Bütçe Makaleleri

Kamu Bütçesi Ç.Ü.İİBF Maliye

İç piyasalardan borçlanma artıyor

Geçtiğimiz hafta sonu konsolide bütçenin temmuz sonu itibariyle borç stoku rakamları yayımlandı. Aşağıdaki tabloda bu yılın ilk yedi aylık döneminde borç stokundaki değişme rakamları bütçe açıklarıyla birlikte yer alıyor.

KONSOLİDE BÜTÇE TOPLAM BORÇ STOKUNDA DEĞİŞME
(Milyar TL) Ocak – Temmuz
Faiz Dışı Denge 19.108.828
Bütçe Dengesi -15.928.620
Toplam Borçlanma 17.219.685
İç Borç Stokunda Artış 17.582.583
Piyasa 26.480.841
Kamu Kesimi -8.898.258
Dış Borç Stokunda Artış (*) -362.898
Kredi -62.708
Uluslararası Kuruluşlar 1.363.399
(IMF Kredisi) 76.905
Hükümet Kuruluşları -839.050
Ticari Bankalar -587.057
Tahvil -300.190

(*) Aylık dolar cinsinden değişmeler ay sonu kurları ile TL’ye çevrilerek toplanmıştır.
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı verilerinden hesaplanmıştır

İlk yedi aylık dönemde bütçede 19.1 katrilyon liralık faiz dışı fazla verilmesine karşın faiz ödemeleri nedeniyle bütçenin finansman ihtiyacı 15.9 katrilyon lira olmuş. Hazine bu finansman ihtiyacına karşılık 17.2 katrilyon liralık net borçlanma yapmış.

Borçlanmanın kaynaklarına baktığımızda ise bu finansmanın tamamının iç borçlanmayla sağlandığını görüyoruz. Bu dönemde dış borçta net geri ödeyici olmuşuz.

İç borç stokunun açılımına baktığımızda ise Hazine’nin kamuya olan borcunu 8.9 katrilyon lira azalttığını görüyoruz. Bu gelişme büyük ölçüde kamu bankalarına ve TMSF’ye 2001′de yaşanan kriz sonrasında oluşan zararların karşılığında verilen kamu kağıtlarının geri ödemesinden kaynaklanıyor. Hazine 2001 yılında üstlenmek zorunda kaldığı, mali krizin zararlarını halen ödüyor. Bu durumda da sadece bütçe açığı için değil, aynı zamanda bu zararlar için de finansman sağlamak durumunda. Bunu da ilk yedi ayda büyük ölçüde iç piyasalardan borçlanarak sağlamış. Nitekim bütçeden gelen 15.9 katrilyon liralık borçlanma ihtiyacına karşılık Hazine’nin piyasalardan net borçlanması 26.5 katrilyon lira olmuş.

Aşağıdaki diğer tablodan piyasaya ihraç edilen borçlanma kağıtlarının yüzde 69′unun yatırım fonları ve yurtdışı yerleşikleri de içeren banka dışı kesimler tarafından alınmış olduğu dikkati çekiyor.

BANKA DIŞI KESİMLERİN ELİNDEKİ DİBS STOKUNDA DEĞİŞME
( Milyar TL)  

Ocak – Temmuz
Banka Dışı Kesim  

12.870.123
Menkul Kıymet Yatırım Fonları  

1.477.947
Yurtdışı Yerleşikler  

3.931.417
TOPLAM  

18.279.487

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı verilerinden hesaplanmıştır.

Türkiye’de standart borç oranları hızla düzeliyor. Ancak mevcut finansman yapısı piyasalara olan iç borç stokundaki gelişmelerin de yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Yılın ilk yedi ayında iç piyasalara olan kamu borç stokunda gerçekleşen artış yüzde 26 olmuş. Bu, söz konusu dönemde enflasyon ve büyüme artışları dikkate alındığında gerçekleşen gelir artışının oldukça üstünde. Aynı durum M2Y artışlarına bakıldığında da görülüyor. Dolayısıyla bu süreç büyük ölçüde banka dışı yatırımcıların, portföylerinde DİBS payını artırmaları suretiyle gerçekleşmekte. Bu kesimlerin iç borçlanma kağıtlarına olan iştahının sürmesi, mevcut finansman yapısının devamı bakımından önemli. Bu nedenle de enflasyondaki düşmeye bağlı olarak risk primindeki hızlı gerilemeye rağmen kamu borcunun reel faizi çok daha yavaş düşüyor. Diğer taraftan bu kesimlerin risk algılamasını artırmamak da gerekiyor.

