Bütçe Makaleleri

Kamu Bütçesi Ç.Ü.İİBF Maliye

Halının altı doldu

Dün ekonomiyle ilgili iki rakam açıklandı. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, 25 Haziran itibarıyla ihracatın 12 aylık dönemde 70 milyar doları aştığını, yıl başından bu yana geçen 6 aylık sürede de yüzde 21 artışla 34.4 milyar dolar olduğunu söyledi.
Devlet İstatistik Enstitüsü de, üç aylık dönemler itibarıyla işsizliğin mart ayında yüzde 11.7′den yüzde 10.9′a gerilediğini açıkladı. DİE’ye göre işsiz sayımız 2 milyon 750 binden 2 milyon 594 bine düştü. Mart ayında 156 bin kişiye iş kapısı açıldı.
Bunlar güzel rakamlar. Rakamlar güzel de, ekonomide bir sıkıntı var ki, bunu her fırsatta dile getiriyoruz. Döviz kuru, maalesef arızalı. Türk Lirası değer kazanıyor. Ancak buna rağmen ihracat artıyor. Tabii ithalat daha hızlı artıyor, döviz açığı büyüyor, ama yine de döviz kuru yükseliyor.
Bunun ciddi bir sorun olduğunu en çok gündeme getiren üç kişiyiz. Hürriyet’ten büyüğümüz Ege Cansen, Milliyet’ten büyüğümüz Güngör Uras ve ben, bıkmadan usanmadan, değerli Türk Lirası sorununu yazıp çiziyoruz.
Dün Milliyet’ten Güngör Uras ağabeyimiz, 2001 Mayıs ayından, 2005 yılı Mayıs ayına kadar geçen sürede enflasyon (tüketici fiyatları endeksi) ile dolar fiyatını 2001 yılı Mayıs ayını 100 baz alarak bir endeks hazırlamış. Buna göre enflasyon beş yılda 226, dolar ise 118 olmuş.
Her fırsatta yazıyoruz. Paranın değer kazanmasının sağlıklı olabilmesi için, o ülkenin bütçe açığının olmaması, döviz gelir ve giderlerinin dengede olması ve enflasyonunun olmaması lazım. Bizde hepsi mevcut. Bütçe açığı azalıyor ama hala var. Cari açığımız büyüyor. Yani ihracat, turizm, taşımacılık gibi gelirlerimiz, ithalatımızı, yurtdışına çıkan Türklerin turizm harcamalarını karşılayamıyor. Enflasyonumuz düşüyor ama yine de var.
Fakat piyasada döviz bolluğu da var. O nedenle de Türk Lirası değer kazanıyor. Piyasadaki döviz bolluğunun nedeni de belli. Türkiye’nin iç borçları yüksek. Borcu yüksek olduğu için, geçmiş yıllara göre düşmüş olmasına rağmen, Hazine yüksek reel faizle borçlanıyor. Bunun için de yurtdışından Türkiye’ye sıcak para akıyor. Güngör ağabey, yüksek reel faiz, ‘döviz sorununu halının altına süpürüyor’ diye çok güzel bir benzetme yapmış.
Sıcak para, ne zaman patlayacağı belli olmayan saatli bomba gibidir. Bunun risklerini 2001 krizinde yaşadık gördük. Kaçtı mı fena çarpıyor. Diğer taraftan yüksek reel faizin faturası, iç borcun büyümesine neden oluyor. Aslında devletin borç alarak yaptığı her türlü harcama ve faiz ödemesi, halktan alınan bir vergidir. Bu vergiyi bugün değil, gelecekte öderiz. Yüksek reel faiz aynı zamanda gelir dağılımının bozulmasına, yatırım ikliminin zedelenmesine de neden oluyor. Yüksek reel faizin neden olduğu değerli Türk Lirası’na rağmen ihracatımız artıyor ama ithalatımız daha fazla artıyor. Sanayicinin ve turizmcinin rekabet gücü zayıflıyor.
Geçenlerde yazmıştım. Bir kez daha tekrarlayayım. Paramız değerli ama Kapıkule’den dışarı çıktığımızda bir çiklet bile alamıyor.
Kötümser olmak istemiyorum ama, iyi çıkan ihracat ve işsizlik rakamlarına bakıp tedbiri elden bırakmayalım diye bunları yazıyorum. Tedbir ne diyorsanız bütçe açığının kapanmasıdır. Bu da Türk halkının, daha fazla vergi vermesi anlamına gelir ki, başka da çare yok.

MERİÇ KÖYATASI

Haziran 28, 2005 - Yazan: butce | AKŞAM, AKŞAM-2005, AKŞAM-2005-HAZİRAN | | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın