediye olurken, mahalli idarelere yapılan aktarımlar içindeki ağırlığının da büyüdüğü belirlendi.
Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerine göre, büyükşehir belediyelerine, İller Bankası kapsamında belediyeler ve il özel idarelerine aktarılan bütçe kaynağı Ocak-Ekim 2005 dönemi itibariyle 8 milyar 112 milyon YTL’ye ulaştı. Böylece geçen yılın 10 aylık döneminde 6 milyar 177 milyon YTL olan mahalli idarelerin bütçeden aldıkları kaynak tutarı yüzde 31.34 oranında artış gösterdi.
16 büyükşehir belediyesine aktarılan toplam kaynak toplamda yüzde 59.22 artarken, diğer belediyelerin ve il özel idarelerin payındaki artış ise yüzde 18.76’da tutuldu. Bu yılın ilk 10 aylık döneminde 16 büyükşehir belediyesine bütçeden 3 milyar 57 milyon YTL aktarılırken, belediyelere 4 milyar 260 milyon YTL, il özel idarelerine de 795 milyon YTL pay verildi.
Ekim ayı itibariyle mahalli idarelere aktarılan kaynak toplamı içinde bütçeden aslan payını yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi alırken, kaynağın paylaşımındaki ağırlığının da arttığı saptandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2002 yılının tamamında yüzde 14.47 olan payı, 2005 yılının ilk 10 ayı itibariyle yüzde 17.07’ye ulaştı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ekim ayı itibariyle bütçeden aldığı 1 milyar 385 milyon YTL ile İller Bankası ve büyükşehir belediyelerine aktarılan toplam tutar içindeki payı yüzde 17.07’ye yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin payı yüzde 14.49, 2003 yılında da yüzde 14 düzeyinde bulunuyordu. Kaynak bölüşümündeki ağırlığı artan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçeden aldığı kaynak tutar olarak da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54.77 oranında artış gösterdi. Buna göre, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde yüzde 217.2’ye, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yüzde 77.03’e, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde yüzde 73.05’e, ulaşan artışlardan sonra bütçeden aldığı payın büyüklüğünü en çok artıran belediye İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bütçeden ayrılan kaynak, geçen yıl da yüzde 51.58 oranında arttırılmıştı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin mahalli idarelere yapılan aktarımlar içindeki ağırlığının artış gösterdiği ve bütçeden aldığı tutarı en çok artan büyükşehir belediyesi olduğu belirlendi. Böylece Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin mahalli idarelere aktarılan kaynaklar içindeki ağırlığı geçen yılın 10 aylık döneminde yüzde 1.31 düzeyindeyken bu yılın 10 ayında yüzde 3.16’ya çıktı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yılın ilk 10 aylık dönemleri itibariyle mahalli idarelere bütçeden aktarılan kaynak içindeki payın 2003 ve 2004’te yüzde 5.06 olduğu bu yıl ise yüzde 6.67’ye yükseldiği belirlendi. Böylece Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bütçeden aldığı pay, 312.6 milyon YTL’den 541 milyon YTL’ye yükseldi. İstanbul ve Ankara’dan sonra bütçeden en yüksek payı alan büyükşehir belediyesi olan İzmir’e ekim ayı itibariyle toplam 336.9 milyon YTL aktarıldı. İzmir’in mahalli idarelere bütçeden aktarılan kaynaktan aldığı pay yüzde 1.31’den yüzde 3.16’ya çıktı. İzmir, 2003 yılının ilk 10 ayında da yüzde 2.79’luk paya sahipti.
Kocaeli, Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediyeleri dışında bütçeden mahalli idarelere aktarılan kaynaklar içindeki ağırlığı artan diğer büyükşehir belediyeleri ise Bursa ve Mersin oldu. Bursa’nın geçen yılın 10 ayında yüzde 1.31 olan payı yüzde 1.55’e, Mersin’in payı da yüzde 0.71’den yüzde 0.81’e çıktı.
10 BÜYÜKŞEHİRİN BÜTÇEDEKİ PAYI AZALDI
10 büyükşehir belediyesinin bütçeden aktarılan mahalli idare paylarındaki ağırlığı azaldı. Adana’nın bütçeden aldığı pay yüzde 0.97’den yüzde 0.75’e, Antalya’nın payı yüzde 0.64’ten yüzde 0.61’e, Diyarbakır’ınki yüzde 0.43’ten yüzde 0.33’e, Erzurum’unki yüzde 0.28’den yüzde 0.21’e, Eskişehir’inki yüzde 0.45’ten yüzde 0.39’a, Gaziantep’inki yüzde 0.67’den yüzde 0.48’e, Kayseri’nin payı yüzde 0.50’den yüzde 0.48’e, Konya’nın payı yüzde 0.62’den yüzde 0.47’ye, Sakarya’nın payı yüzde 0.24’ten yüzde 0.23’e, Samsun’un payı da yüzde 34’ten yüzde 33’e düştü.
Kocaeli 1’e 19 verdi
2005 yılının ilk 10 aylık bütçe sonuçları belli oldu.Sonuçlara baktığımızda, Kocaeli rekor üstüne rekor kırıyor.
Örneğin ilk 10 ayda;
- Giderleri 796 milyon YTL, gelirleri ise 15.424 milyon YTL. Buna göre, Kocaeli ili için yapılan her 100 birimlik gidere karşılık, 1.937 birim gelir yani 1’e karşı 19 gelir elde edilmiş. Bu Türkiye rekoru...
- Tahakkuk eden verginin, yüzde 97.36’sı tahsil edilmiş. Bu da bir başka Türkiye rekoru…
- Kişi başına düşen vergi geliri 12.688 YTL de yine Türkiye rekoru… İmalathaneleri, fabrikaları, üretim yerleri Kocaeli’de bulunan ve 50’nin üzerinde işçi çalıştıran 135 mükellefin merkezi Kocaeli dışındaki illerde, ağırlıklı olarak da İstanbul’da. Bu da eklendiğinde, Kocaeli’nin göstergeleri çok daha pozitif oluyor.
DİĞER İLLER
- İstanbul, giderler 4.450 milyon YTL, gelirleri ise 37.445 milyon YTL. İstanbul için yapılan her 100 birimlik gidere karşılık 842 birim gelir elde edilmiş.
- İzmir’de 100 birime 372 birim, Tekirdağ’da 100 birime 261 birim, Zonguldak’ta 100 birime 237 birim gelir elde edilmiş.
- Giderinin üzerinde gelir elde eden 14 il var. Kalan 9 il sırasıyla şöyle;
Bursa (100/210), Ankara (100/186), İçel (100/166), Hatay (100/147), Antalya (100/144), Kırıkkale (100/138), Muğla (100/120), Yalova (100/118) ve Aksaray (100/100).
Hakkari’de farklı bir rekora sahip 100 YTL’lik gidere karşı 7 YTL gelir elde ediliyor.
VERGİLERİN % 83’Ü 5 İLDEN
2005 yılının ilk 10 ayında en çok vergi toplanan iller tabloda gösterilmiştir.
Tablodan da farkedileceği gibi, 81 ilden toplanan vergilerin, yüzde 83’ü 5 büyük ilden toplanıyor.
Kilis, Ardahan, Bayburt, Hakkari illerinin her biri, toplam vergilerin onbinde birini ödüyor. Iğdır, Tunceli, Gümüşhane ve Bingöl illerinin de her biri, toplam vergilerin onbinde ikisini ödüyor. Doğu’da 20 ilin ödediği vergi yüzde 1 bile değil!.. Ortalamayı yükselten Gaziantep ve Erzurum illerini dahil ettiğimizde, doğudaki tüm illerden toplanan vergiler yüzde 2 civarında…
Yıllardır söylenip duruyor ama doğuda yatırımları artırıp, istihdam yaratmaya yönelik, sağlıklı bir teşvik ve vergi politikası, nedense bir türlü getirilemedi.
Doğunun toplumsal ve siyasi sorunlarını çözmek, ekonomisini iyileştirmekle yakından ilgili.
Şükrü Kızılot
Zayıflayan bütçe performansı
Bütçe rakamlarına bakarak hem bazı ekonomik verileri tahmin etmek hem de yıl sonu hedeflerine ulaşılması olasılığıyla ilgili öngörüde bulunmak mümkün.
Bu hafta yayımlanan ekim ayı bütçesindeki ithalattan alınan katma değer vergisi tahsilatına baktığımızda, ithalatın ekim ayında 10,5-11,0 milyar dolar aralığında gerçekleşeceği anlaşılıyor. TİM’in yayımladığı geçici rakamlara göre ise ekim ayında ihracat 6,7 milyar dolar. Geçici rakamlarda olabilecek muhtemel sapmaları dikkate aldığımızda ekim ayında dış ticaret açığının 4 milyar dolara ulaşması mümkün. Geçen yılın aynı ayında bu açığın 2,2 milyar dolar olduğu dikkate alınırsa bu çok yüksek artış, cari açıktaki büyümenin de yeniden hızlanacağını gösteriyor.