Hem bu finansman yapısını sürdürebilmek hem iç piyasalar üzerindeki borç baskısını dış borçlanmayla dengeleyebilmek bakımından ekonomide kırılganlıkları azaltacak politikaların kararlılıkla sürdürülmesine ihtiyaç var. Bu nedenle dış çapayla desteklenen bir programın sürdürülmesi, yapısal reformlara hızla devam edilmesi, iç ve dış dengeyi koruyacak tedbirlerin gecikmeden alınarak ekonomideki risklerin azaltılması büyük önem taşıyor.

Merih Celasun hocamıza…
Türkiye’nin ekonomi alanında yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından birini Prof. Dr. Merih Celasun’u yitirdiğimizi bu yazıyı kaleme alırken öğrendim. Hem kamuda hem de bilim dünyasında çalışmış olmanın olgunluğuyla Türkiye’nin son dönemde yaptığı istikrar programlarına düşünce ve eleştirileriyle önemli katkıları olan hocamıza tanrıdan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

FAİK ÖZTRAK

Ağustos 27, 2004 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2004, MİLLİYET-2004-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

İktidar olmak ne demek?

Ekonomi yazarı Güngör Uras Ağabeyim (Tevfik Güngör ve Ali Rıza Kardüz’ün de yakın akrabasıdır) dünyanın en hoş sohbet adamıdır. Kendisi ile seyahat etmenin ve yemek yemenin keyfine doyum olmaz. Ama son zamanlarda ‘Ulusal Gırgır Ödülünü’ almayı hakeden yaklaşımlar içinde, sanırım beni öldürmeye teşebbüs ediyor. ‘Yapma be Güngör Ağabey!’ diyorum, gülmemi tutamadığım için geberip gideceğim, bir tarafım patlayacak.

Haziran bütçesi ilan edildiğinde Güngör Ağabey Ayşe Hanım Teyze ve Ali Rıza Bey’e hitaben yazdığı yazıda (yazıları hep bu kişilere yazar, Temel veya Ümmü, Balçiçek veya Eylem gibi isimleri olan kahramanları pek sevmez) sıkı bütçe performansı sergileyen hükümetin ‘bol kese harcama yapmadığı için iktidar olamadığını’ belirtmişti. Temmuz bütçesi ilan edildiğinde de Maliye Bakanı’na ‘yıldızlı pekiyi’ verilmesi gerektiğini gündeme getirdi! Güngör Ağabeyim sağolsun, başımızdan eksik olmasın da (bizi de hep yanında ‘attaya’ götürsün), perhiz ile lahana turşusunu da karıştırmasak diyorum! Bence iç borçları değil Güngör Ağabeyi yeniden yapılandırmamız, bir ‘rektifiye’ gerekiyor!

Aşağıda temmuz ayı bütçe gerçekleşmeleri var. Çok çarpıcı iki veri mevcut!

Faiz dışı dengede yıllık hedef 20.2 katrilyon, hedefin yüzde 94.5 düzeyine yedinci ayda 19.1 katrilyon ile varmışız.

Bütçenin genel dengesi de 45.8 katrilyon açık hedeflemiş. Bu hedefin ise sadece yüzde 34.8 kadarı gerçekleşmiş. Yani sadece 15.8 katrilyonluk bir toplam açık düzeyindeyiz.

Özetle çok iyi gitmekteyiz.

Türkiye değişiyor ve normalleşiyor. Tabii bu çabuk, kolay veya ucuz olmuyor. Sosyal maliyet çok yüksek oldu. Ama iktidar olmak, eski Türkiye’de açığı büyütmekti. Bugün ise açığı küçültmek anlamına geliyor. Toplum bunu öğrenmek zorunda. Köşe yazarları dahil.

Tabii bizim tanımımızla bütçe açığı ile IMF tanımı ile ‘açık farklılığı’ gibi sorunlar var. Petrol fiyatlarındaki artışın etkileri tabii ki olacak. KİT’lerden gelebilecek etkiler, özelleştirme yapamamamız gibi potansiyel sorunlar ek vergi önlemi gerektirebilir. Mali iyileşmenin bir kısmının vergi dışı gelir toplanarak olması da bazılarını rahatsız edebilir. Ama şartlara göre maşallahımız var, üçüncü yıldır peş peşe sıkı maliye politikası ile gidiyoruz! Maliye politikalarında ‘Yıldızlı pekiyi’ hak ediyoruz!

