Faiz dışı fazla hedefi düşmeli mi?
Uygulanan programın en önemli yanı mali disiplin. 2001 yılından bu yana milli gelirin yüzde 6.5′i kadar kamu hesaplarında gelir fazlası hedefleniyor. İlk iki yılda bu elde edilemedi. Ancak AKP hükümeti bu hedefi tutturmakta başarılı oldu. Nedeni malum; siyasal istikrar ve hükümetin gösterdiği irade. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali
Babacan da önceki gün Washington’da bununla öğünmüş.
Sıkı mali disiplinin yanı sıra, hükümet bu yıl özelleştirmeden 20 milyar dolara yakın bir gelir bekliyor. Bu rekor gelirin bütçe dengelerini bir hayli iyileştireceği malum. Ancak 20 milyar doların tamamı hemen tahsil edilmeyecek. Önemli bir kısmı taksitler halinde. Böylece gelirler tahsil edildikçe ortaya ikili bir etki çıkacak. Satışın ilk gerçekleştiği anda gelirler birdenbire artmış olacak. Ancak, TÜPRAŞ ve Ereğli Demir-Çelik gibi kârlı kuruluşlar elden çıktığı için, daha sonra bütçe dışı gelirler azalacak ve faiz dışı hedefi tutturmak zorlaşacak.
Hükümetin bu nedenle IMF’den yüzde 6.5′lik hedefi gevşetmesi konusunda beklentileri var. Ya da tanımın değiştirilmesini istiyor. Kaldı ki, 2005 yılı sonunda milli gelir hesapları revize edilip gelir artınca hedefi tutturmak çok daha zorlaşacak.
Her şey 17 Ekim’de Meclis’e sunulan 2006 bütçesinde görülecek. Bu bütçe çok önemli. Çünkü mali disiplin aynı sıkılıkta sürerse ilk defa ekonomik büyüme olumsuz etkilenecek. Öte yandan, gevşemeye izin verilirse enflasyon hedefini tutturmak zorlaşacak, borç dinamiklerindeki iyileşme duracak.
Önümüzdeki yıl büyüme çok daha kritik olacak. Çünkü büyümenin motorlarından olan ihracat tekliyor. Diğer yandan bir diğer motor olan yatırımlar da (düşen faizlerle geçen yıl artsa da) bu yıl az artıyor. Kısacası, büyüme iç talebe, dolayısıyla kamu harcamalarına kalıyor. Bu da önümüzdeki yıl mali disiplinin gevşetilmesi demek. Buna rağmen mali disiplin sürerse büyüme düşebilir. Gerçi aynı zamanda ithalat talebi düşer ve dış denge düzelebilir.
Mali disiplinin, büyümenin yanı sıra bir de enflasyon boyutu var. 2006′da enflasyon hedeflemesine geçileceği için mali disiplin çok daha önem taşıyor.
Dün Maliye Bakanı Unakıtan mali disiplinin sürmesinin faizleri düşürerek 3 milyar dolarlık bir yarar sağladığını açıkladı. Gerçekten faizlerin düşmesi ve borcun vadesinin uzaması hem borç dinamiklerini olumlu etkiliyor, hem de bütçede ferahlık sağlıyor. Ancak dünyada faizler artarken sürekli içeride faizleri düşürmek de kolay olmayabilir.
Unakıtan özelleştirme gelirlerinin bütçe açıklarının kapatılmasında değil, borçların ödenmesinde kullanılacağını açıkladı. Bu da mali disiplinin süreceğini gösteriyor. Anlaşılan gelecek yıl daha düşük enflasyon, daha düşük büyüme ve büyümeyen bir cari açık göreceğiz.
| Milli gelir içinde kamu sektörü faiz dışı fazla gerçekleşmesi (%) | ||||
| 2001 | 2002 | 2003 | 2004 | 2005 T |
| 5.5 | 4.2 | 6.2 | 6.9 | 6.5 |
HURŞİT GÜNEŞ
Özelleştirmenin felsefesi
Yıllardır özelleştirmelerden umudu kesmiş bir özelleştirme yanlısı olarak, son zamanlarda iyimser olmaya başladım. Geçenlerde yazmıştım. Türkiye’de özelleştirmenin mantığını henüz iyi kavramak gerekir diye. Özelleştirme sonucu elbette bir gelir elde edilecektir. Satılan kamu kurumlarının da en iyi fiyata satılması gözetilecektir. Ve gelecek para da elbette bütçe içinde kullanılacaktır.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan dün, özelleştirmeden gelecek gelirlerin borç ödemesinde kullanılacağını açıkladı. Bunun çok doğru tercih olduğunu düşünüyorum.
Türkiye bütçesinin iç ve dış borç stoğu, ağustos sonu itibarıyla 242 milyar dolar.
Yılbaşında bu rakam 207 milyar dolardı. Bütçe açığı düşmesine rağmen, açık verdikçe, yeni borç almak zorundasınız. Önemli olan aldığınız borcu, mümkün olduğu kadar düşük faizle almak. Bir aralar yüzde 90 faizle borçlanan Türkiye, yılbaşında ortalama yüzde 25’le borç alıyordu. Şimdi borç faiz ortalamamız yüzde 16.1. Ne kadar borç ödersek, borçlanma faizimiz o kadar azalacak. Borç faizindeki her bir puan düşüş, bütçeye 3 milyar dolarlık bir rahatlama sağlıyor.