Tahmin düşürüldü
Yıl sonu bütçe tahminlerinin gerçekleşme olasılığına bakıldığında Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı rakamlar bu yılın başında 27,3 milyar YTL olarak programlanan yıllık faiz dışı fazlanın (FDF) daha onuncu ayda 29,4 milyar YTL’ye ulaştığını gösteriyor. Ancak buna bakarak bütçe uygulamasının başarısı hakkında karar vermek zor.
Çünkü 27,3 milyar YTL olması programlanan 2005 yılı FDF’si 2006 bütçesi hazırlanırken 31,4 milyar YTL’ye yükseltildi. Bunun nedeni özelleştirme, kamu bankalarından alınan temettüler ve faiz gibi gelirlerin sene başında öngörülenden daha yüksek gerçekleşmesi. Bu gelirleri içermeyen ve gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 6,5′i seviyesindeki kamu kesimi FDF hedefiyle uyumlu konsolide bütçe FDF hedefi ise sene başında 24,5 milyar YTL idi.
Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının kontrol altına alınamaması nedeniyle yeni tahminde FDF 23,5 milyar YTL’ye düşürüldü. Bu durumda geçen yıl yüzde 5,1 olan açığın GSMH içindeki payı bu yıl yüzde 4,8′e geriliyor. Yani bu yılın bütçe performansının geçen yılınkinin altında olacağı resmen de kabul edilmiş.
Ancak bu performansa ulaşmak için dahi gereken son iki aydaki gelir ve harcama öngörülerinin gerçekleşmesi çok zor.
Gerçekçi değil
Aşağıdaki tablodaki hesaplamalarda kullanılan son iki ayın tahmini bütçe rakamları, DPT tarafından yayımlanan 2006 yılı Genel Ekonomik Hedefler ve Yatırımlar Dokümanında yer alan konsolide bütçe yıllık gerçekleşme tahminlerinden, Muhasebat Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan on aylık gerçekleşme rakamları çıkarılarak hesaplanmıştır.
Burada gerçekçi bulmadığım kalemlere değineceğim. Öncelikle ilk on ayda yüzde 11,1 artan personel harcamaları ve sosyal güvenlik prim ödemelerinin, son iki ayda geçen yılınkinin altına düşmesi memurun maaşını tam öderseniz mümkün değil. Mal ve hizmet alımları harcamalarının son iki ayda nominal olarak geçen yılkinin yüzde 13,5 altına düşürülmesi ise çok zor. Gelirlere baktığımızda ise vergi gelirlerinde ilk on ayda gerçekleşen yüzde 21,3′lük artışın son iki ayda nasıl yüzde 39,6′ya yükseleceği de izaha muhtaç.
İstisnai kalemler
Diğer kalemlerdeki sıradışı bazı değişmeler, açıklanan yıl sonu tahminlerinden özel gelir ve gider kalemlerinin karşılıklı ayıklanması, buna karşılık on aylık rakamların bu düzeltmeyi içermemesinden veya son iki ayda elde edilecek TELEKOM özelleştirme gelirleri gibi istisnai kalemlerden kaynaklanabilir.
Sonuç olarak, rakamlar ilk on ayda geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 6,2 artan program tanımlı FDF’nin son iki ayda yüzde 30,9 bir artışa ulaşmasının çok zor olacağını ortaya koyuyor. Cari açık hızlanırken, istisnai gelirlere güvenip bütçe performansını zayıflatmak, risk algılamasını ve kırılganlığı artıracaktır.

FAİK ÖZTRAK
Erkan Mumcu 2006 bütçesini eleştirdi
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, AKP hükümetine, “Sizden öncekilerin kurdukları haram sofrasına iştahla oturdunuz, bir türlü kalkmak bilmiyorsunuz” dedi.
Mumcu, TBMM Genel Kurulu’nda 2006 yılı bütçesinin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, bütçe sunumunun, Hükümet’in geride bıraktığı 3 yılını ve önüne aldığı 3 yılını gösterir bir vizyon olduğunu belirterek, “Bütçeler, hiç şüphesiz siyasi manifesto belgeleridir. Şapkanın düştüğü, kelin göründüğü belgelerdir” dedi.
Uzun zamandır “bütçe samimiyeti” kavramının konuşulmaz hale gelindiğini belirten Mumcu, gerçek bir bütçe sunulmasını beklediklerini söyledi. “Finans kapitalin” kutsadığı kavramlarla anlatılan bir ekonomik tablo sunulduğunu savunan Mumcu, şunları kaydetti:
“Televole ekonomistleri çıkalı beri, 2001 krizinden beri ekonomiyi, enflasyonla, borsayla, faizle, reeskontla konuşuyoruz. Halkın kendi hayatında karşılığını bilemediği ne kadar yabancı kelime varsa onlarla konuşuyoruz. Son birkaç yıldır ekonomide insanı konuşmuyoruz. Ekonominin içinde umutlarıyla, acılarıyla, yoksulluğuyla insanımız var. İnsanımız; işsizleriyle, açıyla, ilaç parasıyla, okul parasıyla ekonominin içinde.