2004 yılı konsolide bütçe gerçekleşmeleri (kat. TL)

Temmuz Toplam 2004 Bütçe Hedefin

(Ocak-Temmuz) Tahmini Yüzdesi

Harcamalar 12.2 76.6 149.9 51.1 %

Faiz Hariç Harcama 6.8 41.6 83.9 49.5 %

Personel Giderleri 2.5 17.1 28.6 59.8 %

Faiz Harcamalar 5.4 35.0 66.1 53.0 %

Cari Transferler 2.2 15.5 27.5 56.6 %

Gelirler 10.9 60.7 104.1 58.3 %

Bütçe Dengesi -1.3 -15.9 -45.8 34.8 %

Faiz Dışı Denge 4.1 19.1 20.2 94.5 %

DENİZ GÖKÇE

Ağustos 14, 2004 Yazan: butce | AKŞAM, AKŞAM-2004, AKŞAM-2004-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Maliye Bakanı’na yıldızlı “pekiyi”

Halktan topladığı vergileri “icra – i hükümet” için harcayacak yerde, harcamaları keserek, yıllık “faiz dışı fazla” hedefine yedi ayda ulaşan Maliye Bakanı’na IMF’ciler yıldızlı “pekiyi” vermeyecek de kime verecek?

Maliye Bakanı yedi aylık bütçe uygulamasını açıkladı. Yedi ayda Maliye vergi toplamakta o kadar “başarılı” ki on iki aylık gelir hedefinin yüzde 73.6’sı gerçekleşmiş. Yedi ayda Maliye halka hizmet götürenlere para vermekte o kadar “cimri” ki on iki aylık harcamanın yedi ayda sadece yüzde 40.5′i yapılabilmiş. Bu sayede Maliye IMF’nin on iki ayda ulaşılmasını istediği 20.2 katrilyon liralık “faiz dışı fazla” hedefine yedi ayda ulaşmış.
Maliye hizmete para verememeyi göze alarak, bütçede öngörülen açığı küçültme arayışında, hizmet için borçlanmayı da kısmış.

Bu tablo Maliye bakanı için “gerçekten” başarı tablosudur.
Çünkü Maliye Bakanı’nın normalde iki görevi vardır: (1) Vergi vermek istemeyeni köşeye sıkıştırarak para toplamak. (2) Para harcamak için Maliye Bakanlığı kapısında sıraya girenlere imkan ölçüsünde para vermek. IMF bağlantıları bu iki göreve bir üçüncüsünü ekledi. (3) Daha çok vergi toplayarak, halka daha az hizmet vererek “faiz dışı fazla” adı altında kaynak yaratarak bununla faiz ödemelerini aksatmadan yerine getirmek.
Maliye Bakanı’nın bu başarısının arkasında Başbakan var. Başbakan bu politikayı desteklemese Maliye Bakanı’nın tek başına bunları yapabilmesi imkansızdır.
Çünkü Maliye Bakanı için başarı göstergesi olan bu tablo, halk için “Siz hükümetten hizmet almak için daha çok beklersiniz” mesajıdır.

Tabii ki ülkenin uzun dönemli sorunlarını çözmek önemlidir. Tabii ki, ülkenin çıkarı, kişilerin çıkarının önünde koşar. Ama ne var ki, insan ömrü kısadır. Zaman akıp gidiyor. “Yarın olsun, yarın olsun” diye günler geçiyor. Halkımız “ahir ömründe” bu ülkede iyi şeyler olsun istiyor. Daha iyi hastane, daha iyi okul, daha iyi mahkeme, daha iyi yol bekliyor. İş istiyor, aş istiyor. Daha iyi yaşamak istiyor.

Verdiği verginin kendisine hizmet olarak dönmesini düşlüyor. Verdiği verginin “yüksek reel faiz yoluyla” birilerini zengin ettiğini, buna karşılık kendisinin gün geçtikçe fakirleştiğini görünce üzülüyor.