Geçmiş dönemlerde politikacıların hesapsız kitapsız ve de istikrarı bozucu açıklamalarında faizler, birkaç puan birden artıyordu. Ve o zamanlar da ben gazetede yazı yazmıyordum ama çalıştığım televizyonda, “falanca bakan şöyle konuştu, bu konuşma sonucu iç borç faizi iki puan arttı ve sonuçta Türk milletinin sırtına 3 milyar dolar yük bindi” diye yırtınıp duruyordum. Şimdi o dönemin geride kaldığını görmek mutluluk verici.
Borçları ne kadar azaltırsak, hem bağımsızlık adına, hem de yarınlarını çaldığımız gelecek nesiller adına iyi iş yapmış oluruz.
Bu arada, güzelim tesisler borç ödemek için satılıyor, özelleştiriliyor eleştirilerine gelince. İşte özelleştirme mantığını iyi anlamak bu konuyu açmaktan geçiyor. Türkiye’nin borcu olmasa bile, ekonomisini verimli hale getirebilmek için özelleştirmeyi yapması gerekiyor. Ekonomideki kaynakların daha verimli kullanılması, rekabet ortamının sağlanması, mevcut tesislerin teknolojik ve rekabet gücünün artması, yolsuzlukların azalması ve devletin asli işlerini doğru dürüst yapabilmesi için özelleştirme şart.
İşletmelere kaynak bulacak, onlara teknolojik yenilik ve yatırım yapacak yerli ve yabancı sermaye bulmak yerine, devlet bütçesinden eğitime, adalete, sağlığa, altyapı yatırımlarına harcanması gereken vergilerimizi, satılmayan tesislerin teknolojik yenilemelerine mi ayırmayı tercih edeceğiz? Ödediğiniz vergilerle devletin fabrika kurup işletmesini mi istersiniz, yoksa ödediğiniz vergilerle devletin iyice durağanlaşmış adalet sistemine, felaket haldeki eğitime, perişan durumdaki sağlığa, sokaktaki kapkaça, hırsızlığa karşı çaresiz kalmış asayişe mi para harcamasını istersiniz?
Özelleştirmenin mantığı bu yoldan geçiyor. Yoksa illa gelir elde etmek değil. Eldeki tesislerin iyi fiyata satılıp da borç ödenmesi ve bütçe yükünün azaltılması da elbette işin cabası.
MERİÇ KÖYATASI
Borç stoku, özelleştirme ve faiz dışı fazla
Geçtiğimiz hafta yayımlanan Konsolide bütçe rakamları Ağustos ayında borç stokunun geçtiğimiz yıl sonuna göre yüzde 3,6 oranında arttığını gösteriyor. Aynı dönemde tüketici fiyatları ise yüzde 2,9 artmış. 2005 yılında büyümenin 4,5-5,0 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durum konsolide bütçe borç stokunun Gayri Safi Milli Hasılaya Oranının bu yıl da gerilemeye devam edeceğini ortaya koyuyor.
Hazine Müsteşarlığı’nın verileri bu dönemde dış borçlanmanın yüzde 3,9 oranında gerilediğini ortaya koyuyor. Bu gerilemenin çok önemli bir kısmı IMF ye yapılan borç ödemelerinden kaynaklanmış. Bu dönemde tek artış gösteren dış borç kalemi 1 milyar dolarla uluslararası piyasalara tahvil ihracı olmuş. Ülkede döviz arzının arttığı bir dönemde hazinenin bu yaklaşımı olumlu. Ancak uluslararası piyasalarda yaşanan coşkudan yararlanıp dış borç stokunu artırmadan değişim operasyonları ile dış borç stokunun şartlarını iyileştirme konusunda daha aktif olunabilir diye düşünüyorum.
İç Borç stokundaki artış ise yüzde 6,7 olmuş. İlk altı ayda bir önceki yıl sonuna göre büyümenin yüzde 2 civarında olduğunu dikkate alırsak, bu trendin devam etmesi halinde, yıl sonunda iç borcun GSMH’ya oranı artabilecektir. İç borcun detayına girdiğimizde ise ağırlıklı olarak Hazinenin kamu bankaları, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve TCMB ye olan borçlarının oluşturduğu kamuya olan borcu azalmaya devam ediyor. Buna karşılık piyasadan borçlanma stokundaki artış yüzde 12,7 olmuş. Diğer taraftan piyasaya olan borç stokunun değişken faizli kısmı çok hızlı artmış. İç borcun faize duyarlılığı artıyor.