Böyle bir vizyonu, bütçe içinde görmeliydik. Hükümet’in genellikle benimsediği bir dili, burada bir kez daha gördük. Bir kağıttan, kağıda bakılarak rakamlar okunacaktır. 2002 ne kadar kötüydü, kriz ne kadar kötüydü, şimdi ne kadar iyi olduğu anlatılacak. Kağıda bakmayın, vatandaşın yüzüne gözüne bakın, belki bir şey anlarsınız. Kağıda bakarak anlattıklarınızdan kimse bir şey anlamıyor.”
IMF’NİN PROGRAMI
Yaşanan 2001 krizinin, Cumhuriyet tarihinin en derin bunalımlarından biri olduğunu belirten Mumcu, “Zaten o koşullar sizi iktidar yaptı” dedi.
Hükümet’ten; hayat pahalılığının ortadan kaldırılması, “insanın insana kulluğunun” ortadan kaldırmasının beklendiğini ifade eden Mumcu, beklentiler arasında, talanın, rüşvetin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.
“Vatandaşın, bozuk düzenin değiştirilmesini istediğini” belirten Mumcu, “Beklenen şey; reformlar, yapısal yenilenmelerdi, asla bozuk düzenin bekçiliği değildi, para baronlarının literatürüyle konuşan siyasetçiler değildi” diye konuştu.
“Makro iktisadi dengeleri, istikrar kavramıyla birlikte bir büyü gibi satıyorsunuz” diyen Mumcu, şöyle devam etti:
“Makro düzeldi, sıra geldi mikroya. Yalan, sizden önce para baronlarının rızasıyla kurulan, IMF’nin dayatmasıyla kurulan bir programın harfiyen kölesi, bekçisi oldunuz. Vatandaşın umutlarını bir tarafa bıraktınız, programın bekçisi oldunuz. Bu bütçenin nesini konuşalım? Aylar öncesinde çoklu imzayla IMF’ye vadettiğiniz bir uygulama tablosu. Görüştüğümüz şey, Dünya Bankası, IMF iradesiyle şekillenen bir programın Türkiye’yi nereye götüreceğini daha yakından anlamaya çalışmaktır.”
“HARAM SOFRASINA, İŞTAHLA OTURDUNUZ”
Milletin AK Parti’den, sosyal kesimler arasında sağlıklı bir denge kurmasını, ismine uygun adaleti ve kalkınmayı gerçekleştirmesini beklediğini anlatan Mumcu, bu beklentiler karşısında milletin; bütün siyasetçi kuşağını tasfiye ederek, yeni bir siyasetçi kuşağını göreve getirdiğini kaydetti.
Konuşması sırasında bazı milletvekillerinin sözlü sataşmaları üzerine Mumcu, şunları söyledi:
“Bundan kaygınız vardıysa, sizin kapısına gittikleriniz, benim kapıma defalarca gelmeyecekti. O sandalyelerde o koltuklarda oturan arkadaşlarınızdan pek çoğunuzun, şahsen ben ve arkadaşlarımın kefaletiyle orada oturduğunu unutmayın. O kadar kolay, o kadar ucuz değildir o işler.
Milli iradenin size verdiği görev, bu bozuk düzeni değiştirmekti. Milli irade size tek başına iktidar, irade verdi. Ama milletin size verdiği bu borcu, alacak zannettiniz. Uzun süre sürdürdüğünüz siyasi mücadelenin mükafatı zannettiniz. Geldiniz, bunu burada iktidar hava ve hevesinizi tatmin edeceğiniz bir oyuncağa dönüştürdünüz. Sizden öncekilerin kurdukları haram sofrasına iştahla oturdunuz, bir türlü kalkmak bilmiyorsunuz.”
MAL BEYANLARI
Sağlam ve sağlıklı bir hesaplama yaptığında bir büyüme olmadığını, gerekçesiyle yeni istatistik rakamlarının yayınlanmadığını ileri süren Mumcu, enerji ve istihdamda da bir büyüme olmadığını kaydetti.
Erkan Mumcu, GSMH’nin 2 bin 600 dolardan 5 bin dolara çıkarıldığını anımsatarak, bu rakamların, büyümenin yaklaşık yüzde 100 olduğu anlamına geldiğini belirtti.