Maliye Bakanımızın “Bu kadar otomobil satılıyor, bunları ‘Merihliler mi alıyor?” diyerek “belki bilmezden ve görmezden geliyor” ama halkımız “yüksek reel faiz gelirinin” gelir dağılımını nasıl rezil ettiğini, bazı insanların o gün yiyecekleri ekmeği 3 ay vadeyle 3 taksitte borçlanarak satın almak zorunda kalırken, yüksek reel faiz geliri alanların 150 – 200 bin euro değerindeki otomobilleri nasıl satın aldıklarının farkında…

Şimdi gelelim en önemli soruya: “Ne yapmak lazım?” Cevap: “Eğer, (halk anlatımıyla) iki yıl – üç yıl kemer sıkmakla, Maliye Bakanı’nın vergiyi artırmak – hizmeti kısmaktaki başarısını iki yıl – üç yıl sürdürmekle düze çıkabilecek olsak, sesimizi keserek, kalemimizi kırarak oturup bekleyelim. Ama bu tabloda çıkış şansı yok. Bu tablo sadece borçları “kazasız belasız döndürme” imkanı yaratıyor. Borç stoku (maalesef) küçülmüyor. İki yıl – üç yıl daha beklersek “her şey düzelecek” ümidi yok. Bu tablonun alternatifi “faiz dışı fazlayı azaltalım veya unutalım” değil. Para musluklarını açalım, isteyene para dağıtalım değil. Alternatif, “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına” türküsü çağırarak “körün değneği” gibi standart IMF talimatlarına dayanarak bir meçhule doğru yürümek yerine, “gözümüzü açarak” kısa, orta ve uzun dönemli stratejilerimizi belirlemek, bu stratejilere uygun kaynaklar / harcamalar dengemizi kurmaktır. Bu ise iç borçlarda yeniden yapılandırma olmadan gerçekleşemez. Önünde sonunda biz iç borçları yeniden yapılandıracağız. Bunu ne kadar önce yaparsak hem “maliyet” ucuz olur, hem “acı”sı az olur. Geciktikçe fatura büyüyor. Bilmem durumu arz edebiliyor muyum?

GÜNGÖR URAS

Ağustos 13, 2004 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2004, MİLLİYET-2004-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Aşırı iyimserliğe bağlı kırılganlık

Bu hafta açıklanan ödemeler dengesi rakamları haziran ayında 12 aylık cari işlemler açığının 11.7 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını gösteriyor.

ÖDEMELER DENGESİ
Milyon $ 03-q2 03-q3 03-q4 04-q1 04-q2
TOPLAM FİNANSMAN 8970 11151 11883 16974 20224
Doğrudan Yatırımlar 440 259 76 450 1087
Portföy Yatırımları 1061 3136 2569 4697 4748
Uluslar. Para Fonu Kredileri 2602 256 -50 -1052 -2184
Uzun Vadeli Yükümlülükler 682 1059 23 1702 3871
Kısa Vadeli Yükümlülükler 711 3290 4290 4779 6901
Net Hata Noksan 3474 3151 4975 6398 5801
 

 

 

 

 

 

TOPLAM KULLANIM 8970 11151 11883 16974 20224
CARİ İŞLEMLER HESABI 5166 4805 6850 9264 11705
Bankaların Döviz Varlıkları -2180 -1804 -724 2253 2715
TCMB Rezerv Varlıkları 4297 6783 4047 4494 4361
Diğer Varlıklar 1687 1367 1710 963 1443

Yukarıdaki tabloya baktığımızda son bir yılda cari açık kadar hızla artan bir başka kalem de kısa vadeli yükümlülükler ve net hata noksan kaleminin toplamından oluşan kısa vadeli sermaye hareketleri. Cari açığın ekonominin hassas karnı olarak tanımlanmasında bu finansman biçimi de önemli bir rol oynuyor. Kısa vadeli sermaye hareketlerindeki ani iniş ve çıkışlar bize benzeyen ekonomilerde ciddi sorunlara yol açıyor.

Cari açık iç talebe dayalı hızlı büyümeden kaynaklanıyor. Haziran ayı üretim rakamları hızlı büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Bu hafta açıklanan bütçe rakamlarına göre ise ilk yedi ayda faiz dışı fazla hedefinin yüzde doksanından fazlası gerçekleşmiş.

KONSOLİDE BÜTÇE TEMMUZ GERÇEKLEŞMESİ
Milyar TL 2003 2004 Artış
Harcamalar 82.608.800 81.905.275 -0.9
Faiz Hariç Harcama 42.723.503 46.867.827 9.7
Gelirler 53.212.822 65.976.655 24.0
Vergi Gelirleri 44.056.062 53.622.018 21.7
Bütçe Dengesi -29.395.978 -15.928.620 -45.8
Faiz Dışı Denge 10.489.319 19.108.828 82.2

Not: 2004′te Ret ve İadeler dahil

Bütçe büyüklükleri kamunun ciddi bir tasarruf artışı gerçekleştirdiğini gösteriyor. Dış açıktaki ve kamu tasarruflarındaki artışlar özel kesimin tasarruflarında bir azalışa işaret ediyor.

Aslında bizim gibi birçok ülkede krizlerden sonra ortaya çıkan bu gelişme, özel kesimin ileriye dönük beklentilerinde yaşanan hızlı iyileşmeden kaynaklanıyor. Bireyler ileriye dönük gelir beklentileri arttıkça hem krizde güvenlik nedeniyle tuttukları tasarrufları azaltıyorlar hem de mevcut tasarruf eğilimlerini düşürüyorlar. Bu süreç, dış tasarruflarla desteklendiği ölçüde hızlı bir talep artışına yol açıyor. Talebin tüm mallara yayılmayan yapısı da bu görüşü doğruluyor.

Mali piyasalarda ise, ileriye dönük beklentilerdeki iyileşmeye bağlı olarak yüksek faizlerdeki hızlı düşme beklentisi, kamu kağıtlarında kısa vadede ciddi sermaye kazancı imkanı sağlıyor. Uluslararası piyasalardaki risk iştahıyla birlikte bu gelişme yurtdışından kısa vadeli sermaye girişini hızlandırıyor. Buna bağlı olarak artan cari açığa rağmen yerli paranın değer kazanması, ithal malların yerli mallara göre nispi olarak ucuzlamasına yol açarak, iç talebin dış dengeyi bozucu etkisini artırıyor.

Bu gün yaşadığımız süreç ekonomiyle ilgili beklentilerin çok hızlı düzelmesinden kaynaklanıyor. Ancak cari açıktaki bozulmanın sürmesi, yatırımcı bekleyişlerinde kötümserliğe ve kendi kendini besleyen hızlı bir istikrarsızlık sürecine yol açabilir.
İlk altı aydaki gelişmeler büyüme hedefinin önemli ölçüde aşılacağını gösteriyor. Bu nedenle nominal faiz dışı fazla hedefi anlamını yitiriyor. Bu çerçevede ilk yedi aydaki sıkı maliye politikasının yılın kalan bölümünde de aynen devam etmesi önemli. Diğer taraftan Türk Lirası’nın değer kazanmasına yol açan kısa vadeli sermaye girişini yavaşlatacak tedbirler bundan sonra daha da önem kazanıyor. Bunların yanında ekonomik reformlarda atılacak kararlı adımlar cari açık artışının yol açtığı endişeleri azaltacaktır.

Aşırı iyimserliğin ekonomide kırılganlıkları artırdığı bir dönemden geçiyoruz. Doğru politikaları hızla ve kararlılıkla uygulamaya her zamandan fazla ihtiyacımız var.

FAİK ÖZTRAK

Ağustos 13, 2004 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2004, MİLLİYET-2004-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

Bütçe 7 ayda 15.9 katrilyon açık verdi

Konsolide bütçe temmuzda 1.3 katrilyon lira açık verdi. Ocak temmuz dönemindeki açık 15.9 katrilyon lirada kalırken, temmuzda 4.1 katrilyon lira olan faiz dışı bütçe fazlası ise yılın ilk yedi ayında 19.1 katrilyon lira ile yıl sonu hedefine yaklaştı.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın verdiği bilgiye göre temmuzda konsolide bütçe gelirleri yüzde 36 oranında artarak 10.9 katrilyon liraya yükselirken, harcamalar yüzde 3.1 azalarak 12.2 katrilyon liraya geriledi. Temmuz da bütçe 1 katrilyon 343 trilyon lira açık verirken, faiz dışı harcamalarda yaşanan yüzde 10.2’lik azalma nedeniyle faiz dışı fazla 4.1 katrilyon lira olarak gerçekleşti.

Ocak-Temmuz döneminde ise toplam bütçe gelirleri 60.7 katrilyon lira, bütçe gelirleri de 76.6 katrilypon lira olarak gerçekleşti. Bütçe çığının 19 katrilyon 929 trilyon lira olduğu ocak-temmuz döneminde faiz dışı fazla ise 19 katrilyon 109 trilyon lira oldu.