|
KONSOLİDE BÜTÇE BORÇ STOKU |
|||
|
Milyon YTL |
2004 |
Ağu.05 |
% Artış |
|
TOPLAM BORÇ STOKU |
316.471 |
327.917 |
3,6 |
|
Sabit |
170.328 |
164.432 |
-3,5 |
|
Değişken |
146.144 |
163.486 |
11,9 |
|
İÇ BORÇ STOKU |
224.483 |
239.517 |
6,7 |
|
Sabit |
115.572 |
109.401 |
-5,3 |
|
Değişken |
108.911 |
130.117 |
19,5 |
|
KAMU |
83.335 |
80.389 |
-3,5 |
|
Sabit |
12.941 |
13.603 |
5,1 |
|
Değişken |
70.394 |
66.785 |
-5,1 |
|
PİYASA |
141.148 |
159.128 |
12,7 |
|
Sabit |
102.631 |
95.797 |
-6,7 |
|
Değişken |
38.517 |
63.331 |
64,4 |
|
DIŞ BORÇ STOKU |
91.989 |
88.400 |
-3,9 |
|
Sabit |
54.756 |
55.031 |
0,5 |
|
Değişken |
37.233 |
33.369 |
-10,4 |
|
TOPLAM BORÇ STOKU |
316.471 |
327.917 |
3,6 |
|
TL |
185.020 |
200.861 |
8,6 |
|
Döviz |
131.451 |
127.057 |
-3,3 |
|
İÇ BORÇ STOKU |
224.483 |
239.517 |
6,7 |
|
TL |
185.020 |
200.861 |
8,6 |
|
Döviz |
39.463 |
38.656 |
-2,0 |
|
DIŞ BORÇ STOKU |
91.989 |
88.400 |
-3,9 |
|
TÜFE |
113,86 |
117,13 |
2,9 |
Hazine kâğıdına ilgi var
DPT verilerine göre yılın ilk yedi ayında yerleşiklerin elindeki devlet iç borçlanma senetlerinin tutarı yüzde 1.5 düşerken yabancıların elindekilerin tutarı yüzde 42,9 veya 5,3 milyar dolar artmış. Bu uluslararası piyasaların, Hazinenin iç piyasadan borçlanması bakımından önemini ortaya koyuyor.
Bugün dış piyasaların ilgisini itici faktörler yani piyasaların risk iştahındaki artış belirliyor. Ancak uluslararası finans örgütlerinde bu durumun kalıcı olmadığına dair endişelerin arttığı dikkati çekiyor. Bu elverişli ortamda ülkelerin kendi ekonomilerini güçlendirecek çekici faktörleri artırmaya önem vermeleri gerekiyor. Sermaye girişi azaldığında bunun büyüme üzerindeki etkisini dengeleyecek para ve maliye politikalarını uygulama esnekliğine sahip olmanız çok önemli.Borcunuz ne kadar yüksek ve faiz artışlarına hassas ise genişlemeci bir maliye politikasını, enflasyonu azdırmadan, uygulama imkanınız azalıyor.
IMF çapası güç yitiriyor
Kamu borcumuzun seviyesi bizim gibi ülkeler için güvenli olarak kabul edilen seviyeden yüksek. Değişken faizli borçlar da hızla artıyor. Burada yapılacak faiz dışı fazla hedefinden taviz vermeden, özelleştirmeden de yararlanarak borcun seviyesini hızla düşürmeye ve şartlarını iyileştirmeye gayret etmek.
Ama Reuters’in haberine göre bazı ekonomi yetkilileri önümüzdeki yıl faiz dışı fazlanın, kârlı KİT’lerin özelleştirilmesi nedeniyle uğranacak gelir kaybı kadar, düşürülmesi gerektiğini düşünüyormuş. IMF ile varılan prensip anlaşması buna imkan veriyormuş. Bu uluslararası piyasalarda artan risklerin ne kadar hafife alındığını gösteriyor. Bugün en güçlü çekici faktörümüz faiz dışı fazla ve borç yükünün hızla azalması.
IMF ve AB çapaları gücünü yitiriyor. İleride bu durum uluslararası piyasaların risk iştahındaki azalmaya birleştiğinde kullanılabilecek bir esnekliği, şimdi kullanmanın maliyetini bugünden hesaplamak gerekiyor.
FAİK ÖZTRAK
Borç stoku, özelleştirme ve faiz dışı fazla
Geçtiğimiz hafta yayımlanan Konsolide bütçe rakamları Ağustos ayında borç stokunun geçtiğimiz yıl sonuna göre yüzde 3,6 oranında arttığını gösteriyor. Aynı dönemde tüketici fiyatları ise yüzde 2,9 artmış. 2005 yılında büyümenin 4,5-5,0 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durum konsolide bütçe borç stokunun Gayri Safi Milli Hasılaya Oranının bu yıl da gerilemeye devam edeceğini ortaya koyuyor.
Hazine Müsteşarlığı’nın verileri bu dönemde dış borçlanmanın yüzde 3,9 oranında gerilediğini ortaya koyuyor. Bu gerilemenin çok önemli bir kısmı IMF ye yapılan borç ödemelerinden kaynaklanmış. Bu dönemde tek artış gösteren dış borç kalemi 1 milyar dolarla uluslararası piyasalara tahvil ihracı olmuş. Ülkede döviz arzının arttığı bir dönemde hazinenin bu yaklaşımı olumlu. Ancak uluslararası piyasalarda yaşanan coşkudan yararlanıp dış borç stokunu artırmadan değişim operasyonları ile dış borç stokunun şartlarını iyileştirme konusunda daha aktif olunabilir diye düşünüyorum.