“Milli gelirdeki bu büyüme, büyüme değil mi?” diye soran Mumcu, şöyle devam etti:
“Bir karar verin, yüzde 22 mi, yüzde 100 mü büyüdü? Geliri bu 3 yıllık dönemde 2 katı artan kim var? Vatandaşa soruyorum; Birileri var. İktidarın çevresinde kümelenmiş bazılarının gelirleri kat kat arttı. Hayır mı? diyorsunuz. Milletimize karşı gelin, bir erdemli tutum gösterelim. Hep beraber mal beyanlarımızı şeffaflaştıralım. Yüzde 20′nin üstünde artışı olan herkes, kendisinin birinci derecede yakınlarını, bakanlar ve genel başkanlar, üçüncü derece akrabalarının artışlarını kalem göstersinler. AK Partinizin ak yüzünü teşhir etmek için hadi gelin yapalım. Benim için bir şey yok.
Ben buradayım. Burada 350 kişiniz var. Santimetresinin hesabını veremezsem, bir daha bu kürsüye çıkmam, hesabını veremezsiniz. Sizin vicdanınızın sesini burada seslendiriyorum. Bakanlar Kurulu’ndaki arkadaşların da vicdanının sesini seslendiriyorum. Herkes kendi vicdanında bunun hak mı olup olmadığını soracaktır.”
Bütçe ekimde 1.2 milyar YTL açık verdi
Konsolide bütçe ekimde 1.2 milyar YTL açık verdi ve yılın ilk on aylık dönemindeki toplam bütçe açığı 9.4 milyar YTL’yle geçen yılki düzeyinin yüzde 62.2 oranında altında kaldı. Faiz dışı fazla ise 29.4 milyar YTL ile yıl sonu hedefinin üzerine çıktı.
Maliye Bakanlığı, ekim ve ocak-ekim dönemine ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Buna göre ekimde konsolide bütçe giderleri yüzde 8.8 artarak 12 milyar 235 milyon YTL olarak gerçekleşti. Giderlerin 8 milyar 682 milyonunu faiz dışı, 3 milyar 553 milyon YTL’sini ise faiz giderleri oluşturdu.
Faiz dışı bütçe giderleri kapsamında, personel giderleri 2 milyar 847 milyon, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri 358 milyon, mal ve hizmet alımları 1 milyar 241 milyon, cari transferler 3 milyar 205 milyon, sermaye giderleri 743 milyon, sermaye transferleri 195 milyon, borç verme 93 milyon YTL oldu. Ekimde konsolide bütçe gelirleri ise yüzde 47.1 oranında büyüyerek 11 milyar 47 milyon YTL oldu. Bütçe gelirlerinin ise 8 milyar 501 milyon YTL’si vergi, 2 milyar 740 milyonu vergi dışı, 24 milyonu sermaye, 262 milyonu da katma bütçe öz gelirlerinden oluştu.
Böylece, bütçe açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 68.2 oranında azalarak 1 milyar 188 milyon YTL’ye geriledi. Faiz dışı fazladaki istikrarlı seyir de devam etti. Geçen yıl ekimde 126 milyon YTL olan faiz dışı fazla, bu yıl yüzde 1782.5 oranında artışla 2 milyar 365 milyon YTL’ye yükseldi.
OCAK-EKİM DÖNEMİ
Ocak-ekim döneminde ise konsolide bütçe giderleri yüzde 3.4 oranında artarak 115 milyar 953 milyon YTL oldu. Giderlerin, 77 milyar 165 milyonu faiz dışı, 38 milyar 788 milyonunun da faiz giderlerinden oluştuğu bildirildi.
Faiz dışı giderlerin 27 milyar 91 milyonu personel, 3 milyar 567 milyonu sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri, 8 milyar 634 milyonu mal ve hizmet alımları, 29 milyar 580 milyonu cari transferlerden kaynaklandı. Sermaye giderleri (yatırım) 5 milyar 749 milyon, sermaye transferleri 1 milyar 258 milyon ve borç verme de 1 milyar 285 milyon YTL oldu.
Konsolide bütçe gelirleri ise yüzde 22.1 büyüyerek 106 milyar 572 milyon YTL’ye kadar çıktı. Bu dönemde bütçe açığı yüzde 62.2 oranında daralarak 9 milyar 381 milyon YTL oldu. Faiz dışı bütçe fazlası ise yüzde 21.4 artarak 29 milyar 407 milyon YTL’yle yıl sonu hedefinin yüzde 107’si kadar bir büyüklük oluşturdu.