Maliye Bakanı Unakıtan, yılın ilk yedi ayındaki bütçe gelirlerinin yılın tümün için öngörülen gelir hedefinin yüzde 58.8’ine, bunun içerisindeki vergi gelirlerinin de hedoefin yüzde 55.3’üne ulaştığını bildirdi.

Ağustos 10, 2004 Yazan: butce | HÜRRİYET, HÜRRİYET - 2004, HÜRRİYET - 2004 - AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok

İlaçta devlet ‘büyük acılı’

Bir ilacın, depoya 88 milyon liraya, üniversite hastanesine 173 milyon liraya, devlete ise 230 milyon liraya satılması, dikkatleri ilaç üreticilerinin devletle ilişkilerinin üzerine çekti.
Büyük bir ilaç üreticisi bana, Türkiye’de üretilen ilacın (reçeteli ve reçetesiz satılan tüm ürünlerin) yüzde 75 dolayındaki kısmının devlete satıldığını söyledi.

Bulabildiğim kaba rakama göre ilaç sektöründe yılda 7 katrilyon lira dolayında ilaç satılıyor. Devlet yılda 5.5 katrilyon lira dolayında ilaç parası ödüyor.

Türkiye’de devlet adına farklı kuruluşlar ilaç satın alıyor. Sağlık Bakanlığı hastaneler için ihale açıyor. Emekli Sandığı ve Bağ – Kur eczanelerle anlaşarak ilaç alıyor. SSK kendi alım yapıyor. MSB ve üniversite hastaneleri de büyük alıcı.

Halkımız ilacın devlete kaç paradan satıldığına değil, bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumundan, hekimin yazdığı ilacı kolaylıkla alıp alamadığına bakıyor.
Üç önemli sosyal güvenlik kuruluşunun, üyelerine dönük ilaç hizmeti politikası arasında büyük farklılıklar var.

Emekli Sandığı’nın kişi başına yıllık sağlık harcama faturası 320 dolar iken, bu fatura Bağ – Kur üyeleri için 115 dolar, SSK üyeleri için 75 dolar dolayında.

Pahalı faturayı halk ödüyor
Bu farklı faturaların kaynağı kurum politikaları. SSK politikasına göre üyelere her ilaç verilmiyor. Bağ – Kur bu konuda daha esnek. Emekli Sandığı üyelerine ise istedikleri ilaç kolaylıkla veriliyor.

Bütün bunların sonunda faturayı devlet, ama gerçek anlamda halk ödüyor. Sosyal güvenlik kuruluşlarının normal olarak giderlerini, üyelerinden topladıkları primlerle karşılamaları gerekir. Fakat ilaç faturalarının ve de diğer ödemelerin ağırlığı o kadar büyük ki, bu kurumlar açık veriyor. Açık vermeleri demek üyelerine ilaç parası ve emekli maaşı ödeyememeleri demek.

Açık verdiklerinde hizmetlerinin aksamaması için devlet mecburen bu kuruluşlara para akıtıyor.

2004 yılının ilk altı ayında devletin bütçesinden açıkların kapatılması için Emekli Sandığı’na aktarılan para 4.2 katrilyon lira. Bağ – Kur’a aktarılan para 2.5 katrilyon lira. SSK’ya aktarılan para 2.4 katrilyon lira. Toplayınız üçünü; 9.1 katrilyon lira ediyor.
Yılın ilk altı ayında bütçeden faiz hariç toplam harcama 34.7 katrilyon lira. Bundan personel ücretlerine giden para 14.6 katrilyon lira. Yatırımlara ayrılabilen para 1.2 katrilyon lira… Faiz hariç altı aydaki toplam bütçe ödeneklerinin yüzde 26’sının, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapamak için kullanılması çok olumsuz bir gelişme.
Ülkede ilaç sanayiinin yaşaması önemlidir ama, ilaç fiyatlarındaki çarpıklık sonucu sosyal güvenlik kurumları sağlıksız duruma düşer, bütçe altüst olursa, bundan sadece halk değil, sonunda ilaç sanayii de zarar görür.

GÜNGÖR URAS

Ağustos 5, 2004 Yazan: butce | MİLLİYET, MİLLİYET-2004, MİLLİYET-2004-AĞUSTOS | | Henüz Yorum Yok