İç Borç stokundaki artış ise yüzde 6,7 olmuş. İlk altı ayda bir önceki yıl sonuna göre büyümenin yüzde 2 civarında olduğunu dikkate alırsak, bu trendin devam etmesi halinde, yıl sonunda iç borcun GSMH’ya oranı artabilecektir. İç borcun detayına girdiğimizde ise ağırlıklı olarak Hazinenin kamu bankaları, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve TCMB ye olan borçlarının oluşturduğu kamuya olan borcu azalmaya devam ediyor. Buna karşılık piyasadan borçlanma stokundaki artış yüzde 12,7 olmuş. Diğer taraftan piyasaya olan borç stokunun değişken faizli kısmı çok hızlı artmış. İç borcun faize duyarlılığı artıyor.
| KONSOLİDE BÜTÇE BORÇ STOKU | |||
| Milyon YTL | 2004 | Ağu.05 | % Artış |
| TOPLAM BORÇ STOKU | 316.471 | 327.917 | 3,6 |
| Sabit | 170.328 | 164.432 | -3,5 |
| Değişken | 146.144 | 163.486 | 11,9 |
| İÇ BORÇ STOKU | 224.483 | 239.517 | 6,7 |
| Sabit | 115.572 | 109.401 | -5,3 |
| Değişken | 108.911 | 130.117 | 19,5 |
| KAMU | 83.335 | 80.389 | -3,5 |
| Sabit | 12.941 | 13.603 | 5,1 |
| Değişken | 70.394 | 66.785 | -5,1 |
| PİYASA | 141.148 | 159.128 | 12,7 |
| Sabit | 102.631 | 95.797 | -6,7 |
| Değişken | 38.517 | 63.331 | 64,4 |
| DIŞ BORÇ STOKU | 91.989 | 88.400 | -3,9 |
| Sabit | 54.756 | 55.031 | 0,5 |
| Değişken | 37.233 | 33.369 | -10,4 |
| TOPLAM BORÇ STOKU | 316.471 | 327.917 | 3,6 |
| TL | 185.020 | 200.861 | 8,6 |
| Döviz | 131.451 | 127.057 | -3,3 |
| İÇ BORÇ STOKU | 224.483 | 239.517 | 6,7 |
| TL | 185.020 | 200.861 | 8,6 |
| Döviz | 39.463 | 38.656 | -2,0 |
| DIŞ BORÇ STOKU | 91.989 | 88.400 | -3,9 |
| TÜFE | 113,86 | 117,13 | 2,9 |
Hazine kâğıdına ilgi var
DPT verilerine göre yılın ilk yedi ayında yerleşiklerin elindeki devlet iç borçlanma senetlerinin tutarı yüzde 1.5 düşerken yabancıların elindekilerin tutarı yüzde 42,9 veya 5,3 milyar dolar artmış. Bu uluslararası piyasaların, Hazinenin iç piyasadan borçlanması bakımından önemini ortaya koyuyor.
Bugün dış piyasaların ilgisini itici faktörler yani piyasaların risk iştahındaki artış belirliyor. Ancak uluslararası finans örgütlerinde bu durumun kalıcı olmadığına dair endişelerin arttığı dikkati çekiyor. Bu elverişli ortamda ülkelerin kendi ekonomilerini güçlendirecek çekici faktörleri artırmaya önem vermeleri gerekiyor. Sermaye girişi azaldığında bunun büyüme üzerindeki etkisini dengeleyecek para ve maliye politikalarını uygulama esnekliğine sahip olmanız çok önemli.Borcunuz ne kadar yüksek ve faiz artışlarına hassas ise genişlemeci bir maliye politikasını, enflasyonu azdırmadan, uygulama imkanınız azalıyor.
IMF çapası güç yitiriyor
Kamu borcumuzun seviyesi bizim gibi ülkeler için güvenli olarak kabul edilen seviyeden yüksek. Değişken faizli borçlar da hızla artıyor. Burada yapılacak faiz dışı fazla hedefinden taviz vermeden, özelleştirmeden de yararlanarak borcun seviyesini hızla düşürmeye ve şartlarını iyileştirmeye gayret etmek.
Ama Reuters’in haberine göre bazı ekonomi yetkilileri önümüzdeki yıl faiz dışı fazlanın, kârlı KİT’lerin özelleştirilmesi nedeniyle uğranacak gelir kaybı kadar, düşürülmesi gerektiğini düşünüyormuş. IMF ile varılan prensip anlaşması buna imkan veriyormuş. Bu uluslararası piyasalarda artan risklerin ne kadar hafife alındığını gösteriyor. Bugün en güçlü çekici faktörümüz faiz dışı fazla ve borç yükünün hızla azalması.
IMF ve AB çapaları gücünü yitiriyor. İleride bu durum uluslararası piyasaların risk iştahındaki azalmaya birleştiğinde kullanılabilecek bir esnekliği, şimdi kullanmanın maliyetini bugünden hesaplamak gerekiyor.
FAİK ÖZTRAK
Telekom özelleştirmesi neden gerekli?
Özelleştirmeler dalga dalga gerçekleşirken Türkiye’de tartışılmayan bazı konular var. Bizce medya özelleştirme konusuna o kadar ideolojik ve yüzeysel bakmakta ki, vatandaşa gerekli bilgiyi taşıması mümkün değil. Bu durumda az sayıda kişi enformasyon kaynağı olmak zorunda kalıyor. Biz telekomünikasyon uzmanı değliiz ama okuyarak ve ödev yaparak da bu göreve elimizden geldiği kadar soyunuyoruz.