ÖDENEKLERİN YÜZDE 74.5’İ KULLANILDI
Yılın ilk 10 aylık döneminde, bütçe ödeneklerinin yüzde 74.5’i kullanıldı. Bütçe giderlerinin yılsonu gerçekleşmesine 2003 yılında yüzde 80, 2004 yılında ise yüzde 79.5 olan oranının bu yıl yüzde 764.5’e inmesinin mali disiplinin güçlendirilmesi yönünde alınan önemli mesafenin göstergesi olduğu bildirildi.
BÜTÇE GELİRLERİ
Ocak-ekim döneminde toplam vergi gelirleri 86 milyar 318 milyon YTL’ye kadar ulaşırken, vergi dışı gelirler 17 milyar 738 milyon, sermaye gelirleri 198 milyon, alınan yardım ve bağışlar 454 milyon, katma bütçe öz gelirleri ise 1 milyar 865 milyon YTL olarak gerçekleşti. Konsolide bütçe gelirleri tahsilatının bütçe hedefleriyle uyumlu geliştiği vurgulanan açıklamada, bu dönemde bütçe hedefinin yüzde 84.3’ünün gerçekleştirildiği bildirildi.
Ocak-ekim dönemi vergi gelirleri tahsilatının yılsonu bütçe hedefinin yüzde 81’ine ulaştığına dikkat çekilen açıklamada, bu oranın geçen yılın aynı döneminde yüzde 79 olarak gerçekleştiği vurgulandı. Açıklamada, “Sonuç olarak, Ocak-Ekim 2005 döneminde, bütçe giderleri, bütçe gelirleri, faiz giderleri, faiz dışı fazla ve bütçe açığı yönünden gerçekleşmeler hedeflerle uyumlu olup, geçen yıllara göre de önemli iyileşmeler ve olumlu gelişmeler kaydedilmiştir” denildi.
FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİN ÜZERİNDE
Ekimde 2.4 milyar YTL olan faiz dışı fazla ise ocak-ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21.4 artarak 29.4 milyar YTL ile yıl sonu hedefinin üzerine çıktı.
10 aylık faiz dışı fazla 30 milyara ulaştı
Bütçedeki faiz dışı fazla tutarı, yılın 10 aylık döneminde yıl sonu hedefini aşarak 29.4 milyar YTL’ye ulaştı.
Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, konsolide bütçeden Ekim ayında 12 milyar 235 milyon YTL harcama yapılırken, 11 milyar 47 milyon YTL de gelir elde edildi. Ekim ayında bütçe açığı, 1 milyar 188 milyon YTL, faiz dışı fazla ise 2 milyar 365 milyon YTL olarak belirlendi.
Ocak-Ekim döneminde ise bütçe harcamaları 115 milyar 953 milyon YTL’ye çıkarken, faiz hariç bütçe giderleri 77 milyar 165 milyon YTL oldu. Yılın 10 aylık dönemindeki bütçe gelirleri ise 106 milyar 572 milyon YTL olarak gerçekleşti. Böylece Ekim sonu itibarıyla konsolide bütçe 9 milyar 381 milyon YTL açık verdi, bütçedeki faiz dışı fazla tutarı da 29 milyar 407 milyon YTL olarak hesaplandı.
OLUMLU PERFORMANS SÜRÜYOR
Bütçe açığının düşürülmesi konusundaki olumlu performansın devam ettiği kaydedilen açıklamada, açığın 2003′de bu yılki rakamın yaklaşık 3.4, 2004′de ise 2.6 katı olduğuna dikkat çekildi.
Faiz dışı fazlanın da hedeflerle uyumlu bir şekilde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, söz konusu rakamın, 2003 yılına göre yüzde 63.8, 2004 yılına göre de yüzde 21.4 oranında artış gösterdiği bildirildi.
Maliye Bakanlığı açıklamasında, “Faiz dışı fazlada, Ekim sonu itibarıyla yıl sonu hedefinin 2003 yılında yüzde 88.5′i, 2004 yılında ise yüzde 92.5′i gerçekleştirilmiş iken, bu yılın aynı döneminde faiz dışı fazla hedefinin yüzde 107.7’si gerçekleştirilmiştir” denildi.
-FAİZE 38.8 MİLYAR YTL GİTTİ-
Açıklamaya göre, ocak-Ekim döneminde bütçe giderleri de hedeflere uygun bir gelişme gösterdi.
Nominal olarak bütçe giderlerinde 2003 yılının aynı dönemine göre yüzde 3.1, 2004 yılının aynı dönemine göre de yüzde 3.4 oranında artış kaydedildi.