İlk özelleştirme bombası sabit hat telekom sektöründeki özelleştirmedeki oldukça yüksek fiyat ile patladı. Mesela bu sektörün AB ile karşılaştırmalı durumu hakkında bilgi topluma yayıldı mı? Göreceli durumu nedir? Güçlü ve zayıf tarafları ne? Neden özelleştirilmesi gerekiyordu? Bu sorunun cevabı kötümser olmak zorunda, aslında bilgi kaynağı bol olmasına rağmen normal vatandaş bilgiye medyadan ulaşamaz. Çünkü medya başka konularla ilgili. Kaç para verildiği, kimin aldığı gibi paranoid mahalle dedikoduları, kör milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı sayfaları ve köşeleri dolduruyor. Mayıs 2004 tarihinde atılan telekom sektörü liberalleşme adımının ve 2005 yılındaki özelleştirmelerin neden gerektiğini vatandaşa anlatan yok. Bugün biz bazı bilgileri vereceğiz.
Dünya Bankası ve CEPR Bernard Hoekman ve Sübidey Togan editörlüğünde 2005 tarihli “Türkiye’de Ekonomik Reform ve AB Üyeliği” konulu, İngilizce ve 362 sayfalık bir kitap yayınladı. İçinde Erkan Akdemir, Erdem Başçı ve Gareth Locksley adlı üç yazarın ürettiği ve telekomünikasyon sektörümüzün yapısını AB’deki yapı ile karşılaştıran bir makale var. Bu makaladeki karşılaştımalı sayılar telekomünikasyon özelleştirmesinin neden gerektiğini açık seçik gösteriyor.
Aşağıda sayıların özetini
sunuyoruz.
Sabit hat telefon sistemlerinde telekomünikasyon geliri GSYİH oranı olarak bizde yüzde 3.1, AB adayı ülkelerde yüzde 3.4 ve AB ortalamasında yüzde 2.6. Durum fena değil. Yani telekom sektöründe gelir elde ediliyor.
Sabit telefon bağlantısı sahibi haneler sayısında Türkiye yüzde 87, AB adayları yüzde 77 ve AB ortalaması yüzde 86, yani durumumuz iyi. Ancak penetrasyon oranı denen 100 kişi başına sabit hat sayısında Türkiye 29, AB adayları 36 ve AB ortalaması 57 kişi. Yani hizmet hanelere gelmiş, ama kişi başına durum iyi değil. Ailelerin büyük olması burada önemli bir faktör. Bu tabii mesela internet kullanımını sınırlayan bir faktör.
Kentsel -kırsal durum karşılaştırması ise “en büyük kent-ülke” sayıları karşılaştırması ile yapılıyor. Türkiye 1.5, AB adayları 1.7 ve AB 1.2 değerinde bulunuyor (Burada küçük sayı iyi). Yani geçmiş TT yatırımları tüm ülkeye oldukça yayılarak yapılmış. Bu 1980’li yıllarda yapılan yatırımların sonucu. Telekomünikasyon yatırımlarının GSYİH oranı 1980 yılında yüzde 0.3 civarında imiş. 1987 yılına kadar hep artarak yüzde 1 değerine yükselmiş. Fakat 1990’lı yıllarda tablo değişiyor. 1990’lı yılların sonuna gelinirken yatırım oranı yeniden yüzde 0.3 değerine düşmüş. Daha sonra da kriz, stabilizasyon programları, bütçe ve borç sorunları ortamında yatırım oldukça durmuş.
Sonuçta bütçe açığı ve borç ortamında TT gelirleri bütçeye aktarıldığından telekomünikasyon gelirinin yüzdesi olarak yıllık telekomünikasyon yatırımı bizde yüzde 11.9, AB adaylarında yüzde 29.7 ve AB ortalaması olarak da yüzde 23, yani yatırımda hızla geri düşmeye başlamışız. Bu özeleştirmenin neden gerektiğini açık seçik ortaya koyuyor. Çünkü devletin 1980’li yıllarda gerçekleştirdiği yatırım hamlesini sürdürecek gücü yok.
Tabii başka nedenler de var. Yarın diğer faktörlere değinecek, telekom fiyatları, mobil telefon ve internet kullanımı ile ilgili bazı verileri aktaracağız.
DENİZ GÖKÇE
Borç stoku 328 milyar YTL’ye ulaştı
Hazinenin iç borç stoku ağustosta 4.3 milyar YTL büyüyerek 239.5 milyar YTL’ye ulaşırken, dış borç stoku da 200 milyon YLT’lik artışla 88.4 milyar YTL oldu.
Hazine’nin konsolide bütçe toplam borç stoku ağustosta 4.5 milyar YTL’lik büyümeyle 327.9 milyar YTL’ye ulaştı. İç borç stoku ağustosta 239.5 milyar YTL, dış borç stoku da 88.4 milyar YTL oldu.
Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre ağustosta iç borç stoku 4.3 milyar YTL’lik artışla 239.5 milyar YTL’ye ulaştı. İç borç stokunda geçen yılın sonuna göre yaşanan artış ise 15 milyar YTL’yi buldu. Bu kapsamda piyasaya olan iç borçlar ağustosta 3.1 milyar YTL’lik artışla 159.1 milyar YTL’ye ulaşırken, kamu kuruluşlarına olan borçlar ise 1.3 milyar YTL artarak 80.4 milyar YTL’ye çıktı. Geçen yıl sonuna göre ise piyasaya olan borçlarda 18 milyar YTL’lik büyüme, kamu kesimine olan borçlarda ise 2.9 milyar YTL’lik azalma yaşandı.
DIŞ BORÇLAR
Ağustosta dış borçlarda ise 200 milyon YTL’lik bir büyüme yaşandı. Ancak dış borçların 88.4 milyar YTL’ye çıkmasına yol açan bu büyüme tümüyle dolar kurundaki artıştan kaynaklandı. Dış borçlarda dolar cinsinden ise ağustos ayında 1.3 milyar dolarlık, yılın ilk sekiz ayında ise 3.1 milyar dolarlık azalma oldu. Dolar cinsinden dış borç stoku 65.4 milyon dolara indi.
Dış borçların 34.7 milyar dolarını kredi, 30.7 milyar dolarlık kısmını ise uluslararası piyasalara ihraç edilen tahvillerle sağlanan borçlar oluşturdu.
Ağustos sonunda 327.9 milyar YTL’ye kadar yükselen konsolide bütçe iç ve dış borç stokunun 200.9 milyar YTL’lik kısmı YTL, 120.5 milyar YTL’lik kısmı döviz, 6.5 milyar YTL’si ise dövize endeksli borçlardan meydana geliyor. Toplam borç stokunun yüzde 48.5’ini piyasaya, yüzde 24.9’unu kamu kesimine olan iç borçlar oluşturdu. Dış borçların payı ise yüzde 26.9 olarak gerçekleşti.
Vergi gelirleri 2006’da yüzde 23.2 büyüyecek
Devlet gelecek yıl vergi gelirlerinden yapılacak red ve iadelerle birlikte toplam 146.5 milyar YTL’lik tahsilat yapmayı öngörüyor. Hükümet, gelecek yıl için yüzde 5’lik enflasyon hedefi ortaya koyarken, bu yılın bütçesine göre gelecek yıl vergi gelirlerinde yüzde 23.2 artış sağlamayı planlıyor.
TBMM’ye sunulan 2006 yılı bütçesine göre, vergi iadeleri hariç olmak üzere genel bütçe gelirlerinin geçen yıla göre yüzde 25.14 artarak 171 milyar 250 milyon YTL olacak. Bu yılın bütçesinde toplam vergi gelirlerinin 118.9 milyar YTL olduğu dikkate alındığında, vergi gelirlerinin gelecek yıl yüzde 23.2 oranında arttırılarak 146 milyar 499 milyon YTL olması planlandı.
Gelir, kar ve sermaye kazançları üzerinden alınan vergilerden sağlanan tahsilat yüzde 45.8 artacak. Bu artışta gelir vergisinde yüzde 37.3, kurumlar vergisinde yüzde 66’ya varan tahsilat artışı etkili olacak. Gelir vergisi tevkifatı kaleminden yapılacak tahsilatın yüzde 35.5 oranında artarak 25 milyar 981 milyon YTL olması bekleniyor. Ücretlilerden yapılan kesintileri kapsayan bu kalemdeki artışta gelecek yıldan itibaren menkul kıymet yatırım araçlarına yönelik uygulamaya konulacak vergiler etkili oldu. Gelecek yıldan itibaren çıkarılacak Hazine borçlanma kağıtlarının faizleri ve satış kazançları, repo, mevduat faizi üzerinden ve halka açık şirketlerin hisse senet satış kazançlarından yüzde 15 vergi kesilecek.
2006 VERGİLERİNİN YÜZDE 33’Ü DOĞRUDAN
Bütçeye göre 2006 yılında 29 milyar 71 milyon YTL gelir vergisi, 14 milyar 756 milyon YTL kurumlar vergisi olmak üzere toplam vergi gelirinin 43 milyar 827 milyon YTL’si gelir ve kurumlar vergisinden tahsil edilecek. Bu kalemlere mülkiyet üzerinden alınan vergiler de dahil edildiğinde 2006 yılı vergi gelirlerinin yüzde 33’ü doğrudan vergiler yoluyla sağlanmış olacak.
Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin 2006 yılında 2005 yılı bütçesine göre yüzde 44.6 oranında artarak 4 milyar 973 milyon YTL olması öngörüldü. Bu kapsamda motorlu taşıtlar vergisinin yüzde 41 artışla 3 milyar 60 milyon YTL, mali sermaye muameleri üzerinden alınan vergilerin de yüzde 52.4 artışla 1 milyar 814 milyon YTL olması bekleniyor.
ÖTV ARTIŞI YÜZDE 7.5
Hükümet, dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinde ise yüzde 7.5 artış öngördü. Dahilde alınan KDV’nin yüzde 15.2 artışla 25 milyar 492 milyon YTL olması, ÖTV’nin ise yüzde 7.5 artışla 37 milyar 332 milyon YTL olması planlandı.
Özel iletişim vergisi ve şans oyunları vergisini kapsayan mal ve hizmetlerden alınan diğer vergilerin yüzde 28.5 artarak 4 milyar 15 milyon YTL’ye ulaşması, uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergilerin de yüzde 19.4 artışla 24 milyar 263 milyon YTL olması öngörüldü. Böylece 91 milyar 102 milyon YTL ile toplam vergilerin yüzde 62’si dahilde alınan mal ve hizmet vergileri ile uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergiler olmak üzere dolaylı vergilerden sağlanacak.