10 aylık dönemde personel harcamaları, 27 milyar 91 milyon YTL olurken, bütçeden sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri için 3 milyar 567 milyon YTL, mal ve hizmet alımları için 8 milyar 634 milyon YTL, faiz ödemeleri için 38 milyar 788 milyon YTL, cari transferler için de 29 milyar 580 milyon YTL çıktı.
Bu dönemdeki sermaye giderleri 5 milyar 749 milyon YTL, sermaye transferleri 1 milyar 258 milyon YTL, borç verme ise 1 milyar 285 milyon YTL oldu.
Açıklamaya göre Ekim sonu itibarıyla, bütçe ödeneklerinin yüzde 74.5′i kullanıldı ve geçmiş yıllara göre, mali disiplinin güçlendirilmesi yönünde çok önemli bir mesafe alındığı da ortaya kondu.
Faiz giderlerindeki iyileşme Ocak-Ekim döneminde de devam etti ve 2003 yılının ilk 10 ayında 50 milyar 11 milyon, 2004 yılının ilk 10 ayında ise 49 milyar 33 milyon YTL olan faiz ödemeleri, bu yıl 38 milyar 788 milyon YTL’ye geriledi.
-BÜTÇE GELİRLERİ-
Ocak-Ekim döneminde, bütçe gelirlerinde de 2003 yılına göre yüzde 32.5, 2004 yılına göre ise yüzde 22.1 oranında artış sağlandı.
Bu dönemde 86 milyar 318 milyon YTL tutarında vergi toplanırken, vergi dışı gelirler 17 milyar 738 milyon YTL, sermaye gelirleri 198 milyon YTL, alınan yardım ve bağışlar 454 milyon YTL, katma bütçe öz gelirleri ise 1 milyar 865 milyon YTL olarak belirlendi.
Bütçe gelirleri açısından hedefin yüzde 84.3′üne ulaşıldığı belirtilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
“Ekim sonu itibariyle tahsil edilen vergi gelirleri bütçe hedefi ile karşılaştırıldığında, yıl sonu bütçe hedefinin yüzde 81′inin bu dönemde tahsil edildiği görülmektedir. Söz konusu oran, geçen yılın aynı döneminde ise yüzde 79 olarak gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak, Ocak-Ekim 2005 döneminde bütçe giderleri, bütçe gelirleri, faiz giderleri, faiz dışı fazla ve bütçe açığı yönünden gerçekleşmeler hedeflerle uyumlu olup, geçen yıllara göre de önemli iyileşmeler ve olumlu gelişmeler kaydedilmiştir.”
Bütçe de AB’ye uydu
AB uyum süreci 2006 yılı bütçesinde de bir yeniliğe yol açtı. Bugüne kadar bütçelerin içinde görülmeyen MİT ve MGK’nın hesapları da şeffaflaşarak ilk kez bütçe cetveli içinde ayrı birer kalem olarak yer aldı. Bundan önceki yıllarda Başbakanlığın bütçesi içinde sadece ayrılan ödenek bölümünde bir rakam olarak geçen MİT ve MGK’nın hesaplarının detaylarını, komisyon üyeleri de görme şansı elde etti. MİT’i Daire Başkanı düzeyinde Nuri Kantar, MGK’yı ise Asuman Oral temsil etti.
BİR YIL ERTELENDİ
Bütçedeki bu yeniliğin doğmasına neden olan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu 2004 yılında çıkarıldı. Ancak uygulaması bir yıl ertelenerek bu yıla bırakıldı. Bu kanuna göre eskiden bütçenin adı “Mali Bütçe” iken bu yıl “Merkezi Yönetim Bütçesi” diye adlandırıldı. Geçtiğimiz günlerde AKP ve CHP’nin uzlaşması sonucu 5 maddelik bir Anayasa değişikliği paketi Meclis’ten geçince, anayasal uyum da sağlanmış oldu.
İŞTE ŞEFFAF RAKAMLAR
Bütçe görüşmelerinde dağıtılan cetvellerde MİT’in 2006 bütçesi 352 milyon 570 bin YTL, MGK’nın bütçesi ise 10 milyon 971 bin YTL oldu. MİT ve MGK hesapları şöyle:
MİT:
Personel giderleri:
255 milyon YTL
Sosyal Güvenlik giderleri: 23 milyon YTL
Mal ve Hizmet Alımları (görev giderleri): 44 milyon 470 bin YTL
Sermaye giderleri:
30 milyon YTL
MGK:
Personel giderleri:
8 milyon 115 bin YTL
Mal ve Hizmet Alımları:
1 milyon 886 bin YTL
Sosyal Güvenlik giderleri: 550 bin YTL
Sermaye giderleri:
400 bin YTL
A.REZZAK ORAL
2006′da da ‘Böyle gelmiş böyle gider’ bütçesi
Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin parasal (katma) değeri ülkenin milli gelirini oluşturur. 2005 yılında 485 milyar YTL olan milli gelirimizin (GSMH) önümüzdeki yıl yüzde 5 oranında büyüyerek 539 milyar YTL’ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Dışarıdan 38 milyar YTL dolayında kaynak bulacağımız ve gelecek yılın toplam kaynağının böylece 577 milyar YTL’ye ulaşacağı varsayılıyor.