DOLAYLI VERGİLERİN PAYI YÜZDE 67
Damga vergisi yüzde 18.7 artışla 2 milyar 848 milyon YTL olacak. Harçlarda ise yüzde 34.3 artış öngörüldü. Böylece harçlar kaleminde sağlanacak gelir 3 milyar 699 milyon YTL olacak. Dolaylı vergiler kapsamına damga vergisi ve harçlar da dahil edildiğinde toplam vergilerin yüzde 67’sine ulaşılıyor.
TELEKOM’DAN 2 MİLYAR, KAMU BANKALARINDAN 1.5 MİLYAR YTL
Hükümet vergi dışı gelirlerin de yüzde 31.6 oranında artarak 2006 yılında 22 milyar 155 milyon YTL’ye ulaşmasını bekliyor. Vergi dışı gelirler kapsamında Telekom satışından 2 milyar 10 milyon YTL’lik bütçeye gelir tahsilatı öngörülürken, döner sermaye ve benzeri kurum gelirlerinden 2 milyar 305 milyon YTL, KİT’lerden 4 milyar 257 milyon YTL, kamu bankaları temettü gelirlerinden 1 milyar 460 milyon YTL gelir bekleniyor. Bina satışları ve sabit sermaye satışlarından 162 milyon YTL, taşınmaz kiralarından 645 milyon YTL, faiztahsilatından 1 milar 870 milyon YTL gelir öngörüldü. Bütçeye para cezalarından da 2 milyar 460 milyon YTL gelir yazıldı. Sanayicilerin ve bankacıların itirazlarına neden olan kaynak kullanımı destekleme fonundan da 2006 yılı için 1 milyar 340 milyon YTL gelir bekleniyor.
EVRENSEL HİZMET GELİRİ BÜTÇEYE GİRDİ
Bütçede bu yıl ilk kez evrensel hizmet geliri kalemi de oluşturuldu. Bu kalemden de gelecek yıl 250 milyon YTL gelir bekleniyor. Üst kurullardan ise 1 milyar 200 milyon YTL gelir olarak bütçeye yazıldı.
Bütçe açığı 6.8 milyar YTL’ye indi
Konsolide bütçe ağustosta 195 milyon YTL fazla verirken ocak-ağustos dönemine ilişkin bütçe açığı ise 6.8 milyar YTL’ye kadar geriledi. Ağustosta 5.3 milyar YTL olarak gerçekleşen faiz dışı bütçe fazlası ise yılın ilk sekiz ayında 25.6 milyar YTL’ye yükseldi.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, ağustos ayı bütçe gelişmelerini düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Buna göre ağustosta konsolide bütçe gelirleri 13 milyar 336 milyon YTL, bütçe harcamaları ise 13 milyar 141 milyon YTL olarak gerçekleşti. Bütçe ağustosta 195 milyon YTL fazla verdi. Ağustos harcamalarının 5 milyar 88 milyon YTL’sini faiz, 8 milyar 53 milyon YTL’sini de faiz dışı ödemeler oluşturdu. Faiz dışı bütçe fazlası ise 5 milyar 283 milyon YTL oldu.
Bakan Kemal Unakıtan, ağustosta 2004 yılının aynı ayına göre konsolide bütçe giderlerindeki yüzde 7’lik artışa karşılık gelirlerde yüzde 30.6 oranında artış gerçekleştiğini bildirildi. Unakıtan, 2003 ve 2004 yılı ağustos aylarında 5 milyar 11 milyon ve 3 milyar 460 milyon YTL olan faiz dışı fazlanın bu yıl 5 milyar 283 YTL olarak gerçekleştiğine dikkat çekti.
OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİ
Unakıtan, ocak-ağustos döneminde ise 92 milyar YTL olarak gerçekleşen konsolide bütçe harcamasına karşılık 85 milyar 253 milyon YTL’lik gelir tahsil edildiğini ve bütçe açığının 6 milyar 755 milyon YTL’ye indiğini bildirdi. Harcamaların 59 milyar 648 milyonunun faiz dışı 32 milyar YTL’sinin de faiz ödemelerinden kaynaklandığını açıklayan Unakıtan, faiz dışı bütçenin bu dönemde 25 milyar 605 milyon YTL’ye yükseldiğini bildirdi.
Ocak-ağustos döneminde bütün bütçe göstergelerinde olumlu gelişmeler gerçekleştiğine dikkat çeken Unakıtan, bu yıl 6 milyar 755 milyon YTL olan bütçe çaçığının 2003 yılının aynı döneminde 28.4 milyar YTL, 2004 yılında ise 18 milyar YTL olduğuna dikkat çekti. Unakıtan, mali disipline devam edildiği sürece bütçe açığındaki hızlı düşüşün devam edeceğini ifade etti.
Unakıtan, bütçe açıklarının hızlı düşmesi halinde ülkenin riskinin ve faiz oranlarının da düşeceğine dikkat çekti
FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFLERE UYGUN
Unakıtan, faiz dışı fazladaki gelişmenin de hedeflerle uyumlu olduğunu belirtti. Unakıtan bu yıl yüzde 13.5 büyüyerek 25.6 milyar YTL olan ocak-ağustos dönemi faiz dışı fazlasının 2003 yılının aynı döneminde 15.5 milyar 2004 yılında da 22 milyar YTL olduğunu vurguladı. Unakıtan, mali disiplinden taviz verilmemesi sayesinde bütçeden yapılan faiz ödemelerinde önemli düşüşler olduğunu söyledi.