Milli gelirin yüzde 79′unu tüketeceğiz. Yüzde 21′i ile sabit sermaye yatırımı (fabrika, yol, ev, apartman) yapacağız. (Dış kaynak kadar da stok oluşacak).
Bu, ekonominin genel görünümüdür. Nüfusumuz bir yılda yüzde 1.2 artarken ekonomi yüzde 5 dolayında büyüyünce, kişi başına ortalama yüzde 3.5 gelir artışı olacak demektir. Artan gelir insanlarımız arasında eşit dağılmadığından bazılarının geliri daha çok artacak, bazılarınınki azalacaktır…
Yüzde 80′ini tüketiyoruz
Ülkenin daha hızlı büyümesi, daha çok yatırım yapmaya, daha çok üretmeye bağlıdır. Milli gelirden ve dış kaynaktan yatırıma ayrılacak pay büyüme hızını belirler. Biz genelde gelirimizin yüzde 80′ini yıl içinde tüketiyor. Yatırıma genelde yüzde 20 dolayında kaynak ayırabiliyoruz.
Milli gelirin yüzde 20′inin yatırıma yönlendirilmesi ile sağlanacak büyüme ise yüzde 5 dolayında olabiliyor. Bu hesaba “Kaynaklar Harcamalar Dengesi” adı veriliyor.
Hükümetler her yıl DPT’nin belirlediği Kaynaklar Harcamalar Dengesi hesabını dikkate alarak “Bütçe” hazırlıyor. Bütçe, bir yılda Devlet Baba’nın nereden para bularak nereye harcayacağını belirleyen belgedir. Devlet Baba’nın harcamada “elini tutan belgedir”. Çok, çok hem de pek çok önemlidir. Bir yılın nasıl geçeceğini gösterir.
Artırma imkânı yok
Hükümetimiz bu yılki bütçeyi hazırlarken de “mecburiyetten”, gelir ve harcamada eli kolu bağlı olduğundan geçen yıllardakinden farklı olmayan “kemikleşmiş” bir gelir ve harcama kalıbı içinde kalmıştır.
Hükümet 2006 yılı bütçesi ile milli gelirin yüzde 44.3′ünü halkın elinden alarak, tekrar dağıtacaktır. (İşte bunun için bütçe çok çok hem de pek çok önemlidir).
Dağıtırken milli gelirin yüzde 9′u büyüklüğünde faiz ödeyecek, milli gelirin sadece yüzde 3.8′i büyüklüğünde kamu yatırımı (yol, okul, hastane) yapabilecektir. Milli gelirin yüzde 35.5′i büyüklüğündeki kaynak ise maaş, makam otomobili, sosyal güvenlik açıkları gibi cari harcamalara gidecektir.
Harcama yapısında 2006 yılında büyük bir değişim olamayacağındandır ki, 2006 yılı bütçesi de “Böyle gelmiş, böyle gider” bütçesi olarak adlandırılabilir.
|
Toplam kaynaklar nereden gelecek, nereye gidecek? Bütçe nereden alacak, nereye verecek? (milyar YTL) |
||
|
|
GSMH Oranı |
|
|
|
2006 |
(Yüzde) |
|
Kaynaklar harcamalar |
|
|
|
Milli gelir (GSMH) |
539 |
100.0 |
|
Dış kaynak |
38 |
7.0 |
|
Toplam kaynak |
577 |
107.0 |
|
- Tüketim |
427 |
79.1 |
|
- Yatırım |
113 |
21.0 |
|
- Stok |
37 |
6.9 |
|
Bütçe |
|
|
|
Gelirler |
238 |
44.3 |
|
- Vergiler |
134 |
24.8 |
|
- Diğer |
104 |
19.5 |
|
Harcamalar |
238 |
44.3 |
|
- Faiz |
48 |
9.0 |
|
- Faiz dışı |
190 |
35.3 |
|
* Yatırım |
20 |
3.8 |
|
* Diğer |
170 |
31.5 |
GÜNGÖR URAS