VERGİ GELİRLERİ YÜZDE 21 ARTTI
Unakıtan’ın verdiği bilgiye göre bu yıl ocak-ağustos dönemindeki 82.3 milyar YTL’lik bütçe gelirinin 69.2 milyarının geçen yıla göre yüzde 21 oranında artan vergi gelirlerdinden kaynaklandı. Aynı dönemde faiz dışı gelirler yüzde 14.6 artarak 13.6 milyar, sermaye gelirleri yüzde 53.9 artarak 150 milyon, bağış ve yardımlar yüzde 52.9 artarak 822 milyon , katma bütçe özel gelirleri ise yüzde 24.8 artarak 1.4 milyar YTL oldu.
“İKİNCİ YARIDA DAHA FAZLA BÜYÜYECEĞİZ”
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, makro ekonomik gelişmeleri değerlendirirken kredilerdeki artışa ve büyüme oranına dikkat çekerek, “Büyüme bir resesyona mı girdi diye tartışmalar var. Büyüme devam ediyor ve devam edecektir. Birinci yarıda gözükenden ikinci yarıda daha yüksek büyüme ortaya çıkacaktır” görüşünü savundu.
KDV VE ÖTV İNDİRİMİ YOK
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Maliye Bakanı, KDV indirimi ve petrol ürünlerinde ÖTV ve KDV indirimi düşünmediklerini belirterek şunları söyledi:
“Bakan arkadaşlarımız zaman zaman KDV ve diğer vergi indirimlerini arzu ederler. Bakanlığımızın politikalarında mali disiplin esastır. Vergiler inince hemen fiyatlar değişecek diye birşey söz konusu değil. KDV indi, dershane ücretlerinde çok fazla birşey olmadı. EPDK Başkanı’nın söylediği ÖTV inerse… Benzin, akaryakıtta aldığımız maktu vergidir. Fiyat arttıkça bizim vergimiz artmıyor, oransal olarak düşüyor. Yılbaşından beri vergi artmıyor.”
“FAİZ ÖDEMESİ 50 MİLYAR YTL’NİN ALTINDA OLACAK”
Faizdışı fazla konusunda sorun olmadığını, bu şekilde performans gösteren bir ülkenin dünyada kolay kolay gösterilemeyeceğini ifade eden Unakıtan, başlangıçta 2005 bütçesi için öngörülen 56 milyar YTL’lik faiz ödemesinin yılsonunda 50 milyar YTL’ler seviyesinde, hatta daha aşağıda olacağını söyledi.
“PRİM YÜKÜ FAZLA, ÇALIŞMA YAPIYORUZ”
Unakıtan, istihdam üzerindeki sosyal güvenlik prim yükünün fazla, ancak vergi yükünün fazla olmadığını savunurken, sosyal güvenlik primleriyle ilgili çalışmaları da başlattıklarını söyledi. Unakıtan, bu konuyla ilgili Çalışma Bakanlığı, Hazine ve DPT’yle çalıştıklarını kaydetti.
Borç stoku 323.6 milyar YTL’ye çıktı
Hazine, Haziran sonu itibariyle konsolide borç stokunun geçen yıl sonuna göre, 7.1 milyar YTL artarak 323.6 milyar YTL seviyesinde gerçekleştiğin açıkladı.
Bu dönemde iç borç stoku 10.3 milyar YTL artarken, dış borç stoku 3.2 milyar YTL azaldı.
Konsolide iç borç stoku Haziran sonu itibariyle 234.8 milyar YTL’le ulaşırken, konsolide bütçe dış borç stoku 5.2 milyar YTL azalarak 88.8 milyar YTL’ye geriledi.
BORÇ SERVİS PROJEKSİYONU
2005 Temmuz-2006 Haziran dönemine ilişkin konsolide bütçe iç borç geri ödemeleri 151 milyar YTL olarak öngörülüyor. Bunun 114.8 milyar YTL’si ana para 36.2 milyar YTL’si de faiz ödemelerinden oluşacak.
Bu dönemde dış borç geri ödemelerinin tutarı 23.6 milyar YTL olarak planlanıyor. 2006-2010 yılları arasında yüzde 38.3 milyar dolar anapara 14.1 milyar dolar faiz olmak üzere toplam 52.4 milyar dolar tutarında dış borç servisi öngörülüyor. Bu yılın ilk yarısında Türkiye Cumhuriyeti adına yaklaşık 115.4 milyon dolar tutarında 4 hibe sağlandı. Türkiye ise yılın ikinci üç ayında 1.2 milyon dolar tutarında hibe verdi.
İÇ BORÇTA REEL FAİZ
Geçen yıl sonunda yüzde 9.5 olarak gerçekleşen iç borç stokunun beklenen yıllık reel faizi bu yılın ilk yarısında yüzde 9.1 ile yüzde 10.5 arasında dalgalandı.
KAMU NET BORÇ STOKU
Geçen yıl sonu itibariyle 272.2 milyar YTL olan kamu net borç stoku da, bu yılın ilk çeyreğinde 2.7 milyar YTL artarak 274.9 milyar YTL’ye ulaştı.